15 Mayıs 2008 Perşembe
3 KADIN
Konumuz ÜÇ KADIN...Bizi etkileyen,hayatımızda yeri olan.Ama tanıdıklarımızdan olmayacak... Hazırsak başlayalım mı?
1) BUKET UZUNER : Kumral Ada MAvi Tuna ile başladı yolculuğumuz,İki Yeşil Su Samuru ile devam etti ve sonra da Anneleri Babaları ve diğerleri...Kumral Ada MAvi Tuna'nın hayatımda çok çok özel bir yeri vardır demiştim ya daha önceki kitap sobesinde de..İşte aynen öyle..Genç kızlığa adım attığım o yıllarda öyle güzel izler bıraktı ki bende...
2) İNCİ ARAL : Aslında beni etkileyen bu 3. kadın yeni girdi hayatıma...İyi ki girdi diyorum hem de :) Şu anda İNCİ ARAL'ın UNUTMAK isimli kitabını okuyorum.ASlında biraz sondan başlamış gibi oldu ama sanki çok da isabetli oldu.Hayatı ile ilgili ayrıntıları anlattığı bir anlatı aslında bu kitap yani bir röportaj ya da söyleşi gibi de ama sanki kendi kaleminden dökülen bir roman aynı zamanda...Okumak isteyenler olacağını düşünerek daha fazla ayrıntıya girmemeyi yeğliyorum. Bundan sonraki hayatımda yeri olmasını istediğim ve uzun yıllardır kaybettiğim bir tadı yakalamamı sağladığından ötürü özel benim için...Şimdiden sonra bütün kitaplarını okumak istiyorum...
3 ) HÜLYA KOÇYİĞİT : Küçükken Türk filmlerini izlemeye bayılırdım...Özellikle de Hülya Koçyiğit'in filmleri...Nedense her zaman o narin çıtı pıtı koşuşu,güzel saçları ve masum yüzü çok hoşuma giderdi...Hala da gider...Bana göre yılların eskitemediği çok asil bir kadın. Benden bu kadar...
Sanırım sobelenmemiş kimse kalmamıştır bu konuda o yüzden ben de kimseyi sobelemiyorum :)
Bir aksilik olmazsa haftasonu Öykü Atölyesi'ndeki yeni kelimemizle MASAL ile ilgili yazacağım.
30 Nisan 2008 Çarşamba
KİTAP KURDU
Öncelikle şunu söylemek zorundayım...BEn bir kitap kurduyum :) Çocukluğumdan beri en büyük hobimdir kitaplar....Okurken kitabın sayfaları içinde kaybolur kahramanlarının yerine geçerdim tek tek...
Okuma aşkı bende okumayı ilk söktüğüm anlardan itibaren başladı..1. sınıftayken okumayı ilk sökenler arasında yumurtam çatlamıştı ( O zamanlar öğretmenimiz sınıftaki herkes için bir yumurta yapmıştı ve herkesin adı yazılıydı yumurtasında okumayı sökenin yumurtası çatlayıp içinden civcivi çıkıyodu )
Kitap okumaya aslında kendi çapımda ciddi yapıtlardan başlamıştım; mesela ilkokulda okuduğum ilk kitaplar arasında Victor Hugo'nun Sefiller'i vardı.Mark Twain'in Tom Sawyer'ına ise hayranlık ötesi bir sevgim vardı...Onun o özgür ruhu çok hoşuma giderdi ve örnek de alırdım onu.Hatta kitabımın kapağında Tom Sawyer'in ayakları çıplak yerde yarı yatar pozisyonda ve ağzında bir ot parçası kafasında şapkası olduğu haldeki resmini hala unutmam...
Ortaokul yıllarında kitap sevgimin en üst düzeylere çıktığını hatırlıyorum.Odamızda bir ranzamız vardı,alt katında kardeşim üst katında ben yatardık.Geceleri yatarken mutlaka kitap okumak alışkanlığım vardı o zamanlar.Hatta bazı geceler okuduğum kitaba kendimi öyle kaptırırdım ki kitap biterdi ve bu bitiş anında güneş çoktan doğmuş olurdu.Sonunda ne mi olurdu? Okula uykusuz giderdim :) O Çalıkuşu beni kaç gece uykusuz bıraktı ard arda :) Ahh Feride ahh,senin peşinden maceralarını takip edeceğim diye okulda uyukladım kaç gün....:)
Lisede de bu aşk devam etti tabi ki hiç şüpheniz olmasın.Bu yıllarda Buket Uzuner'le tanıştım.. Kumral Ada MAvi Tuna hayata,aşka ve insan ilişkilerine bakışımı çok ciddi şekilde etkileyen ve bana yön veren müthiş bir kitaptı...İleride kesinlikle çocuklarımın okumasını istediğim ve her daim kütüphanemde yer alması gereken bir kitaptır benim için...
Bu arada şunu da özellikle belirtmek isterim.Hayatta en nefret ettiğim şeylerden biridir kitaplarımı başkalarıyla paylaşmak.... Geçmişte birkaç kez çok sevdiğim kitapları okunması için verdiğim ve bir daha geri gelmedikleri için artık kitap emanet ederken çok titizlik göstermek zorunda hissediyorum kendimi...Hatta zaman zaman garip karşılanacağını bilsem bile kitabı verirken bir sürü kural sayarım.
1) Kitabın sayfaları kıvrılmayacak,katlanmayacak;ayırmak için ayraç kullanılacak.
2) Kitap bükülmeyecek.
3) Kapağı kırılmayacak.
Bir de eğer mümkünse kitabı şeffaf bir jelatinle kaplayıp dışının yıpranmasını engellemeye çalışırım...Biliyorum biraz abartıyorum ama kitaplarım benim en büyük hazinemdir :)
Eşimle tanıştığımızdan beri aldığımız her kitabın kapağından sonraki ilk sayfasına adlarımızın ve soyadımızın baş harflerini ve o günün tarihini atarız.Bu kitaplar da bizim çocuklarımıza mirasımız olacak çünkü...İleride umarım onlar da bizim gibi okumaya tutkun olurlar da bu kitapları severek okurlar.Ben çok isterdim annemden ya da babamdan bana kitaplar kalmasını..Babam bana 30 yıllık kitaplar verdi ama onlar teknik ders kitapları tabi ki...Hatta dedemden kalma bir kitabım var;radyo yapımı ile ilgili :)
Tarihle ilgili romanları da çok severim ben...Medeniyetlerin nasıl kurulduğu,nasıl ilerlediği ne aşamalardan geçtiği,sadece tarihçi gözünden değil de sıradan insanların gözünden de okumak kadar keyiflisi yoktur bana göre...
Özellikle Türk ve Osmanlı tarihi ile ilgili kitapları okumaktan son derece keyif alırım. Hayatımın son iki yıllık döneminde eşim sayesinde Mustafa Necati Sepetçioğlu ve Hüseyin Nihal Atsız ile de tanıştım ve emin olun bu yazarları da okumaktan son derece keyif alıyorum.ASlında ben bir okuma açıyım galiba genelde kitap ayırt etmem;başladığım her kitabı da sonuna kadar mutlaka okurum.
Gezi,tarih,biyografi,yaşanmış olaylar,siyasi,ülkeler tarihi,gerilim romanları...Aklınıza gelebilecek her türlü kitabı okumaktan büyük mutluluk duyuyorum aslında...Ama şu sıralar özelllikle ilgimi çekenler tarih ve siyasetle ilgili olanlar...
Evin her köşesinde bir kitabım mevcuttur.Mutfakta,yatak odasında başucumda,tuvalette ve çantamda.... Sanki kitaplar olmazsa çevremde kendimi eksik hissediyorum.Dedim ya yazmaktan bile büyük bir tutku benim için okumak....
Bak şimdi nasıl da kurtlandım...Hımmmm ben bu haftasonu en iyisi uzun zamandır aklımda olan kitap alışverişine bir gideyim.Aslında kütüphanemde hala okunmamış birkaç kitap var ama hiç önemi yok; mutlaka ama mutlaka okunacak ne de olsa..
Ne kadar da uzun bir yazı oldu bu böyle.Çınarcım; beni nerden yakalayacağını ve bolca yazdıracağını gerçekten çok güzel yakalamışsın senitebrik ediyorum :)
Son olarak kitaplarla ilgili bir hayalimden bahsedip bu yazıyı bu akşam bitirmeyi ve şu an kendimi feci şekilde kaptırdığım kitabı okumak üzere odama yollanmayı düşünüyorum.
Eskiden kendimce bir kütüphanem vardı.Günün birinde bir köy okulundaki çocukların okuyacak kitaba ihtiyacı olduğunu duydum bir öğretmen tanıdığımızdan.Benim için çok değerli olan 2-3 kitap haricinde bütün kitaplarımı büyük özenle sakladığım küçük hayal dünyalarımı sabahlara kadar içinde kaybolduğum bütün hikayelerimi hiç gözümü kırpmadan koliledim ve o köy okuluna yolladım... Bunu yaparken de bu kitapların onların da hayatını benimki gibi değiştirebilmesini onların hayata bakışında bişeyleri yönlendirebilmesini umdum...
Şimdi eski haline baktığımda çok kısıtlı bir kütüphanem var...Gelecekle ilgili isteiğim ise şu...Hani bazı evler vardır...Kocaman salonlarının en büyük duvarı baştan başa kütüphanedir ve kitaplarla doludur ya.İşte ben de öyle kocaman bir evin o en kocaman duvarını baştan aşağı hayatım boyunca okuduğum; okurken hüzünlendiğim,bazen ağladığım,neşelendiğim,kendimi eğittiğim,ders aldığım,kendime yön çizdğim,kısacası hayatımda yer eden bütün kitaplarla doldurmayı diliyorum...Bunu yapacağımdan hiç şüpheniz olmasın :)
Benden bu kadar artık... SOn sözüm;HER KİTAP MUTLAKA İNSANA BİRŞEYLER KATAR,ÖNEMLİ OLAN BU KATTIKLARINI NASIL DEĞERLENDİRDİĞİMİZDİR...
Sobe Notu: Eğer bu sobeyi okuyorsa Ben Ona Resmen Aşığım ve NaneŞekeri'ni sobeliyorum :)
1 Nisan 2008 Salı
ALFABETİK SOBE
A-Aşk: O olmasa anlamsız olurdu iki kişi arasındaki ilişki
B-Başarı: Sanırım bu benim için olmazsa olmazlardan biridir.
C- Canayakın: Yani ben :)
Ç- Çay: Eskiden nefret eder ağzıma sürmezdim;üniversitede kafama bişey düştü sanırım şimdi sabahları o taze çay kokusunu alıp çay içmezsem kendime gelemem.Mümkünse güzel demlenmiş (poşet olmayacak) hımmm bir de tomurcuk çayı olmalı içinde..Ohh misss
D- Deniz: Denizin olmadığı,kokusunu duymadığım bir yerde yaşayamam uzun süre..Her gün yanından geçmesem de istediğimde varabileceğim mesafede olduğunu bilmem gerek.
E- Emek: Birine ya da bişeye emek vermek önemlidir.İnsanın emek verdiği daha kıymetlidir.
F- Fal: Severim kahve falı baktırmayı ben (Zarifecim bilir di mi bilir bilirrr :) )
G- Gelecek: Güzel günler şimdi var;gelecekte daha güzelleri de gelecek
Ğ- Adımın orta harfi;yazarken unutanlara sinir olurum .
H- Hayat: Zor ama yine de yaşanası :)
I- Işık:Aşkımın gözlerinde bana bakarken çakan küçük ışıklar
İ-İnce: Bu aralar buna taktım kafayı incelicemmm
j- Joker: Her zaman bir jokeri olmalı insanın di mi ama :)
K- Kocam: Onun adının baş harfi,Kobacanın baş harfi canımın ömrümün anlamının başlangıcı
L- Limonata : Off hele hele içinde taze nane ve fesleğen varsa deymeyin keyfime :)
M- Mart: Biz 23 Mart'ta evlendik geçen seneee
N- Nane Şekeri: Otobüste yolda ya da karnı acıkınca çok midesi bulanan biri olarak hayat kurtarıcımdır nane şekerim..
O- Okul: Lise zamanlarına geri dönmek istiyorum;tek derdim dersler olsun o kadar
Ö- Öpücük: Ay ne bileyim bu geldi aklıma :)
P- Pırasa: Şöyle zeytinyağlı bol limonlu ohh mis;akşama yapsam mı ki :)
R- Renk: Renkler hayatımızı ruhumuzu içimizi cıvıl cıvıl yapar.
S- Sevgi: İnsanın sahip olabileceği en önemli ve gerekli duygudur...Ne de olsa bir insanı sevmekle başlar herşey... Yüreğinde sevgi olmayan insanları eksik bulurum ben...
Ş- Şaşı bak şaşır..pehh bu ne ya aklıma bu geldi bi tek şimdi
T- Tubikko: Yani ben;biraz megoloman olabilirim ama bildiğim tanıdığım tuğbalar arasında tek Tubikko'nun ben olduğumu sanıyorum. Tubi derler,Tubik derler ama orjinal Tubikko benim ve biliyo musunuz bu nick blog aleminden ççoookkk öncesine dayanır. :) Ben buldum ben buldummm :)
U- Uzak: Dalıp dalıp gitmekten alıkoyamam ben kendimi..
Ü- Üzüm: Ama kuru olacak yanına da sıcacık sarı leblebi ohhh misss
V- Vals: Asil bir danstır...Hep merak duymuşumdur böyle danslara ama dans için bulunması gereken eş bu işlere pek yanaşmıyor malesef :(
Y- Yağmur: Yağsın usul usul arada coşarak;sonra güneş açsın ve toprak koksun mis gibi hafif serin bir havada...
Z- Zaman: Ne kadar kıymetlidir ve ne çabuk kayıp gider avuçlarımızdan....
Ohhh bitirdim şükür; ne zormuş yahu...:) Valla sobelenmeyen kaldı mı bilmiyorum ama ben de BÖRÜLCEM'i sobeliyorum....
7 Mart 2008 Cuma
Merak edenler için son günlerde ben ve bir sobe...
Çoğunuzun bildiği üzere bu hafta yeni işime başladım.:) Çok keyifli bir başlangıç oldu. Öncelikle benim için göz koyduğum konumdaki masayı verdiler bu çok iyi oldu.Tam köşede ve cam kenarında dışarı baktığında caddreyi görüyor ki zaten ofis cadde üzerinde...Gün ışığı direkt giriyor çalıştığım ofiseve çok mutluyum bu sebeple...
Günler çok çabuk geçiyor;nasıl akşam oluyor anlamıyorum...Yapmaya başladığım şeylerden de son derece keyif alıyorum :) Öğrenmek hele de istediğin alanda birşeyler öğrenmek çok çok güzel...Bir de farkettim ki insan istediği şeyleri daha duru bir zihinle öğrenebiliyor..Yani aklını gerçekten yaptığın işe veriyorsun ve çalışırken çok keyifli vakit geçiriyorsun...Mutluyum yahu... :)
Bu hafta devam etmekte olan bir proje için arkadaşlara yardım ettim..Hatta verdiler çizim bile yapmaya başladım.Yaptıkça fakültedeyken yaptığım projeleri hatırladım...Yani bilgiler saklandıkları yerlerden geri çıkıyorlar ve ben çok heyecanlanıyorum tüm bunları yaparken...
Önümüzdeki hafta yeni bir projeye başlayacakmışız...BEn sıfırdan öğrenmeye başlıycam en başından A'dan Z'ye...Bunu yaparken de bütün dikkatimi toplamam gerek.Hatta belki de akşamları da evde çalışmam lazım gelebilir...O yüzden haftaiçi yazı yazamayabilirim;haftasonu yazarım....
Bunun yanında işyerinde msn açmıyorum.Hatta bundan sonra da açmamayı düşünüyorum... Çünkü böyle çok güzel çalışıyorum ve öyle de devam etsin istiyorum.Bana ulaşmak isteyen arkadaşlarım bana mail atabilir yada telefonumu bilenler oradan ulaşabilir :) Bir de msn den çevrimdışı yazın siz ben size cvp veririm akşam açtığımda...
Blogları akşamları takip etmeye özen gösteriyorum....
Trenden işe gidip gelirken biraz yürüme mesafem var ve sanırım bu yürüyşler bana iyi gelmeye başladı ki tartıda değişikler bile olmaya başladı süper valla :) Haftabaşından bu yana 1,2kg gitmiş bile ne güzel değil mi :) Ama ben biliyordum neden kiloların yapıştığını bana hep oturmaktan ve sıfır hareket yüzündendi...
Bir de Didocum beni sobelemiş yaptığım en lüzumsuz alışveriş konusunda.Onu da yazıp işime geri döneyim...
BEn eşime sordum geçen akşam sence yaptığım en lüzumsuz alışveriş nedir diye...Önce yaptığın lüzumsuz alışveriş yok dedi...Sonra ben yok mutlaka var dedim ve onun aklına geldi...
Geçen sene eczaneden yemeklerden önce bol suyla alındığında midede şişen ve tok tuttuğu söylenen bitkisel bi zımbırtı almıştım. Sonra o zımbırtı bana mide sancısı çektirmekten başka bişeye yaramamıştı...Evde mutfakta bir dolabın içinde öylece duruyo ve Kobacan onu her gördüğünde benimle kafa buluyor :) İşte böyleee ...
Kendinize iyi bakın;görüşmek üzere ve de iyi haftasonları....
18 Şubat 2008 Pazartesi
Ebe Olmuşum Yine....
Şimdi ise Muhabbet Çiçeğim tarafından sobelenmiş ve 3 adet soruya maruz bırakılmışım... Buyrunuz efendim sorulara ve cevaplara geçebilirizzz :)
** Nefesimi Kesen Anlar???
Hımmmm....Düşünüyorum,düşünüyorum...Acaba ne benim nefesimi kesebilir diye...Geçmişe dönüp baktığımda benim nefesimi kesen en güzel an kocacımla evlendiğimiz gündü...İmzayı atışımız ve ilk dansımız,gerçekten nefesimin kesildiğini hissetmiştim... Önümüzdeki zamanlar için ise nefesimi ne kesebilir diye düşünüyorum da hımmmmm.... Galiba bunun için 2 cevap var.
Birincisi; anne olmak..Yani anne olacağımı öğrendiğim zaman sevinçten mutluluktan nefesim kesilebilir..Ama tabi bu zamanı gelince :) Şimdi değil var daha...
İkincisi; iyi bir proje mühendisi olup ödül almak olabilir...Bu da gerçekten beni soluksuz bırakabilecek bir durum...
** Hemen yapabileceğim ama ertelediklerim???
Ya aslında şu anda hemen yapabilecek olduğum ama ertelediğim birşey yok..Ertelediklerimi koşullar olgunlaşmadan yapamayacağım için erteliyorum...Ama illa ki birşey gerekiyorsa,sanırım evi dip köşe ayağa kaldırıp temizlemek ve dolapları düzenlemek olabilir...Bir de yürüyüşe başlamak...Ama havalar soğuk yahu ne yapayım,donuyorum zati....
** Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa???
Valla kesinlikle ve kesinlikle aynı adamla evli olmayı seçerdim....Ama şu var ki onunla daha erken tanışmayı isterdim...Üniversite hayatımız boyunca daha çok vakit geçirebilmek, o zamanları da paylaşabilmek için... :)
Bir de seçme şansım olsaydı eğer genetik açıdan daha hızlı bir metabolizmam olsun isterdim (hihihihi )... Yani tatlı pasta abur cubur her türlü şeyi yiyip yiyip kilo almasam hep 36 beden olsam hiç fena olmazdı hehehehe :)
Benden bu kadar şimdilik...Dışarıda muhteşem bir kar yağışı var.Türk kahvemi içerken onu izlemek istiyorum..(Bu arada,ne çok kahve içiyorum öyle değil mi :) )
10 Ekim 2007 Çarşamba
Bana Mutluluğun Resmini Çizebilir misin?
2 ) Yakınınızdaki bir kitabın 187. sayfasında ne yazıyor?
2.Sorunun Yanıtı...
Bakın görün ki şu anda başka bir kitap okuyor olsam da en yakınımda işyerimdeki kitap yine Mustafa Necati Sepetçioğlu... Ama gerçekten çok seviyorum yazım tarzını...Eğer tarihle ilgili kitapları (özellikle de Türk Tarihi ) okumayı seviyorsanız şiddetle tavsiye ederim.. Lafı fazla uzatmadan 187. sayfayı aktarıyorum. Bugünlerde yaşananların anlam ve önemini anlatmak açısından da denk geldiğini düşünüyorum :)
'' Ucu kızıl tuğlu Gökbayrak elden ele ve Bozkurtun türküleri dilden dile ulaştı. Yiğit ellerde Gökbayrak, tatlı dillerde Bozkurt, gözlere ve gönüllere dola döküle yedi iklim ve dört köşeye yayıldı. Işığından yeryüzü; haykırışıyla ululuğuyla dolu koca bir kainat ve gökyüzü aydınlandı, nurlandı ve umutlandı. Sonunda bir gün geldi,şafakların en güzeli bir şafakta; tan yerinin en hoş kızıllığında, ala çalan bir kızıllıkta Gökbayrak, bunca zaman uğruna dökülen kanların rengiyle kızardı; Bozkurt, son defa, bütün bir milleti ve milletin geçmiş ve gelecekteki günlerini bir arada uyarmak için, Gökbayrak ala çalan kırmızılıkla kızarırken,son defa, haykırdı.
Bu Bozkurdun son görünüşüydü; son haykırışıydı. Bir daha görünmedi.Adı dillerde, kendi gönüllerde kaldı.
Ve Ay Yıldızlı al bayrak, genç... bir daha yorulmayacak ellerde!...''
M.Necati Sepetçioğlu Yaratılış ve Türeyiş
Ben de Bora'nın annesi Didocum u ebeliyorum.... Hadi bakalım sıra sende...:)
Yarın muhtemelen yazamam. O yüzden şimdiden hepinizin Bayramını Kutluyorum canlarımmm...Herkese sağlıklı,huzurlu,sevdikleriyle mutlu bir bayram diliyorum... büyüklerimin ellerinden küüçüklerimin gözlerinden yaşıtlarımın da yanaklarından öpmeyi ihmal etmiyorum tabi :P
Herkese çocukluğumuzdaki gibi neşeli bayramlarrrrrrr.....