Şu sıralar yapmayı istediğim tek birşey var. Elime Alacakaranlık Serisi'nin kitaplarını almak ve hepsi bitene kadar kendimi tüm dünyadan soyutlamak. Hatta mümkünse olayın içine dahil olmak istiyorum.Kitabın kahramanlarından biri olmak istiyorum. Kitap o kadar mükemmel ve sürükleyici ki Bella ve Edward'ın aşkına adeta bayıldım. O kadar hoşuma gidiyor ki onların arasındaki tutku ve aşk, kendimi okumaktan alamıyorum.
Aslında kitapların bende bıraktığı bu hissi çok severim.Yani elimden bırakamamayı,saatlerce okumayı, uykumun kaçıp sabahlara kadar uykusuz kalmak pahasına o kitabı bitirmeyi. Kitap tutkunları bilirler; hani çok sevdiğin bir kitabı okurken hem deli gibi bitsin istersin hikayenin sonunu öğrenmek için hem de asla bitmesin istersin. Çünkü o kitap bittiğinde onu okurken yaşadığın heyecan da bıçak gibi kesilip gidecektir. Çok uzun zamandır bu şekilde okumamıştım bir kitabı. Bu beni gerçekten ciddi şekilde etkiliyor ve çok heyecanlanıyorum.Çocukluğuma dönüyorum. Ranzanın üst katında akşam yatmadan elime aldığım kitap sabahın ilk ışıklarıyla biterdi ve ben şaşar kalırdım zamanın bu denli çabuk geçişine...
Biliyorum ben bir hayalperestim. Hatta bir sır vereyim mi zaman zaman bu dünyaya ait olmadığımı düşünüyorum. Yani sanki içimde gizli bir yerlerde başka birşeyim. Mesela belki bir süper kahraman belki uzaydan kaçıp gelmiş bir uzaylı belki de mistik güçleri olan biri. Farklı hissediyorum işte kendimi. Olmak istediğim için değil öyle olageldiği için böyle garip bir duygu yaşıyorum bazen... Belki de bu yüzden fantastik ve doğaüstü güçlerle ilgili olan filmlere ve kitaplara merakım. Belki de bu yüzden soluksuz bir nefeste okuyorum,izliyorum kim bilebilir ki? :)))
Garip işte... Seviyorum böyle olmayı.Hayal kurmaktan çok hoşlanırım, tahmin edemeyeceğin kadar çok hem de. Bu hayalperest hallerime gülenler de oluyor ama hiç umrumda değil. Ben çok mutluyum hayallerimle. Onlar olmadığında hayat çok yavan kalıyor. Hayal kurarken başka bir boyuta geçiyorum ve o boyut beni beni çok mutlu ediyor. Hep orada kalmak istiyorum. O hayal boyutu hiç kapanmasın istiyorum hayatın.Çünkü orada herşey çok güzel,hep dilediğim gibi...
Şimdi ben işlerimin bitip bir an önce akşam olmasını bekleyeceğim. Bu gece de uykusuz kalmak pahasına bitirmem gereken bir kitap var. Bitirmeliyim ki yeni kitaba geçeyim değil mi?
Herkese iyi bir haftasonu diliyorum.Benim haftasonu yarın akşamdan itibaren başlayacak. Ne yazık kı bu hafta çalıştığım cumartesi..Size iyi dinlenceler...
cuma yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cuma yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ekim 2009 Cuma
26 Haziran 2009 Cuma
Her işte vardır Bir Hayır...

Haftasonu geldi çattı.. Ne mutludur ki iki gün tatilim var bu hafta...Bir sürü plan yapmıştım aslında...Önce Erdek'e kaçacaktık iki günlüğüne.SOnra deniz otobüsü sorunsalı yüzünden o iş yattı...Hadi dedik bu sefer de madem öyle biz de Eceabat'a gidelim teyzemlerin yanına.Hatta evvelki akşam gittim kendime yeni mayo bile aldım.Ama bu sefer de hava bozdu.Çanakkale'de fırtına götürüyormuş ortalığı...O iş de yattı. Allah'ım dedim beni sınıyorsun herhalde ya da hakikaten gitmeyip İstanbul'da kalmamız gerekiyor ki yolumuzu kesip duruyorsun...
Evet ben çok inanıyorum herşeyde bir hayır olduğuna.Yarın akşam dedemin yeğeninin düğününe gideceğiz Beşiktaş'a. Şimdi bir an jeton düştü de acaba bu gidiş hayırlı bir işe vesile mi olacak nedir??? Belki Kobacanımın iş mevzusu ile ilgili bir gelişme olacaktır orada ???
Allah'ım bütün beyin gücümle secret yapıyorum şu dakikadan itibaren.Çünkü böyle birşeyin olması olasılığı da var hani.... Allahım lütfen....
Dua edin bizim için olur mu? En kısa zamanda benim bitaneciğimin istediği gibi düzgün bir iş bulabilmesi için... Çok sıkıldı kendisi bekleyip durmaktan...Çok da iyi anlıyorum onu aslına bakarsanız...
Herşey güzel aslında ama hayatımızdaki şu ufak tefek püzürler de hallolsun da lütfen daha da huzurlu olalım...Sen neyi ne zaman vereceğini çok iyi bilirsin Allah'ım....
Herkese çok güzel bir haftasonu diliyorum....
Not:Resim buradan alınmıştır.
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
farkına varmak,
güzel düşler,
haftasonu
12 Haziran 2009 Cuma
haftasonu
Haftasonu geldi çattı...İki gün tatil şimdi..Ama ben daha uzun soluklu bir tatilin hayaliyle yanıp tutuşuyorum...Kobacan yokken iki günü ne edeyim ben.Bari evimi hale yola koyarım.
Herkese iyi bir haftasonu dilerim...Mutlu,huzurlu,sakin ve imkanı da varsa deniz ve kumla iç içeee...
Herkese iyi bir haftasonu dilerim...Mutlu,huzurlu,sakin ve imkanı da varsa deniz ve kumla iç içeee...
Ana Fikrim :)
cuma yazısı
5 Haziran 2009 Cuma
Bu Bünyeye Ne Gerek Ben Biliyorum

Bugünlerde alık alık hayallere daldığım odaklandığım tek birşey var... Bünyemin ihtiyacı olan dinlenmek biliyorum...Geçen yaz da gidemedik ya zaten hiçbir yere...
Bence tahmin ettiniz. Evet evet tatile gitmek is-ti-yo-rum... İşe başlayalı 3,5 ay olduğu için şimdilerde pek mümkün olur mu bilmiyorum ama ofisteki herkes teker teker gitmeye başladı bile.. Bense şimdilik ciğerci kedisi gibi tatil resimlerine bakmakla yetiniyorum ne yazık ki.. Belki Ağustos başında 6 ayımın dolmasına bi hafta falan kala izin koparabilir miyim diye planlar yapıyorum. Planları yaparken de aaa Ramazana denk gelmese bari diyorum. Hadi Ramazana denk gelmedi ya o zamana kadar Kobacan işe girerse o zaman bu kadar yaptığım planlar da boşa gidecek gibi hissediyorum...
Galiba en iyisi plan yapmamak.Patrondan keyfinin yerinde olduğu müsait bir zamanda izni koparıp Cunda yolunu tutmak gerek... Sıramı bekliyorum şimdi sessiz sessiz...
Halbuki bu kriz olmasaydı ve ben eski şirketimde olsaydım ( yanlış anlaşılmasın şimdiki işimden çok memnunum :) ) şimdi ben bir yılımı doldurmuş olacaktım ve tatile de hak kazanacaktım...
Herşeyde bir hayır vardır derler ya o hesap benimkisi de...
Ama bildiğim cidden tatile ihtiyacım olduğu ve bu sene şansım olursa ne yapıp edip Cunda'ya gitmek isteği :) Evett evettt gidilecek ilk yer :))
Bu arada bizim Kobacan memleketine akacak önümüzdeki hafta. İçim buruk ne yalan söyleyeyim. Gidecek yine yalnız kalacağım ben burada. Ne kadar kalacaksın sorumun net bir cevabı gelmiyor ne yazık ki..Alabildiğim tek yanıt ne kadar gerekirse o kadar. 3 gün ile bir ay arasında değişebilir dedi oldu canım dedim bende...Hayret bişey yaa bak yine sinirlendim. ileride anne olunca ben göreceğim seni deyip bana vicdan muhasebesi yaptırıyor bir de.
Erkek çocuk doğurmamaya karar verdim ben de (sanki çok elimdeymiş gibi lafa bak :) ) Kızlar annelerini bırakıp gidemiyorlar kolay kolay (Şekil A-1 ben :)))) )
İşin şakası tabi ki ileride ne olur bilinmez. Belki çok uzaklara gidecek benim de çocuklarım.Mutlaka çok özlerim çok üzülürüm de ama benim insanlardan bağımsız duygularım çocuklarım için de işler mi bilmiyorum. Yani bazen çok sevdiğim insanları bile uzun süre görmesem eksiklik hissetmiyorum. Yani öyle demeyelim aslında illaki özlüyorum ama biraz garip biriyim ben. İnsan bağımlılığım yok.Bir tek Kobacan'da işlemiyor bu duygu ne hikmetse. Onu görmediğim zaman hep eksik kalıyorum. Tek o olsa yetermiş gibi bazen.
Bu belki de yapı olarak yalnızlığı sevmemden kaynaklanıyordur. Yani o benim yalnızlığımı sabote etmediğinden iç dünyama uyumlu bir şekilde dahil olduğundan olsa gerek.. İçimdeki uyumu huzuru bozan en sevdiklerim bile olsa uzak tutuyorum. Ne garip kendi içimde bile bir düzenim var benim. Bazen kendimi katı ve kuralcı bulsam da ve bu konuda kendime kızsam da ( o kadar katı oluyorum ki bazen kendime sövüyorum çok acımasızsın diye ) bu benim savunma mekanizmam galiba. Yıllar içinde böyle birşey gelişti..
Eskiden üzüldüğüm şeyleri düşünür düşünür iyice yara ederdim içimde... Yani ne bileyim biri bişey yaptığında beni üzecek düşünür düşünür içim içimi yerdim hep. Ama artık öyle değil işte. Ona boşverip geçmeyi, gerekmediği durumlarda umursamamayı ve o kişiyi bir süreliğine hayatımda değilmiş gibi uzaklaştırmayı öğrendim artık...Çok da iyi oluyor biliyor musun ? Günlük hayatın hay huyu içinde unutulup gidiyor bazı yaralıyıcı sözler ve davranışlar...
Üzmüyorum artık kendimi herkes ve her olay için...Gerek de yok zaten.
Şimdi sen okurken konuya tatilden girip de nasıl buralara getirdin diyeceksin di mi? Ben böyleyim işte.Normal hayatta da bir konudan çok alakasız bir konuya atlayıp sanki mevcut muhabbet öyleymiş gibi devam edebilirim... :)
Dün akşam mutfakta yemek yaparken dışarıdan çocuk bağırtıları geliyordu. Çığlık atıyorlardı resmen. Yanımda duran Kobacana dedim ki bu çocuklar neden böyle çığlık atar?
Cevap geldi arkasından '' Kendi seslerinin yeni yeni farkına varıyorlar ve deniyorlar ''Ardından da ekledi '' Neden öyle biraz asabi ve alaycı sordun?'' Şaşırdım aslında amacım o değildi...'' yoo'' dedim. ''Eskiden duymazdım bile çocuk seslerini ama şimdi şimdi batmaya başladı artık,kafam kaldırmıyor'' ''Yaşlanıyorum galiba'' diye gülümsedim.Gülümseyerek cevap verdi bana ''galiba'' diye ...
Hakikaten de böyle..Eskisi gibi gürültülü şeylere tahammülüm yok nedense artık benim...Daha sakin daha huzurlu ortamları sever oldum...
Mesela yarın çalışıyorum.Pazar günü için hayalim ağaçlık bir yerde kuş cıvıltıları içinde bir hamağa kurulup yeni aldığım ve çok hoşuma giden Ayşe Kulin'in Bir Varmış Bir Yokmuş kitabını okumak...Yakınlarda böyle bir hamak var mı bildiğiniz???
NOT : Resimler internetten alıntıdır.
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
cuma yazısı,
küçük bir mutluluk:),
Tatil
7 Mart 2008 Cuma
Merak edenler için son günlerde ben ve bir sobe...
Herkese merhabalar... Sesimin soluğumun çıkmadığını söyleyenler için kendimden haberdar edeyim dedim...
Çoğunuzun bildiği üzere bu hafta yeni işime başladım.:) Çok keyifli bir başlangıç oldu. Öncelikle benim için göz koyduğum konumdaki masayı verdiler bu çok iyi oldu.Tam köşede ve cam kenarında dışarı baktığında caddreyi görüyor ki zaten ofis cadde üzerinde...Gün ışığı direkt giriyor çalıştığım ofiseve çok mutluyum bu sebeple...
Günler çok çabuk geçiyor;nasıl akşam oluyor anlamıyorum...Yapmaya başladığım şeylerden de son derece keyif alıyorum :) Öğrenmek hele de istediğin alanda birşeyler öğrenmek çok çok güzel...Bir de farkettim ki insan istediği şeyleri daha duru bir zihinle öğrenebiliyor..Yani aklını gerçekten yaptığın işe veriyorsun ve çalışırken çok keyifli vakit geçiriyorsun...Mutluyum yahu... :)
Bu hafta devam etmekte olan bir proje için arkadaşlara yardım ettim..Hatta verdiler çizim bile yapmaya başladım.Yaptıkça fakültedeyken yaptığım projeleri hatırladım...Yani bilgiler saklandıkları yerlerden geri çıkıyorlar ve ben çok heyecanlanıyorum tüm bunları yaparken...
Önümüzdeki hafta yeni bir projeye başlayacakmışız...BEn sıfırdan öğrenmeye başlıycam en başından A'dan Z'ye...Bunu yaparken de bütün dikkatimi toplamam gerek.Hatta belki de akşamları da evde çalışmam lazım gelebilir...O yüzden haftaiçi yazı yazamayabilirim;haftasonu yazarım....
Bunun yanında işyerinde msn açmıyorum.Hatta bundan sonra da açmamayı düşünüyorum... Çünkü böyle çok güzel çalışıyorum ve öyle de devam etsin istiyorum.Bana ulaşmak isteyen arkadaşlarım bana mail atabilir yada telefonumu bilenler oradan ulaşabilir :) Bir de msn den çevrimdışı yazın siz ben size cvp veririm akşam açtığımda...
Blogları akşamları takip etmeye özen gösteriyorum....
Trenden işe gidip gelirken biraz yürüme mesafem var ve sanırım bu yürüyşler bana iyi gelmeye başladı ki tartıda değişikler bile olmaya başladı süper valla :) Haftabaşından bu yana 1,2kg gitmiş bile ne güzel değil mi :) Ama ben biliyordum neden kiloların yapıştığını bana hep oturmaktan ve sıfır hareket yüzündendi...
Bir de Didocum beni sobelemiş yaptığım en lüzumsuz alışveriş konusunda.Onu da yazıp işime geri döneyim...
BEn eşime sordum geçen akşam sence yaptığım en lüzumsuz alışveriş nedir diye...Önce yaptığın lüzumsuz alışveriş yok dedi...Sonra ben yok mutlaka var dedim ve onun aklına geldi...
Geçen sene eczaneden yemeklerden önce bol suyla alındığında midede şişen ve tok tuttuğu söylenen bitkisel bi zımbırtı almıştım. Sonra o zımbırtı bana mide sancısı çektirmekten başka bişeye yaramamıştı...Evde mutfakta bir dolabın içinde öylece duruyo ve Kobacan onu her gördüğünde benimle kafa buluyor :) İşte böyleee ...
Kendinize iyi bakın;görüşmek üzere ve de iyi haftasonları....
Çoğunuzun bildiği üzere bu hafta yeni işime başladım.:) Çok keyifli bir başlangıç oldu. Öncelikle benim için göz koyduğum konumdaki masayı verdiler bu çok iyi oldu.Tam köşede ve cam kenarında dışarı baktığında caddreyi görüyor ki zaten ofis cadde üzerinde...Gün ışığı direkt giriyor çalıştığım ofiseve çok mutluyum bu sebeple...
Günler çok çabuk geçiyor;nasıl akşam oluyor anlamıyorum...Yapmaya başladığım şeylerden de son derece keyif alıyorum :) Öğrenmek hele de istediğin alanda birşeyler öğrenmek çok çok güzel...Bir de farkettim ki insan istediği şeyleri daha duru bir zihinle öğrenebiliyor..Yani aklını gerçekten yaptığın işe veriyorsun ve çalışırken çok keyifli vakit geçiriyorsun...Mutluyum yahu... :)
Bu hafta devam etmekte olan bir proje için arkadaşlara yardım ettim..Hatta verdiler çizim bile yapmaya başladım.Yaptıkça fakültedeyken yaptığım projeleri hatırladım...Yani bilgiler saklandıkları yerlerden geri çıkıyorlar ve ben çok heyecanlanıyorum tüm bunları yaparken...
Önümüzdeki hafta yeni bir projeye başlayacakmışız...BEn sıfırdan öğrenmeye başlıycam en başından A'dan Z'ye...Bunu yaparken de bütün dikkatimi toplamam gerek.Hatta belki de akşamları da evde çalışmam lazım gelebilir...O yüzden haftaiçi yazı yazamayabilirim;haftasonu yazarım....
Bunun yanında işyerinde msn açmıyorum.Hatta bundan sonra da açmamayı düşünüyorum... Çünkü böyle çok güzel çalışıyorum ve öyle de devam etsin istiyorum.Bana ulaşmak isteyen arkadaşlarım bana mail atabilir yada telefonumu bilenler oradan ulaşabilir :) Bir de msn den çevrimdışı yazın siz ben size cvp veririm akşam açtığımda...
Blogları akşamları takip etmeye özen gösteriyorum....
Trenden işe gidip gelirken biraz yürüme mesafem var ve sanırım bu yürüyşler bana iyi gelmeye başladı ki tartıda değişikler bile olmaya başladı süper valla :) Haftabaşından bu yana 1,2kg gitmiş bile ne güzel değil mi :) Ama ben biliyordum neden kiloların yapıştığını bana hep oturmaktan ve sıfır hareket yüzündendi...
Bir de Didocum beni sobelemiş yaptığım en lüzumsuz alışveriş konusunda.Onu da yazıp işime geri döneyim...
BEn eşime sordum geçen akşam sence yaptığım en lüzumsuz alışveriş nedir diye...Önce yaptığın lüzumsuz alışveriş yok dedi...Sonra ben yok mutlaka var dedim ve onun aklına geldi...
Geçen sene eczaneden yemeklerden önce bol suyla alındığında midede şişen ve tok tuttuğu söylenen bitkisel bi zımbırtı almıştım. Sonra o zımbırtı bana mide sancısı çektirmekten başka bişeye yaramamıştı...Evde mutfakta bir dolabın içinde öylece duruyo ve Kobacan onu her gördüğünde benimle kafa buluyor :) İşte böyleee ...
Kendinize iyi bakın;görüşmek üzere ve de iyi haftasonları....
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
Duyuru,
Ebeli-Sobeli
15 Şubat 2008 Cuma
UÇAK
Birazdan okuyacağınız yazı dün Yılmaz Özdil'in Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde yazdığı yazısıdır. Kendisi ailecek severek okuduğumuz bir yazardır.Bu da çok hoşuma gitti ve sizinle paylaşmak istedim.Buyrunuz.
HER zaman olduğu gibi...
İş işten geçti.Şimdi herkes kafa yoruyor:"Nasıl çıkacağız bu işin içinden?"
*Uçak düşüyormuş...Pilot, hostesi çağırmış."Denize çok yakın uçuyorum, bu seviyeden atlarlarsa, canlarını kurtarırlar, söyle yolculara, anladıkları dilden anlat, ikna et, yoksa çok geç olacak.
"Hostes koşmuş içeriye...Amerikalı grubun yanına gelmiş."Sayın yolcular, uçak düşüyor, denize çok yakınız, bu seviyeden atlarsanız, kurtulursunuz."Amerikalılar dinlemiş.Mantıklı gelmiş.Atlamışlar.
Hostes, Fransızlara gitmiş...
"Bayanlar baylar, affedersiniz, çok özür dilerim, rahatsız ediyorum, uçağımız düşüyor, sizden rica etsem atlar mısınız, lütfen, hassasiyetiniz için şimdiden teşekkür ederim.
"Fransızlar dinlemiş."Mersi" deyip, atlamışlar.Hostes, Almanlara gitmiş..."Atlayın lan!" demiş.Otoriteden emir almaya alışık olan Almanlar, neden bile demeden, sıraya girerek, hiç tereddütsüz atlamışlar.
Ve hostes, Türk yolculara gelmiş...Öbürleri niye atlıyor, n'oluyor, bizimkilerin umurunda bile değil, kimi uyuyor, kimi film seyrediyor filan.Hostes tahrik edici bir pozla koltuğa yaslanmış, suratında küçümseyen, küstah bir ifadeyle "Siz var ya, siz" demiş...
"Hayatta atlayamazsınız burdan!"
*Durumumuz budur.Maalesef.
Biri "Giremezsin" diyor.
Biri "Girerim" diyor.İş inada bindi.
*Akıllı bir hostes gelmezse...Bu uçak düşer.
Yılmaz Özdil
HER zaman olduğu gibi...
İş işten geçti.Şimdi herkes kafa yoruyor:"Nasıl çıkacağız bu işin içinden?"
*Uçak düşüyormuş...Pilot, hostesi çağırmış."Denize çok yakın uçuyorum, bu seviyeden atlarlarsa, canlarını kurtarırlar, söyle yolculara, anladıkları dilden anlat, ikna et, yoksa çok geç olacak.
"Hostes koşmuş içeriye...Amerikalı grubun yanına gelmiş."Sayın yolcular, uçak düşüyor, denize çok yakınız, bu seviyeden atlarsanız, kurtulursunuz."Amerikalılar dinlemiş.Mantıklı gelmiş.Atlamışlar.
Hostes, Fransızlara gitmiş...
"Bayanlar baylar, affedersiniz, çok özür dilerim, rahatsız ediyorum, uçağımız düşüyor, sizden rica etsem atlar mısınız, lütfen, hassasiyetiniz için şimdiden teşekkür ederim.
"Fransızlar dinlemiş."Mersi" deyip, atlamışlar.Hostes, Almanlara gitmiş..."Atlayın lan!" demiş.Otoriteden emir almaya alışık olan Almanlar, neden bile demeden, sıraya girerek, hiç tereddütsüz atlamışlar.
Ve hostes, Türk yolculara gelmiş...Öbürleri niye atlıyor, n'oluyor, bizimkilerin umurunda bile değil, kimi uyuyor, kimi film seyrediyor filan.Hostes tahrik edici bir pozla koltuğa yaslanmış, suratında küçümseyen, küstah bir ifadeyle "Siz var ya, siz" demiş...
"Hayatta atlayamazsınız burdan!"
*Durumumuz budur.Maalesef.
Biri "Giremezsin" diyor.
Biri "Girerim" diyor.İş inada bindi.
*Akıllı bir hostes gelmezse...Bu uçak düşer.
Yılmaz Özdil
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
yorumsuz
18 Ocak 2008 Cuma
Yeniden Cuma Yazıları...
Dün akşam Kemo geç gelecekti canım sıkıldı...
Üşenmedim...
Önce portakallı kek denedim...
Sonra da dolabı bekleyen instant mayalarla açma yaptım....(Ama Ayloşkom bu senin tarif değil başka)
İkisi de süper oldu,hatta açmayı ve kekin bir kısmını işe getirdim...
Açmalar şu anda kahvaltı olarak tüketiliyor...Herkes beğendi....
Kek öğleden sonraya,ama akşam tadına baktım ve kendimi bir kez daha taktir ettim....:)
İşlerim acayip yoğun ötesi bir durumda,gerçekten...
Şikayet etme diyenlere duyrulur..
Msn de sürekli kişisel iletimi değiştirdiğim için eleştirmeyin beni,o şekilde stres atıyorum..(Anladın sen onu :P )
Yarın arkadasım gelecek üniversiteden, Pano firmasında çalışmaya başlamış ama kimse bişey göstermiyomuş terbiyesiz çekemezler,benden yardım istedi,gel dedim, gelecek öğlen...
Geçen Cumartesi çalışmama inat yarın sabah fosur fosur uyuycam...
Yıldız Yağmurlarının Kelime oyunları diye başlattıkları oyun çok hoşuma gitmişti ve ben de katılmak istemiştim,sağolsun reddetmemişler beni,seçilen konularla ilgili ben de yazmaya başlıycam,ama sanırım bir sonraki konuyu beklesem daha iyi olacak...
Şimdi çayımı içerek masamın üstündeki işlerle ilgilenmeye başlayacağım...Muhtemelen patronum gün içinde muhtelif zamanlarda önüme saçma sapır şeyler de ekleyerek günümü rezil etmek için katkıda bulunacak...Ama olsun,hiç umrumda değil nasılsa yarın Cumartesi beni istese de bulamaz :)
Bu da çok uzun zamandır yazamadığım Cuma yazılarından olsun...Herkese iyi haftasonları...Öpeyrum yanacıklarınızdan kızçelerim kardeşlerim :)
NOt: Açmayla keklerin resimlerini soruyosunuz di mi,valla çektim akşam hatta bilgisayara da atacaktım ama annemle babam gelince yalan oldu...Kısmetse akşama eklerim
Ben sizi öpmüş müydüm?
Ana Fikrim :)
cuma yazısı
14 Aralık 2007 Cuma
KüL KeDiSi
Bugün çok mutsuzum...Küskünüm,dargınım,sinirliyim...Sebebini şimdi ayrıntılı ayrıntılı açıklayamıycam ama hiç keyfim yok.Adam gibi uyuyamadım,üşüdüm başım ağrıyo ve gözlerim batıyor.Kendimi kül kedisi gibi hissediyorum.Güya Cuma günü ama ben çok keyifsizim. Neyse Mutlucum sobelemiş beni "Gece ve karanlık nedir, benim için?" diye.
Bari onu cevaplayayım da kafam dağılsın birazcık...
Gece benim için hüzündür ama aynı zamanda da huzurdur.Ne kadar zıt değil mi? :) Ben eğer kendimi kötü hissettiğim bir günde isem o günün sonundaki gecede ışıkları karartıp hüzünlü bir müzik açıp oturur kendimle hesaplaşırım, bazen saatlerce ağlarım,sonunda yorgun düşüp ağlamaktan sızar uyurum...Gece aynı zamanda benim için hayat demektir.Üniversitede iken2. Öğretim olduğum için derslerimiz akşam saat 17.00 da başlar ve 21.30 gibi falan biterdi. Dolayısıyla akşamüstü saat 4 ten sonra başlardı bizim için hayat.Üniversitenin ilk yılında evde arkadaslarla akşam takılırken ben en fazla saat ikiye kadar oturabilirdim ve onlar muhabbet ederken ben yatağın kenarında sızıp kalırdım.Sonraları ortama adapte olup Gece Kuşu olmuştum :) Ama okul hayatı bitip çalışma hayatına başladığımdan beri,gece geç vakite kadar oturduğumuzda ya da Kemo hadi sabahlıycaz dediği zaman ben paniğe kapılıyorum;niye çünkü ben yine eski tavuk modunda en fazla 2-2 buçuğa kadar dayanabiliyorum :) Aslında ben geceyi çok severim;tek başıma müzik dinlemeyi,birşeyler yazmayı ya da dostlarımla bitmek tükenmek bilmeyen sohbetlere girmeyi... Şimdilerde gece demek huzur demek; çünkü evime gidiyorum ayaklarımı uzatıp keyfine bakıyorum.Günün en keyifli saati ise huzur içinde yatağıma girmek.Eğer huzursuz uyursam ertesi günüm kabus olur zaten bana...
Karanlık nedir in cevabına gelince...Çok umutsuz olduğum zamanlarda içimde hissettiğim o çok dipsiz uçurum karanlıktır. Ben gecenin karanlığından o karanlıkta yalnız kalmaktan çok korkarım ama bundan daha çok kendi içimdeki yalnızlık yüzünden oluşan karanlıktan korkarım. Çünkü bence bir insanın hayatında olabilecek en koyu karanlık yüreğindeki karanlıktır...
Bu sobe konusu tam bana göre olmuş bugün :) Ben de Biyo'yu ve Fikrimin İnce Gülü'nü sobeliyorum.
Hepinizi çok çok öpüyorum,iyi haftasonları...
Bari onu cevaplayayım da kafam dağılsın birazcık...
Gece benim için hüzündür ama aynı zamanda da huzurdur.Ne kadar zıt değil mi? :) Ben eğer kendimi kötü hissettiğim bir günde isem o günün sonundaki gecede ışıkları karartıp hüzünlü bir müzik açıp oturur kendimle hesaplaşırım, bazen saatlerce ağlarım,sonunda yorgun düşüp ağlamaktan sızar uyurum...Gece aynı zamanda benim için hayat demektir.Üniversitede iken2. Öğretim olduğum için derslerimiz akşam saat 17.00 da başlar ve 21.30 gibi falan biterdi. Dolayısıyla akşamüstü saat 4 ten sonra başlardı bizim için hayat.Üniversitenin ilk yılında evde arkadaslarla akşam takılırken ben en fazla saat ikiye kadar oturabilirdim ve onlar muhabbet ederken ben yatağın kenarında sızıp kalırdım.Sonraları ortama adapte olup Gece Kuşu olmuştum :) Ama okul hayatı bitip çalışma hayatına başladığımdan beri,gece geç vakite kadar oturduğumuzda ya da Kemo hadi sabahlıycaz dediği zaman ben paniğe kapılıyorum;niye çünkü ben yine eski tavuk modunda en fazla 2-2 buçuğa kadar dayanabiliyorum :) Aslında ben geceyi çok severim;tek başıma müzik dinlemeyi,birşeyler yazmayı ya da dostlarımla bitmek tükenmek bilmeyen sohbetlere girmeyi... Şimdilerde gece demek huzur demek; çünkü evime gidiyorum ayaklarımı uzatıp keyfine bakıyorum.Günün en keyifli saati ise huzur içinde yatağıma girmek.Eğer huzursuz uyursam ertesi günüm kabus olur zaten bana...
Karanlık nedir in cevabına gelince...Çok umutsuz olduğum zamanlarda içimde hissettiğim o çok dipsiz uçurum karanlıktır. Ben gecenin karanlığından o karanlıkta yalnız kalmaktan çok korkarım ama bundan daha çok kendi içimdeki yalnızlık yüzünden oluşan karanlıktan korkarım. Çünkü bence bir insanın hayatında olabilecek en koyu karanlık yüreğindeki karanlıktır...
Bu sobe konusu tam bana göre olmuş bugün :) Ben de Biyo'yu ve Fikrimin İnce Gülü'nü sobeliyorum.
Hepinizi çok çok öpüyorum,iyi haftasonları...
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
sobeler
23 Kasım 2007 Cuma
Ben Çocuktum Bir Zamanlar...


Dün akşam trende evime giderken ve elimdeki kitabı okumaya çalışırken, hiç yoktan, durup dururken,anıların arasından çocukluğumdan çıkıp geldi. Elif... Çocukluğumun yazlarını geçirdiğim Yalova'daki Ankara'lı arkadaşım.. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi..O benden iki yaş büyüktü.Kendi aramızda ingilizce konuşup dururduk.Aydın-6 diye bi site vardı onun girişinde telefon kulübesi vardı. Oraya gidip telefon açardık. Hatta üçlü bi arkadaş grubu vardı sonradan arkadaşımız olmuşlardı. O çocuklar bizi hep ingilizce konuşurken görmüş de turist sanmışlardı :) Hatırlıyorum da sonradan sormuşlardı neden hep ingilizce konuşuyosunuz diye.. Tamam itiraf ediyorum bizi yabancı sansınlar diye özellikle yapıyorduk hava basıyorduk yani.Bir de şifreli konuşmak istediğimizde hemen ingilizce konuşmaya başlardık sanki dünyada bizden başka kimse ingilizce bilmiyomuş gibi ne komikmişiz:) Çok iyi anlaşırdık. Elif babasının büyükelçi olduğunu söylemişti bize..Sonra bir gün Zeynep isimli başka bir arkadasım bu konuda yalan söylediğini attı ortaya ben inanamadım ama hakikaten de öyleymiş.Gidip annesinin önünde sormuştuk ve kadın donup kalmıştı yok canım nerden çıktı diye.Sanırım annesi babası ayrıydı ve çok da gurur duyduğu bir babası yoktu Elif'in bu sebeple de böyle birşey uydurmuştu..
Çocuk kalbimle ne kadar da kırılmıştım..En iyi arkadaşımın bana yalan söylediğini duymak cidden sarsmıştı beni...Zaten sanırım ben saf salak bişeydim çocukken.Tamam çok zekiyim o ayrı bi konu ama :) çok iyi niyetli olduğum için insanların beni kandırması çok kolay olurdu...
Bir de lise son sınıfta iken Erenköy'de otururken apartmanda Tuğçe diye bir kız vardı.Beni olmayan birinin varlığına inandırmıştı.Hoş sanırım kendisi de ciddi şekilde inanıyordu,sanırım o kız şizofren falandı.Bütün kankilerimle aramı bozmuştu manyak. Sonra bizim çocuklara kendimi nasıl zor affettirmiştim. Allah'tan annem arkadaşlığımızı bi şekilde bozmayı başarmıştı da sınava iki ay kala kendime gelmiştim.Bu sayede oturup ders çalışmaya başladım..Yani son iki ayda bu kadar oluyor..( Yahuuu yeter Tubik yeterrrr tamam anladık zekisin de bırak başkaları söylesin bunu )
Aklıma geldi paylaşayım dedim.Bazen çok kel alaka zamanlarda geçmişten anılar pat diye çıkıp geliveriyo önümüze ve böyle tebessüm etmemizi sağlıyo... Hatta şimdi kulağıma sesi bile geldi Yalova'da akşam sahildeki banklarda otururken denizin kıyıya vuran sesi ve söylediğimiz şarkılar, gülüşmelerimiz ve çocukluğumun en güzel günleri....saat 2 ye doğru arabası ile gelen dondurmacı amcanın zili..Kaçıp kaçıp Aydın 4 e gidişimiz,Pazar'ın girişindeki tarçınlı izmir lokmasının kokusu burnumda hala,sonra bisiklet turlarımız, babannemin denizdeyken sesini bize yetiremediği için düdükle bizi öğle yemeğine çağırışı,çatık kaşları ama tebessüm eden dudakları...Canım benim öyle çok özledim ki onu...Keşke hala yanımızda olsaydı da ölmeden görebilseydi üniversiteden mezun oluşumu... Nasıl da gururlanırdı kimbilir...İkinci annemdi o benim çok acıttı içimi gidişi çokkk....
Hey gidi günler heyy...Küçücük bir anı beni nerelere götürdü,ne kadar mutlu günlerdi onlar... Hayat ne kadar da dertsizdi.TEk sıkıntımız gece dışarda kalabilmek için yarım saat daha izin koparmaya çalışmaktan ibaretti....(Allahım bi keresinde camdan kaçmıştım yaa ama tırsıp hemen geri dönmüştüm :) valla babannem yakalasa oyardı beni kesin :) )
Bugün Cuma malumunuz en sevdiğim gün,haftasonu resimleri bilgisayara atmayı planlıyorum umarım tembellik etmem...Herkese iyi haftasonları diliyorum...
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
güzel düşler,
nostalji
16 Kasım 2007 Cuma
NeDeNLeR SiLSiLeSi
Günlerdir aklıma takılan bazı lüzumsuz soruların cevabını arıyorum bilenler ve ilgilenenler varsa insanlık namına cevapları bana göndersin..EWvet efenim başlıyorummm...
-->
--> Telefonla hat almayı bilmediği halde şirket telefonlarını neden bilmezkişiler açar? Hemen örnekle açıklayalım :
X kişisi: .... şirketi buyrun
Ben:- Kemal Bey'le görüşecektim...
X kişisi :- Bir saniye lütfen sanırım dışarda kendisi..
Ben: -Tamam bekliyorum..
X kisişi: -Dışarda değilmiş sanırım laboratuarda bi saniye...
Ben: - Tama beklerim sorun değl (hala anlayışlıyım ve kibar bi ses tonuyla konuşuyorum)
X kişisi: Bağlıyorum .... dıt...alo olmadı mı pardon bi saniye
Ben: Tabi tabi (dişlerimi sıkmay başladım artık ama!!!)
X kişisi: Dıt....(Ardından bir sessizlik ben telefonun bağlanmasını sabırla beklerken karşı çapraz masada oturan arkadas çantasından magnum çikolatasının kutusunu çıkarır ve gözümün dönmesine sebep olur ve o esnada telefondan dıt dıt dıt dıııııııtt dıt dıt dıt dııııııııt sesi gelmeye başlar ve ben amaaaaaannn kapatıyorum çikolata yemem lazım :D )
--> İnsan vücudu neden su toplar? bir nevi sünger mekanizması gibi bişeye mi sahibiz ki suyun fazlası vücutta tutuluyo bir süre??? Acaba evrimin bir kısmındaTerliksi hayvan süngersi hayvan gibi varlıklarla akrabalık ilişkilerine girdik de ondan mı böyle oldu. Hani ilk organizma suda üremiş ya belki de onla ilgisi var....
--> Sabah programlarına çıkarken tuvaaaletler giyinip çıkmanın ne mantığı vardır? Gözünü açmadan o kadar makyaj yapılacak enerji nerden bulunur?Adı üstünde sabah programı olduğu için pijamayla çıkmak dah mantıklı değil midir?
--> Av.rupa Yakasındaki Şahika kişiliğini bu kadar iyi taklit edebillmeyi nasıl başarıyorum? Çünkü yaptığım anda ohhaaaaa aynısını yapıyor tepkileri karşılaşıyorum.Acaba içimde biraz Şahikalık mı var gizli gizli? Ya da hepimiz biraz Şahika mıyız neyiz?
--> Ekolojik çevremizde yaşayan bütün yakın akraba ve arkadas furyası neden kilo aldığını gözden kaçırmaz da inceldiğinde herkesin kör olacağı tutar? Ve neden hepsi sözleşmiş gibi sürekli olarak çok kilo almışın niye böyle oldu ay şunu gördüm geçenlerde Tubikko biraz zayıflasın gibi gereksiz yorumlarla canımızı sıkar? Hayır sanki biz bilmemekte miyizdir? Ayna denen şey icat olmamış mıdır ya da biz aynada gördüğümüz kişiyi red mi etmekteyizdir? Yok canıııımmmm bu aynadaki ben değilim benim paralel dünyadaki ikizim benden biraz farklı sadece (Heroes'daki Jessica misali) Aslında ben fıstık gibiyim (ki öyleyim hiç bakmayın hıh )....
Bana kilo almışsın diyenler önce kendi arka tamponlarına baksınlar lütfen...Benimki geçici bi durum hepinizi fiziğimle,güzelliğimle döverim tamam mı bebeğimm???? Beni mühendis hanım çizgimden çıkartmayın !!!!
-->
Evet soruları not aldıysanız süreniz başladı. 50 dakika süreniz var fazladan süre istemeyin sakın aslaaa vermem çok cimriyim bu aralar. Ama hadi siz bi kıyak yapayım 3 yanlış bi doğruyu götürmüyo...Eee hadi eller işlesin cevapalrı bekliyorummm...
ÖNEMLİ NOT : MKA ÜST DENETLEME KURULU GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE BU YAZININ İLK MADDESİNİ BEĞENMEMİŞ SON MADDESİNİ DE ÜSTÜNE ALINMIŞ BULUNMAKTADIR ( BU ŞAHİKANIN SONUNDA BAŞIMA BİŞEY AÇACAĞI BELLİYDİ ZATEN !!! ) ASLINDA BİR ART NİYET YOKTUR FAKAT AİLE HUZURUMUZUN DEVAMI BAKIMINDAN BEN İLK VE SON MADDELERİ ÇIKARMIŞ BULUNMAKTAYIM. ZATEN GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE KAFAMI BOZMA BEĞENMEZSEM BÖYLE HACKLERİM ADAMI ŞEKLİNDE BİR GÖZDAĞI DA VERİLMİŞ DURUMDADIR.
SON OLARAK İKİ SORUYU ÇIKARDIĞIM İÇİN SINAV SÜRESİ 30 DAKİKAYA DÜŞMÜŞTÜR..KOLAY GELSİN....
-->
--> Telefonla hat almayı bilmediği halde şirket telefonlarını neden bilmezkişiler açar? Hemen örnekle açıklayalım :
X kişisi: .... şirketi buyrun
Ben:- Kemal Bey'le görüşecektim...
X kişisi :- Bir saniye lütfen sanırım dışarda kendisi..
Ben: -Tamam bekliyorum..
X kisişi: -Dışarda değilmiş sanırım laboratuarda bi saniye...
Ben: - Tama beklerim sorun değl (hala anlayışlıyım ve kibar bi ses tonuyla konuşuyorum)
X kişisi: Bağlıyorum .... dıt...alo olmadı mı pardon bi saniye
Ben: Tabi tabi (dişlerimi sıkmay başladım artık ama!!!)
X kişisi: Dıt....(Ardından bir sessizlik ben telefonun bağlanmasını sabırla beklerken karşı çapraz masada oturan arkadas çantasından magnum çikolatasının kutusunu çıkarır ve gözümün dönmesine sebep olur ve o esnada telefondan dıt dıt dıt dıııııııtt dıt dıt dıt dııııııııt sesi gelmeye başlar ve ben amaaaaaannn kapatıyorum çikolata yemem lazım :D )
--> İnsan vücudu neden su toplar? bir nevi sünger mekanizması gibi bişeye mi sahibiz ki suyun fazlası vücutta tutuluyo bir süre??? Acaba evrimin bir kısmındaTerliksi hayvan süngersi hayvan gibi varlıklarla akrabalık ilişkilerine girdik de ondan mı böyle oldu. Hani ilk organizma suda üremiş ya belki de onla ilgisi var....
--> Sabah programlarına çıkarken tuvaaaletler giyinip çıkmanın ne mantığı vardır? Gözünü açmadan o kadar makyaj yapılacak enerji nerden bulunur?Adı üstünde sabah programı olduğu için pijamayla çıkmak dah mantıklı değil midir?
--> Av.rupa Yakasındaki Şahika kişiliğini bu kadar iyi taklit edebillmeyi nasıl başarıyorum? Çünkü yaptığım anda ohhaaaaa aynısını yapıyor tepkileri karşılaşıyorum.Acaba içimde biraz Şahikalık mı var gizli gizli? Ya da hepimiz biraz Şahika mıyız neyiz?
--> Ekolojik çevremizde yaşayan bütün yakın akraba ve arkadas furyası neden kilo aldığını gözden kaçırmaz da inceldiğinde herkesin kör olacağı tutar? Ve neden hepsi sözleşmiş gibi sürekli olarak çok kilo almışın niye böyle oldu ay şunu gördüm geçenlerde Tubikko biraz zayıflasın gibi gereksiz yorumlarla canımızı sıkar? Hayır sanki biz bilmemekte miyizdir? Ayna denen şey icat olmamış mıdır ya da biz aynada gördüğümüz kişiyi red mi etmekteyizdir? Yok canıııımmmm bu aynadaki ben değilim benim paralel dünyadaki ikizim benden biraz farklı sadece (Heroes'daki Jessica misali) Aslında ben fıstık gibiyim (ki öyleyim hiç bakmayın hıh )....
Bana kilo almışsın diyenler önce kendi arka tamponlarına baksınlar lütfen...Benimki geçici bi durum hepinizi fiziğimle,güzelliğimle döverim tamam mı bebeğimm???? Beni mühendis hanım çizgimden çıkartmayın !!!!
-->
Evet soruları not aldıysanız süreniz başladı. 50 dakika süreniz var fazladan süre istemeyin sakın aslaaa vermem çok cimriyim bu aralar. Ama hadi siz bi kıyak yapayım 3 yanlış bi doğruyu götürmüyo...Eee hadi eller işlesin cevapalrı bekliyorummm...
ÖNEMLİ NOT : MKA ÜST DENETLEME KURULU GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE BU YAZININ İLK MADDESİNİ BEĞENMEMİŞ SON MADDESİNİ DE ÜSTÜNE ALINMIŞ BULUNMAKTADIR ( BU ŞAHİKANIN SONUNDA BAŞIMA BİŞEY AÇACAĞI BELLİYDİ ZATEN !!! ) ASLINDA BİR ART NİYET YOKTUR FAKAT AİLE HUZURUMUZUN DEVAMI BAKIMINDAN BEN İLK VE SON MADDELERİ ÇIKARMIŞ BULUNMAKTAYIM. ZATEN GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE KAFAMI BOZMA BEĞENMEZSEM BÖYLE HACKLERİM ADAMI ŞEKLİNDE BİR GÖZDAĞI DA VERİLMİŞ DURUMDADIR.
SON OLARAK İKİ SORUYU ÇIKARDIĞIM İÇİN SINAV SÜRESİ 30 DAKİKAYA DÜŞMÜŞTÜR..KOLAY GELSİN....
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
komik
19 Ekim 2007 Cuma
Bunu Bulan Adamı Alnından Öpmek Lazım :D
Ya arkadas olmaz böyle bişey...Ben son 4 gündür ciddi şekilde Facebook olayına sarmış durumdayım ve öyle kişileri buldum eski arkadaslarımın ne kadar değiştiğini gördüm ki anlatamam... Çok da mutlu oldum ayrıca. İlkokuldaki sınıfımdan tut, lisedeki arkadaslarıma kadar bir sürü insan... Yani 13-14 senedir görmediğim arkadaslarımı bile buldum :) Hatta buluşmalar, görüşme günleri düzenleme planları çok da güzel oluyor... Bu arada da sandığımdan çok daha fazla kişiyi tanıdığımı farkettim tabi :)
Mesela şimdi 3 Kasım için ÜFL 3-E Toplanıyor diye bir buluşma düzenledik.Sınıfımızdaki arkadaşların katılımıyla bir buluşma ayarlıyoruz :) Nerden baksak 7 sene olmuş görüşmeyeli :) Bunun haricinde ilkokuldaki en yakın arkadaşımı buldum ve yaşadığımız yerler arasında sadece 10 dakikalık bir yürüme mesafesi olduğunu görünce de ciddi şekilde şok oldum ve çok çok sevindim :) Şimdi Cumartesi sabahı arkadasım bana sabah kahvaltısına gelecek :) O kadar merak ediyorum ki acaba yıllar onu nasıl değiştirdi.Çünkü en son 11 yaşımda görmüştüm onu ve 14 sene gibi bir zaman geçmiş üzerinden...
Yeni resimlere bakınca gözlemlediğim; erkeklerin çok değişmediği ama kızların bazılarının tanıyamayacağım hale geldiği :) Ama bişey var ki hiç değişmiyor;bakışlar... 8 yaşında ne ise 25 yaşında da aynı oluyor bakışlar :) Herşey değişse bile gözlerden tanıyor insan :)
Bu arada bilgisayarım bozuldu :( Şimdi başka arkadasımın bilgisayarından yazıyorum.Benimki tamire gitti.Daha 3 aylık bilgisayar nasıl bozuldu anlamıyorum ben ama gıcık oldum :) Masa masa geziyorum halim çok komik :)
Son olarak da bugün Cumaaaa... Yarın sabah kahvaltıya ve akşam da çaya mifasirlerim geliyo.Yani güzel ve değişik bişeyler yapmalıyım düşnmeye başlasam iyi olacak :) Herkese iyi haftasonları dilerim...Görüşürüzzzzz....
Mesela şimdi 3 Kasım için ÜFL 3-E Toplanıyor diye bir buluşma düzenledik.Sınıfımızdaki arkadaşların katılımıyla bir buluşma ayarlıyoruz :) Nerden baksak 7 sene olmuş görüşmeyeli :) Bunun haricinde ilkokuldaki en yakın arkadaşımı buldum ve yaşadığımız yerler arasında sadece 10 dakikalık bir yürüme mesafesi olduğunu görünce de ciddi şekilde şok oldum ve çok çok sevindim :) Şimdi Cumartesi sabahı arkadasım bana sabah kahvaltısına gelecek :) O kadar merak ediyorum ki acaba yıllar onu nasıl değiştirdi.Çünkü en son 11 yaşımda görmüştüm onu ve 14 sene gibi bir zaman geçmiş üzerinden...
Yeni resimlere bakınca gözlemlediğim; erkeklerin çok değişmediği ama kızların bazılarının tanıyamayacağım hale geldiği :) Ama bişey var ki hiç değişmiyor;bakışlar... 8 yaşında ne ise 25 yaşında da aynı oluyor bakışlar :) Herşey değişse bile gözlerden tanıyor insan :)
Bu arada bilgisayarım bozuldu :( Şimdi başka arkadasımın bilgisayarından yazıyorum.Benimki tamire gitti.Daha 3 aylık bilgisayar nasıl bozuldu anlamıyorum ben ama gıcık oldum :) Masa masa geziyorum halim çok komik :)
Son olarak da bugün Cumaaaa... Yarın sabah kahvaltıya ve akşam da çaya mifasirlerim geliyo.Yani güzel ve değişik bişeyler yapmalıyım düşnmeye başlasam iyi olacak :) Herkese iyi haftasonları dilerim...Görüşürüzzzzz....
Ana Fikrim :)
cuma yazısı
21 Eylül 2007 Cuma
Haftanın Sonu Yazısı....
Benim günüm canım günüm...Bu akşam eve gidicem,iftardan sonra elime çayımı alıp keyfimi çatıcam...Hatırla Sevgili'yi izleyeceğim...Geç yatıp geç kalkıcam kendime bir jest yapıcam...Sonra kalkınca kuaföre gidp saçlarımı kesitiricem çok kırıldılar..Sonra kocacım beni Pazar günü gesmeye götürücek;Kadıköy'e gidicez, birlikteliğimizin ilk zamanlarındaki gibi...Sahi biz ilk buluştuğumda da Ramazandı :) ... Sonra belki sinemaya gideriz.. Modada yürürüz,hava güzel olursa belki akşam da oralarda oluruz...Yani biraz nostalji yaparız.Elimi ilk tuttuğu sokaktan geçer;sahil boyuna uzanırız...
Bütün Hafta boyunca bunalım takıldığımın farkındayım;ama bu haftasonunu iyi bir şekilde geçirip kendime gelmiş olarak dönmeyi umuyorum...Pazartesi neşeli Tubikko olarak dönmek umuduyla şimdilik hoşçakalın...Hepinize iyi haftasonları dilerim canlarım....
14 Eylül 2007 Cuma
YİNE SOBELENDİİİM :)
Fikriminİncegülü nün bugün yazdığı postu okurken okurken yazının sonuna geldim o da ne!!! O da beni sobelemişşş... Konu yapmayı sevdiğimiz 3 şey...Gerçi bu konuda daha Önce Mutluluk Listem Başlığı altında bir brifing vermiştim ama bu en sevdiğimiz üç şey olduğu için tekrardan yazmam lazım...Hem İncegül Ablam Bu kadar Ebelemiş beni ayıp şimdi yazmamak :)
Başlıyorum....
1) Kış Ayazında Vapurda İstanbul'u izlemek : Of off bir de şöyle ellerimi ısıtacak sıcacık bir çay varsa yanında....Eski işyerimde karşıdaydı; normalde Mecidiyeköy'e çift katlı otobüsle giderdim ama bazen sırf keyif olsun diye sabahın o körü Kadıköy'e iner.Ordan Vapura binip Beşiktaş'a geçip ordan geçerdim...Yol uzardı ama olsun hiç önemli değil...Çünkü kendimle başbaşa kalıp o boğazın sert havasına karşı çay içmek benim için çok büyük bir keyif.. Ohh havalar da soğuyor; ben yine bu keyfi yapıcam...Bir de Vapuru takip eden martılara simit atmak var tabi onu dayapmam lazım :) Aslında denizle ilgili herşeye aşığım ben...
2) Pasta ve Tatlı Yapmak: Bir tatlı delisi olarak yemenin haricinde değişik pastalar yapmayı inanılmaz severim. Bu konuda da gerçekten iddialıyım..İyi olduğumu da düşünüyorum... Diloşum ameliyat olduğunda eve ziyarete giderken ona çilekli bir Cheesecake yapıp götürmüştüm.Hatta ona mms atmak için resmini de çekmiştim gitmeden evvel ama bulamadım şimdi bak görüyo musun hay Allah... Neyse başka zaman gösteririm size marifetlerimi....
3) Sinemaya gitmek: Ama bunun özel bir koşulu var. Sinemaya giderken yanımda bulunması gerekenler: Kobacanım, gözlüğüm (miyopum da uzağı göremiyorum ve gözlüğü sadece TV ve sinema izlerken kullanmayı tercih ediyorum), kocaman patlamış mısırım ve suyum... Bir kere birinci unsur olmadan (KOBACAN) sinemaya gitmem. Çünkü o hayatıma girdiğinden beri bütün filmlere beraber gittik.Hatta nişanlıyken o kadar çok sinemaya giderdik ki artık annem isyan etmeye başlamıştı bizim haftasonu sinema seanslarımızdan.BEn o geldiğinden beri hiç onsuz gitmedim. Ama o alçak sanırım gitmişti bir kere Ankara'da mı ne hatılamıyorum;ben çok bozulmuştum... Mısır olmadığında ise huzursuz olurum ciddi ciddi. Ay bak görüyo musunuz şimdi oruçlu oruçlu canım patlamış mısır istedi. Akşama iftardan sonra yapayım olmazsa.Hatırla Sevgili de başlıyor zaten keyif yaparım azıcık :)
İşte böyleeee....Şimdi Ben deeee NaGiS'i,Chido'yu ve deeeee ZilsizZarife yi ebelediiiiiimmmmm...
Hadi bakalım yazın yapmayı en çok sevdiğiniz üç şeyi....
Dip Not: Bugünkü Cuma yazısı bu olsun.Ramazan münasebetiylen birazcık durgun bir ruh hali içindeyim ve muhtemelen haftasonumu evde iftar yemekleri ve tatlı denemeleri yaparak geçiricem :) :) :) Hepinize iyi bir haftasonu diiliyorum...Pazartesi görüşürüz...
Başlıyorum....
1) Kış Ayazında Vapurda İstanbul'u izlemek : Of off bir de şöyle ellerimi ısıtacak sıcacık bir çay varsa yanında....Eski işyerimde karşıdaydı; normalde Mecidiyeköy'e çift katlı otobüsle giderdim ama bazen sırf keyif olsun diye sabahın o körü Kadıköy'e iner.Ordan Vapura binip Beşiktaş'a geçip ordan geçerdim...Yol uzardı ama olsun hiç önemli değil...Çünkü kendimle başbaşa kalıp o boğazın sert havasına karşı çay içmek benim için çok büyük bir keyif.. Ohh havalar da soğuyor; ben yine bu keyfi yapıcam...Bir de Vapuru takip eden martılara simit atmak var tabi onu dayapmam lazım :) Aslında denizle ilgili herşeye aşığım ben...
2) Pasta ve Tatlı Yapmak: Bir tatlı delisi olarak yemenin haricinde değişik pastalar yapmayı inanılmaz severim. Bu konuda da gerçekten iddialıyım..İyi olduğumu da düşünüyorum... Diloşum ameliyat olduğunda eve ziyarete giderken ona çilekli bir Cheesecake yapıp götürmüştüm.Hatta ona mms atmak için resmini de çekmiştim gitmeden evvel ama bulamadım şimdi bak görüyo musun hay Allah... Neyse başka zaman gösteririm size marifetlerimi....
3) Sinemaya gitmek: Ama bunun özel bir koşulu var. Sinemaya giderken yanımda bulunması gerekenler: Kobacanım, gözlüğüm (miyopum da uzağı göremiyorum ve gözlüğü sadece TV ve sinema izlerken kullanmayı tercih ediyorum), kocaman patlamış mısırım ve suyum... Bir kere birinci unsur olmadan (KOBACAN) sinemaya gitmem. Çünkü o hayatıma girdiğinden beri bütün filmlere beraber gittik.Hatta nişanlıyken o kadar çok sinemaya giderdik ki artık annem isyan etmeye başlamıştı bizim haftasonu sinema seanslarımızdan.BEn o geldiğinden beri hiç onsuz gitmedim. Ama o alçak sanırım gitmişti bir kere Ankara'da mı ne hatılamıyorum;ben çok bozulmuştum... Mısır olmadığında ise huzursuz olurum ciddi ciddi. Ay bak görüyo musunuz şimdi oruçlu oruçlu canım patlamış mısır istedi. Akşama iftardan sonra yapayım olmazsa.Hatırla Sevgili de başlıyor zaten keyif yaparım azıcık :)
İşte böyleeee....Şimdi Ben deeee NaGiS'i,Chido'yu ve deeeee ZilsizZarife yi ebelediiiiiimmmmm...
Hadi bakalım yazın yapmayı en çok sevdiğiniz üç şeyi....
Dip Not: Bugünkü Cuma yazısı bu olsun.Ramazan münasebetiylen birazcık durgun bir ruh hali içindeyim ve muhtemelen haftasonumu evde iftar yemekleri ve tatlı denemeleri yaparak geçiricem :) :) :) Hepinize iyi bir haftasonu diiliyorum...Pazartesi görüşürüz...
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
haftasonu,
sobeler
7 Eylül 2007 Cuma
CUMA DELİSİ...

Merhabalar Blog aleminin tatlı,huzurlu,neşeli ve de az buçuk kaçık insanları,Merhaba Dostlar ve KArdeşler, SAna da Merhaba Kobacanım
Bugün Cuma olur da Tubik bugün için post yazmaz mı,bugün uğruna destansı yazılar dökmez mi( Mutlucum biliyorum şu anda beni öldürmek istiyorsun çünkü bana yarın iş yok ben bugünden başladım keyiflenmeye :) ) ....
Evet arkadaslar; duyduğuma göre haftasonu havalar burada kapalı olacakmış. Yağmurlu iki gün var yani.Ohh süper valla;artık üşümek istiyorum hatta böyle mont falan giymek istiyorum.Bıktık artık sıcaklardan ve kuraklıktan memleketimize biraz yağmur yağsın değil mi ama canlarım?
BEn de bu haftasonunu evde geçirmeye karar verdim.Zaten Kobacan hasta;üşütttü benim narin kocam (yorgan kavgası malum :) ) O yüzden onu yoğun bakıma almak niyetindeyim;azıcık nazlayayım koca bebeğimi bak bugün sabahtan işe bile gidemedi. Bunun yanında yarın sabah kahvaltı olayımız yine kızlar matinesi gibi...Büyük teyzem geldi Saroz'dan aile meclisinin kadın eşrafı bizde toplanıyo ve keyifli bir kahvaltı sofrası kurmayı planlıyoruz.Hatta eğer fırsat bulursam soframın resmini çekip haftabaşı yazıma koyup size göstermeyi düşünüyorum.
Sonracığıma Kemonun patronunun min mini kızının ( nın nın nın amma uzun bir cümle oldu bu böyle ya) doğumgünü varmış yarın akşam işyerinde ona davetliyiz.Bir uğrarız heralde)
Bunun dışında klasik eylemler içine giricem.Evi toplar temizler;biraz yemek yaparım.Hav hazır serinken şu ütü işini hallederim. Sonra da televizyon karşısında pinekleriz berabercene....
Şimdilik düşüncelerim bunlar.Son dakikada bir atraksiyon olmazsa bu şekilde uygulanacak. :)
Hepimize iyi haftasonları diliyorum sevgili blog arkadaslarım, kardeşlerim, böcüklerim, çiçeklerim....
Kocaman Öpüldünüz......
31 Ağustos 2007 Cuma
:) :) :) Tatlı Cuma :) :) :)

Ohhh yine cuma geldiiii.....Gerçi bu hafta çok güzeldi bi gün geldim bi gün gelmedim derken toplamda 3 gün işe geldim.Ay keşke böyle olsa o zaman hiiiççç strese girmem valla :) Bu arada en sonunda E-plan öğrenmeye başladım.Şart koştu patron malum;hiç kaçışın yok öğreneceksin diye.BEnim de kaçtığım yok zaten kesinlikle öğrenmek istiyordum ama işten güçten fırsat olmuyordu ki. :) şimdilerde biraz boş kaldım da yavaş yavaş çalışmalara başladım.Notlarımı falan düzenleyeceğim önümüzdeki hafta.Kendimi üniversitedeki gibi hissettim bir an....Hey gidi günler heeyyy....
Bu arada blog dünyasındaki komşularımc arasında bir ebelemek,sobelemek,mimlemektir gidiyor valla.Ben çok seviyorum bu muhabbetleri,gülümseyerek okuyorrum hepsini.Ama bizi ebeleyen sobeleyen yok valla hıh küstüm işte size ben de....
Neyseee....İlaçlar işe yaramaya başladı.Kanım canım yerine geliyo valla enerjim falan yükseldi bugün mutluyum huzurluyum neşeliyim :)
Neyseee....İlaçlar işe yaramaya başladı.Kanım canım yerine geliyo valla enerjim falan yükseldi bugün mutluyum huzurluyum neşeliyim :)
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
haftasonu
24 Ağustos 2007 Cuma
Cuma Yazısı...
Sıcaktan geberiyorum,bütün işlerden sıkılıyorum ve saatin bir an önce altı olmasını bekliyorum...Önümüzdeki haftadan itibaren hayatımda bazı değişiklikler yapmayı düşünüyorum.İş hayatımla ilgili genel anlamda.Bir de haftasonu için yapacaklarım var. BEn bu aralar liste yapmayı sever oldum yine öyle yazayım cuma yazısını da bariiii :) :) :)
- Ev eşrafı (topu topu iki kişiyiz zaten :P ) bu haftasonu enfes kızartmamdan talep etti o yapılacak ve onu yaparken de muhtemelen aşağıdaki gibi bi hale girilcek (gülmeyin :) kafama tülbent sarmazsam canım saçlarım kokuyo.)
- Yiğitcan oğlan bize geleceği için kendisine oyuncak alınacak ( dayı beyin emri yapacak bişey yok gidilecek alınacak )
- Misafirler için hazırlanılacak
- Off en sıkıntılısı bu yarın DKZ grubuna tartı sonucu yazılacak 25 ine sözleşildiğinden ötürü
- Önümüzdeki hafta pazartesiden itibaren aşağıya atölye oltamına dahil olunacak (sıkılıyorum burda ben gidip Veysel Ustamın çırağı olcam mühendis olmak zor yaw habire hesap kitap ne bu be)
- Bu akşam için KOBACANa salçalı ve sarımsaklı yoğurtlu makarna yapılacak (artık yemek yapmadığım için beni protesto ediyo haklı ama uğraşma karıcım dedikçe ben de yaydım yaneeeee )
- Mutfak alışverişi yapılacak
- Olumlu düşünce gücü aşılanacak beynimeee
Şiimdilik aklıma gelenler bunlar....Bakalım eksik varmıymış....(Kısa bi sessizlik listemi okuyorum) ......................................
Bu ne yaaa...Ne sıkıcı bi planlar silsilesi bu.Hani benim cumartesi sabahı tembelliğim hani haftasonu gezmelerim...:S Bu arada gerçekten tembel olmuşum yemek yapmam lazım gerçekten cık cık cık. Yok yok önümüzdeki haftaya kesin adam olmuş bi Tubik olmalı....
Ek Not 1 : eğer izlemediyseniz Pan'ın Labirentini izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum arkdaslar biz geçen hafta seyrettik gerçekten muhteşem bi psikolojik film.Aynı zamanda da fantastikEk Not 2: Çok sıkılıyorum öyle böyle değil bir çözüm bulamazsam sanırım size sarıcam iyice bilginiz olsun.
Hadi öpüldünüz şekerler....Hepinize iyi haftasonları diliyorum. Pazartesi görüşürüzzz...........
Ana Fikrim :)
cuma yazısı,
Dinlence,
plan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

