İtiraflar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İtiraflar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Maddeler Halinde

* Bu sıralar yaratıcılığımı kaybettiğimi düşünüyorum ciddi ciddi... Üretkenlik sıfırın altında eksi 3 civarında seyrediyor.

* Yeni yeni haberler alıyorum çevremdeki arkadaşlarımdan. Benden sonra evlenenlerin hamilelik haberleri bu haberler de.Tahmin etmediklerim neyse de bugün duyduğum birtanesine şok oldum cidden.Ama çok da sevindim itiraf etmek gerekirse :)

* Böyle güzel haberler alınca şöyle bir kendimi yokluyorum.Acaba diyorum ben istiyor muyum? Yani bir bebeğe hazır mıyım? Onun sorumluluğunu alabilecek durumda mıyım diye.

* İşin aslı bu sıralar hiç de hazır hissetmiyorum kendimi.Çünkü çok mutluyum.Bol bol şımartılıyorum sevgilim tarafından ve bu şımarıklığı kimseyle paylaşmıyorum.

* İşin aslı sabrımın üçüncü bir şahsı şımartmaya yetmeyeceği konusunda bir hissiyatım bu sıralar.

* Gece viyaklamalarını dinleyemem ben.Zaten Kobacan bile yanlışlıkla beni uykumdan uyandırsa gece yarısı kıyameti koparıyorum. Düşünsene bir bebek bir gece yarısı ınga naraları eşliğinde bütün uykuyu alıp götürüyor.Ama yaşayanlar diyor ki o zaman öyle sinir olmuyormuşsun.Annelik böyle birşey galiba tatmadan bilemeyeceğim.Ama şimdilik tatmamayı da seçeceğim.

* Hedeflerim mi bu fikri benden uzaklaştıran bilmiyorum.Ama aslında değil de.Hiç istemiyor değilim ki.Sadece aramıza yeni katılan aile bireyinin ihtiyacı olan herşeyi yapabilmeyi diliyorum. Yani bir nevi geleceğini hazırlamış olmalıyız. Tam olarak hazırlayamasak da en azından adımlar atılmış olsa.

* Kayınvalidem Adana'ya gittiğinde Kobacan'a Tuğba bana önümüzdeki yıla bebek için söz verdi demiş. Allahım Ah bu anneler yok mu? :) Yok öyle birşey.Söz falan vermedim ki ben. Hatta eğer herşey yolunda giderse önümüzdeki yıl ortasına doğru artık aramıza yeni bir kişinin katılmasını düşüneceğiz dedim. Hem daha bunun ön şartları var. Sevgilim istediği gibi bir işe girecek,o işte bir süre kendini kabul ettirecek sonra borçlarımızı bitireceğiz sonra bana araba alacak.

* Evet böyle birşeye niyetlenmeden önce araba sahibi olmalıyız.Çünkü ben şahsen hamile hallerimle otobüslerde sürünmek istemiyorum. Ölürüm valla.

* Neden bu maddeler halindeki yazıda bu kadar bebek sahibi olmak konusunda yazdığımı ben de bilmiyorum sevgili okuyucu. Öyle sanıyorum ki bu başta da belirttiğim sürekli hamilelik halleri ile ilgili olabilir.

* İşin komiği bu durum ben de bebek sahibi olmalıyım gibi gaza getirmiyor beni.Tam tersi ben daha bekleyeyim diyorum.Neden dersen ben zaten mızmız biriyim biraz.Hasta olduğumda çekilmem,hep bir naz kapris modunda olurum.Acaba hamileliğim nasıl olur ki??? oyyy oyyy oyyy Allah benim kocacıma bol sabır versin.Ya da bilmiyorum belki de o bu kadar sabırlı olduğu için Allah onu bana verdi. Yoksa ben çekilecek dert değilim yani zaman zaman bunu çok ciddi şekilde gözlemliyorum.

* Konuyu değiştirerek başka şeylerden bahsedeyim.
* Diyete başladığım ilk günler çok asabi oluyorum.Geçen Pazartesi yeniden düzenli programa başladığımda bildiğin sinir küpüydüm.Hatta Kobacan neden bu kadar asabisin sen dedi yatarken. '' DİYETTEN'' dedim :D

* Tartımı saklattım tartılmıyorum.Ama çok merak ediyorum.10 Temmuz'da tartılacağım. Bakalım arzu ettiğim rakamı görebilecek miyim.

* Şimdi iki yeni oyuncağım var evde.

* İlki Twist&Shape'im. Aldım koydum Oturma Odasının baş köşesine.Önceki akşam 10 dakika .Dün akşam 15 dakika yaptım.Adamın iflahını kesiyor resmen.KAn ter içinde kalıyorum.Her gün 5 dakika arttırarak 35-40 dakikaya kadar çıkmayı hedefliyorum.Bakalım nasıl olacak.İnternette kullananlardan okudum herkes memnun.Aranızda kullanan varsa tanıdığım birilerinin de yorumlarını rica edeceğim :))

*İkinci oyuncağım ise yeni walkman cep telefonum.Kırmızııııı...Hiç aklımda yoktu ama kocacım soktu kafama.İşte delinin aklına sokmayacaksın birşey.Girdi ya aklıma aldık.Çok mutluyum. :)) Tam kız gibi kendisi.:))) Eee kırmızı olsun 5 kuruş fazla olsun ne de olsa ben bir boğa burcuyum.Sonradan öğrendiğime göre Kobacanın amacı benim emektara el koymakmış.Geçen gün telefonu eline almış.''BEnim olacaksın NiHOHAHAHAHHAA !!!! '' diye türk filmlerindeki kötü adamlar gibi bağırıyodu :))))))

* İştahım yok bu sıralar...Seviyorum bu durumu.
* Galiba bu bebek olayını ertelemekte biraz daha forma girme arzumun da etkisi var.Aman yaaa ufff bebek demeyin bana yetter.!!!( Manyak mısın Tubikko iki saattir sen 40 defa bebek dedinbu yazıda yaa yuhhh ) (Şimdi saydım 15 kere demişim :p)

* Bence bu yazıyı artık burada bitirir miyim? Eh bence bitiririm.Bitiririm.
*Bir Cumartesi akşamüstü (çalıştığım bir cumartesi üstelik) hiç işim gücüm olmadığı için yazdığım bu postu sabırla bu noktaya kadar okuduğunuz için size de hayranlıkla karışık teşekkürleri bir borç bilirim efenim...

* İyi bir PAzar diliyorumm..Tatilde olanlar benim yerime de yüzün.Sahilde benim için de mojito yudumlayın. Geri kalanlar istediklerini yapmakta özgürler...Çavv...Adios Amigos :)))

10 Haziran 2009 Çarşamba

Bu Defa Değil

Bazen öyle bir an geliyor ki geçmişte yaptığını sandığın hiçbirşeyin önemi kalmıyor....
Ne heyecanla beklenen karne hediyesi kalemliğin alınmayışının ne doğumgünümde gecenin bir saatine kadar seni camlarda elinde kol saatimle bekleyip de gelmeyişinin, ne içten yapılmayan kucaklamaların ne de hiçbişeyin işte....

O kadar çok şey var ki...Söyleyebileceğim ama her biri ağzımdan çıktıkça senin değerini daha çok yitireceğin ve koca bir hiçliğe dönüştüreceğin...Yoruldum artık konuşmaktan çünkü edilen hiçbir söz yerine ulaşmıyor.Senin kulaklarında kalın bir perde kimsecikleri duyamaz hale gelmişsin...

Hani bir zaman burada da yazmıştım ya..Affettim azad ettim seni diye.Affetmemeliymişim diyorum şimdi...Çünkü senin için yapılan her affediş bana dert yaratmaktan yaralamaktan başka hiçbir işe yaramıyor.

Daha bir kaç gün önce bir yazı koydum masamdaki tutmaca...Gördükçe aklıma kazınsın diye.VE aslında bir zamandır yine içimde açmakta olduğun yaralarla ilgili olarak...

''Ahmak insan hem unutur hem affeder
Aptal insan ne unutur ne affeder
Akıllı insan unutmaz ama Affeder ''


Ben ahmakmışım gerçekten de bugün daha iyi anladım.Ve biraz akıllı olmak adına en azından aptal olsaydım diyorum. Hem unutmasaydım hem de affetmeseydim. seni üzen birini affetmenin sendeki ağırlığı nasıl yok ettiğini bildiğim halde düşünüyorum bunu üstelik.
Ben çoktan vazgeçtim aslında sana kendimi anlatıp durmaya çalışmaktan.Sadece uzak durarak korumaya çalışsam da kendimi bir şekilde bana sıçramayı başarıyorsun sen her defasında.
Çocukluğumdan bu yana sana en içten duygularımla yazdığım mektuplar bile kar etmedi üstelik...

Şimdi sen beni yapmadığım şeylerle suçluyorsun,olmadığım biri gibi göstermeye çalışıyorsun ya.HELAL OLSUN !!! Artık diyecek bir lafım yok sanırım sana ve tamamen vazgeçiyorum ne kendimi savunacağım ne de hayır o öyle değil böyle demeye gayret edeceğim.Çünkü sen içindeki tüm kinini karşısındakine kusup ona bir tek kelime söyleme hakkını bile tanımayan birisin nasılsa...Kendi suçlarını başkalarına yıkan insanlardansın sen sadece.. O kadar basit herşey senin için...

Ama bitti artık biliyo musun,gerçekten bitti..Ne ben dünkü küçük kız çocuğuyum ne de sen benim gözümdeki kahramanımsın artık. Bu masalın artık kahramanları da konusu da değişti çoktan...

VE ben ne yapacağım artık biliyor musun? Bu sefer unutmayacağım baba; bu sefer olmaz!

25 Mart 2009 Çarşamba

Bir İki Satır Şimdiye Dair...

Biliyorum bıktınız artık benden ama 50 küsür gün daha sıkıverin dişinizi beni seviyorsanız.
İçimdeki özlemek duygusuna engel olamıyorum.Onsuz olmaya katlanamıyorum ve kel alaka satırların arasından bile sızıveriyor zaman zaman hasret sözcükleri...

Biraz önce Sezenim canım serçemin şu altta sözleri yazan şarkısı çıktı radyoda...Paylaşmadan edemedim...O kadar anlatıyor ki içimdekileri...


Nolur sormasınlar bana.
Nolur söyletmesinler derdimi.
Saklarım ben onu kendime.
Yerim kendi kendimi.

Akıyorsa yaşlar gözümden,
Dinmiyorsa bir türlü gece gündüz,
Karardıysa bütün dünya,
Vardır elbet bir sebebi…

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı,
Bitsin artık bu hasret bulaşalım gayrı…

Benim bütün derdim özlem.
Biliyorum kavuşur böyle seven.
Biz bir elmanın iki yarısıyız,
O en çok sevdigim ve ben.
Akıyorsa yaşlar gözümden,
Dinmiyorsa bir türlü gece gündüz,
Karardıysa bütün dünya,
Vardır elbet bir sebebi…
Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı,
Bitsin artık bu hasret bulaşalım gayrı…


Bu günler neden bana bir türlü geçmek bilmiyor.Neden içimdeki acı soğuyacağına daha çok yakıyor beni...Biliyo musunuz sadece buraya size yansıtabiliyorum içimdekileri.Çevremdeki başka insanlarla paylaşamıyorum.Dışarıdan bakanlar göremiyor içeriyi...siyah filmlerle kaplamış gibiyim...Normalde paylaştığımdan daha az paylaşıyorum yüreğimi ama sanki bir yandan da kendi içimde çoğalıyorum.Kendime sakladığım,gizlediğim duygular hoşuma gidiyor sanki.Hasretimi,hüznümü,sinirimi,isyanımı,mutluluğumu,dalgalanıp durulmalarımı kendime saklıyorum...Kapalı bir kutu gibi...

Sanki burada sürekli birşeyler paylaştığım siz sevgili arkadaşlarım benim iç seslerim gibisiniz...Belki garip gelecek ama öyle hissediyorum.O kadar yakın,o kadar ayırmıyorum yani kendimden...O yüzden kapalı kutunun içindekileri en iyi bilen sizlersiniz şu sıralar...

Günlüğüm burası bir nevi;ama cevap veren bir günlük..Beni anlayan ...
Bu beni mutlu ediyor...Gerçekten...

20 Eylül 2007 Perşembe

SIKILMAK ÜSTÜNE....




O kadar bıkkın bir hal içindeyim ki,kendimden çok sıkıldım..O kadar ki Sıkılmak nedir diye google da arattırdım o derece yani. Ve İtü Sözlük'te şimdi yazacağım bir kaç tanımı gördüm ve bir anda hayatın anlamını bulmuş gibi oldum. Yani içinde bulunduğum durum daha iyi anlatılabilir miydi bilemiyorum ben...Buyrun tanımlamalar...



** 2 farklı çeşitte gerçekleşebilen eylemdir. birincisi kısa sürelidir. anlık sıkıntıdır. yapacak birşey bulamadığınız için sıkılırsınız, oturmaktan sıkılırsınız, internetten sıkılırsınız vs. bunu aşmak kolaydır. en kötü ihtimalde yatıp uyursunuz, ertesi güne geçmiş olacaktır. ikincisi ise, hayattan sıkılmaktır. bu çok daha genel bir durumdur ve bu sıkıntı ciddi bir sıkıntıdır. yaptığınız hiçbir şey size artık zevk vermiyordur. her gün, bir öncekinden farksızdır ve en kötüsü, ertesi günün de farksız olacağını düşünmektir. bu düşünce insanın tamamıyla kontrol edebileceği bir şey değildir. sıkılmamak istersiniz, 5-6 tane sinema bileti alırsınız, arkadaşlarınızla planlar yaparsınız, ancak nafile, yalnız kaldığınız anda sıkıntınız tekrar sizi yakalar. geçecek diye beklersiniz, geçmez. haftalar, aylar bu şekilde geçer, elinizden bir şey gelmez. kendinizi okula verirsiniz, işe verirsiniz, ailenize verirsiniz, sonra karşıdan bir bakarsınız ki sıkıntıyı hissetmemek için makineleşmişsiniz. bu sizi daha da sıkar, boğar. kendinizi bir çark gibi yaşarken gördüğünüz için hayat size daha b..ktan gelmeye başlar. hayatınızın sonuna kadar bu şekilde yaşayacağınızı düşünürsünüz. bunun farkına vardığınız zaman, önünüzdeki 30-40 yılın sıkıntısını bir anda hissedersiniz, ve bu çok b..ktan bir durumdur. böyle anlarda ne yapılması gerektiği bilinmez. bu düşüncenin değişip değişmeyeceği de muallaktadır. kendinizi bırakır, zamanın geçmesini, hayatın akışının değişmesini beklersiniz. sonra bir an hayatın güzelleştiğini sanıp yanılgıya düşersiniz. bir kaç aya kalmaz, gerçeklerin farkına varır, tekrar çökersiniz. tam olarak anladığınız tek bir şey vardır ki, o da hayatın daima bu şekilde bir döngüyle ilerleyip, bu şekilde sona ereceğidir.



** Bir sürü duygu karmaşası içinde çığlık atmak isteyip atamamak, kıyılarda yürümeye çalışırken düşmek istemek, kendini tüm kalabalığın içinde yanlız hissetmek ve bu koca dünyaya sığamadığı düşünmenin tek bir kelimeyle ifade edilmiş şekli.



** bazen hiçbir sebep yokken kişinin kendinden etrafındakı herkesten uzaklaşarak bir yeter moduna girmesi. napıcağını bilememe hadisesi. periyodik aralıklarla off dedirtir.böyle anlarda hayatın anlamını sorgulamak çok gereksiz. sıkılmış bünyede ani depresyona yol açabilir.. korkulasıdır .bu saatte de depresyon falan hiç çekilesi değil. off yine sıkıldım bak..



** Bazı şeylere bünyenin dur demek istemesi sonucu verdiği tepki. Dışavurum bi bakıma,yorulmak...Sürekli akla getirildiği,farkedildiği takdirde bunalıma sürükler.Uzak durulmalı,ruha ''ne kadar da eğleniyorum,hayat ne güzel,çiçekler böcekler ne güzel'' hissi yaratılmalıdır... Anlaşılsa dahi çaktırılmamalıdır yani!


Bu ruh hali Sonbahardan dolayı mı diye düşünüyorum ama ben Sonbaharı çok severim.Hatta şimdi vapurla gezmek zamanı,Kadıkö'de el ele dolaşıp aniden bir filme gitmeye karar vermek,dondurma diye tutturmak,üşüyünce kocaya sarılmak zamanı...Yorgun argın ama mutlu bir şekilde eve gelip,huzur içinde uyumak...Sevdiklerinle keyifli anlar geçirmek vakti kış gelip çatmadan.... Ama öyle ağır ki ruhum; sanki her yanından iplerle bağlanmış da derin kuyulara çekiliyormuşum gibi....Biliyorum bu hal de geçecek;güzel şeyler olunca ben bunu unutucam ama o kadar rutin ki herşey şu anda gerçekten boğuluyormuş gibi oluyorum..Ellerimde her zaman panoma yazarken olan heyecan bile eksik..Zorla gidiyor satırlar sanki...


Bu rutinde kendime bir hava boşluğu yaratmam lazım;nefes almak için...Ama nasıl???

18 Eylül 2007 Salı

Afacanlar Ziyarette!!!


Benim bu afacanlar bastı beni yine bastıııı...Yine içimden hiç bişey yapmak gelmiyo.Bir sürü işim var elimi bile sürmek istemiyorum ama öte yandan da yapmak zorundayım. Bazen düşünüyorum bu istediğim hayat mı diye ( iş bağlamında). Aslında çok zor bir işim yok ama bazen o kadar sıkılıp daralıyorum ki anlatamam.SAnırım bunda Ramazan dolayısıyla içemediğim sabah çaylarımın ve de 10.30 civarı kahve molalarımın olmayışı da etkili olabilir. Hiç değilse arada kalkıp onlarla falan uğraşıyordum kafam dağılıyordu iyi oluyordu. Atölyeye insem desem o da bi süre sonra aynı rutine giriyor. SAnırım beni asıl sıkan sürekli olarak tekrarlanan şeyleri yapmak.Her sabah aynı saatte kalkmak,işe gelmek,çalış çalış çalış,saat 6 da çık.Trene bin,eve git,yemek hazırla,ye,sofrayı topla,TV izle,uykun gelsin uyu...Sonra ertesi sabah yine aynı şeyler tekrarlansın dursun...Reva mı bu bana yaaa.Sıkılıyorum...Allah'tan Kobacanım var benim hayatımda.Bir de o olmasa gerçekten delirirdim herhalde. Çünkü o beni her koşulda eğlendirmeyi başarıyor. En çok da uyumadan önce onunla sohbet etmeyi seviyorum :) O günün meditasyonu gibi oluyor. Streslerimden uzaklaşıp uyuyorum.

Ama yine de bazen hayatımızda değişik şeyler olsun istiyorum. Eskiden olduğu gibi aklımıza estiği anda çat kapı bi yerlere gitmeyi,gittiğimiz yerlerde dolaşmayı,zorunluluklarımız olmadan kafamıza göre takılmayı,bir yere gittiğimizde hadi geç oldu yarın iş var diye kalkmak zorunda kalmamayı... Belki denizin üstünde bir yatta yaşayıp sadece hayatın keyfini çıkarmayı diliyorum... :) :) :)

Kendimizi bu günlük hayatın akışına o kadar çok kaptırmışız ki,herşeyi unutuyoruz.Geriye dönüp anılarımıza bakıp tebessüm etmek kalıyor bize..Halbuki o kadar da uzakta değil bu anılar. Ama o kadar koyvermişiz ki herşeyi... Bazen büyümek bu mu diyorum.Ya da yaşlanmak... Belki bunu söylemek için çok erken ama hayatımızdan geçen her gün biraz daha yaşlanıyoruz biz.. Yapmak istediğim onlarca şey var;hayatımız için, yuvamız için, kariyerim için,kendim için,onun için... Ama nedense sanki bütün enerjim çekilip alınmış da benden bunların hiçbirini yapamayacakmışım gibi hissediyorum...

Öğrenmek istediğim bilgiler,okumak istediğim kitaplar,gidilecek güzel yerler,çıkılacak seyahatler, izlenecek filmler,dinlenecek şarkılar,yaşanacak romantik zamanlar,doğacak bebekler, dostlarla yaad edilecek günler,paylaşılacak mutluluklar....O kadar çok şey var ki hayatımızda yaşanacak...Ama hep ertelemekle geçiyor nedense... Şimdi zamanımız yok,paramız yok,yapacak edecek gidecek halimiz yokk.... Halbuki aslında hayatı hiç ertelememek lazım...Belki de kendimizi buna mecbur bırakmamak.Ama hep bişeyler için sabretmek zorundayız. Bişeylerin olmasını sağlamak için başka bişeylerin olmasını beklemek mecburiyetindeyiz....

Kendime kızıyorum bu aralar....Kuralcı oluşumdan,bunun kesinlikle böyle olması gerekir şeklinde gelişen tavırlarımdan, zaman zaman istediğim bişeyi yapmamak için kendimi kasıp mutsuz etmekten, bu kadar pozitif görünüp insanlara enerji verip kendim için aynı şeyi yapamayışımdan,gereksiz yere sinirlenmekten ve sonra kırdığım kalpleri tamir etmekte beceriksiz oluşumdan,kendim için yapmam gerekenleri ertelemekten sıkıldım artık...

Bugün silkelenme günü benim için. Bu üstümdeki olumsuzlukları atıp yapmam gerekenlere bir adım atacağım.Çünkü ben böyle yerimde sayıp durdukça hiçbişeyin değişeceği yok. Hadi bakalım Tubi kendine gel. Sen olumlu bir kızsın,kendine güveni olan, hayattaki idealleri konusunda hırslara sahip birisin... Senin isteyip de yapamayacağın hiçbişey yok... Herşey sende,senin kafanda bitiyor... Üstelik başarmak istediklerin konusunda seni her daim destekleyen böylesine güçlü bir insan varken yanında sen hala daha neyi bekliyorsun;neyi erteliyorsun ki... Hadi bakalım gün senin günündür kendine gel artık....


Not: Bu da böyle bir iç döküş oldu canlar,idare ediverin beni olmaz mı? Çünkü bazen çok daralıyorum gerçekten ve yazmazsam birileriyle paylaşmazsam daha kötü olacağını biliyorum... Böyle kendi kendime dökülürken de bir iç aydınlanma yaşayıp kendime geliveriyorum çoğu zaman,hadi Tubik diyorum iyi olmaya başladın yine...ama siz beni anlarsınız değil mi? Biliyorum anlarsınız....

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Ruh Halim.....


Bazen herşeyden o kadar sıkılıp bunalıyorum ki kendimi dünyanın en mutsuz,en şanssız insanı gibi hissediyorum...Öyle derin bir karamsarlık çöküyor ki üstüme sanki tüm dünyanın derdi sorunu ben de toplanmış sanırsınız..Bu Pazartesi günlerine mahsus bişey mi yoksa genel ruh halim mi böyle bugünlerde tam kestiremiyorum...Aslında geçmişe nazaran bazı şeyleri daha az kafaya takıyorum,önemsemiyorum bugünümüze de şükür diyorum ama sanki ben böyle yapınca umursamayınca problemler,dertler büyüyormuş gibi hissediyorum....
Yine de herşeye rağmen bugünlere de şükretmek lazım..Kobacanım geçenlerde bişey izlerken çok şükür Tubik elimiz ayağımız yerinde ya onlar olmasaydı ne yapardık dedi.Aslında haklı dünya üzerinde bu kadar kötü durumda olan onca insan varken küçük şeyleri;daha doğrusu hallolabilecek şeyleri kendimize bu kadar dert edip üzülmeye,kendimizi bunalımlara sokmaya hakkımız var mı gerçekten????

Bugünlerde kendime dert üreteceğimi anladığım zaman oturup bunu kendime hatırlatıyorum. O zaman bir kez daha düşünme fırsatım oluyor,değer mi bu kadar yıpranmaya,üzülmeye,kafaya takıp kendini hasta etmeye.... Her ne olursa olsun bir kez geliyoruz bu dünyaya..Bunun için de elimizdeki imkanlar doğrultusunda en iyi şekilde değerlendirmeliyiz yaşamımızı..Bu güzelim yaşlar geri gelir mi bir daha.....

Ne demiş Mazhar Abi; Güzel günler bizi bekler,eyvallah dersin gelir geçer...... Ben söz dinleyip öyle diyorum...Herşey çok güzel olacak...iyi şeylerin hayalini kuruyorum ki iyi şeyler bulsun bizi ve de var olan mutluluk hiç bırakmasın peşimizi...

14 Ağustos 2007 Salı

Toplama Düşünceler

Dün akşam trende giderken günlük hayatım içinde yapmaktan nefret ettiğim ve yaptığım için kendime kızdığım başka şeyler olduğuna karar verdim kendim için sıralıyorum..(Ne biçim bir cümle oldu bu böyle yahu??? )

* Sabahın köründe kalkıp koştura koştura trene yetişmekten,
* Gece bir ses olduğunda uyanıp uyuyamamaktan,
* Gereksiz alınganlık yapan ve olayı saptıran insanlardan,(bazen ben de gereksiz alıngan oluyorum ama ama azcık )
* Bişeyi içinde tutup tutup olmadık zamanda pat diye söyleyenlerden,
* Kızıp kızıp başkalarına patlayanlardan,
* Küçücük kalçası olan kızlardan ( evet evet evet )
* Zaman Zaman Strese girip parmaklarımı ve dudaklarımı yemekten,
* Arka balkondaki cadaloz anne kediden( çünkü ben ona yemek verdiğim halde bana tıslıyor yabani ! )
* Bitkilerimi sulamayı ancak onlar kuruma raddesine gelince farketmekten ve son anda kurtarmaktan,
* Bir işi yapıp sonra aklıma daha iyi ve kolay bir yöntem gelmesinden,
* Bir yere gidileceği zaman birilerini bekleyip ağaç olmaktan,
* ÜTÜ yapmaktan,
* Arkadaşlarım tarafından ekilmekten,
* Trende çocuklarını bağırtmakta hiçbir sakınca görmeyen insanlardan nefret ediyorummmmm....

Ohh beee rahatladım valla...Bir ara da yapmaktan keyif aldığım şeyleri yazarım sanırım onlar daha çok.....

18 Temmuz 2007 Çarşamba

Aman Basküüüll CAnım Cicimm Basküüllll

Ne alaka di mi??? Var bi alakaı mutlaka..Karar verdim baskülümü saklatıcam kobacana...Her sabah uyanır uyanmaz kendisiyle karşılaşa karşılaşa pek bi yüz göz oldukkk... O yüzden bu günlük görüşmelerimizi azaltıp haftada bir görüşmeye karar verdim zat-ı muhterem ile....Bu sebeple kendisi bir sonraki pazartesiye kadar tedahülden kalkıyo (umarım doğru yazmışımdır)..

Bunun yanında Dİloşum iyi hatırlattı valla 13 TEMMUZ 2007 CUMA akşamını mutlaka kayıtlara geçmeliyim....Bir eğlendik bir eğlendik...Ama tabi bunun yanında ben sarfooşş olduummm.... SAFTOROK dostum da kendisi benden aşağı kalırmış gibi almış eline telefonu bi güzel kameraya çekmiş beni...Eh artık anlatmak şart oldu... Ama tabi bu yazıda değilll.... Size bunu ayrıntılı olarak anlatmalıyım ve de resimlerle de kanıtlamalıyım..Yani biraz sabır diyorum... Eğer yarın işim çok olmazsa mutlaka oturup yazacağım söz veriyorum..
Yarın yayınlayamasam bile en azından bi kısmını yazarım ve cumaya yetiştiririm inşallah ( Kendimi bir an köşe yazarı gibi hissettim yaa :) )

Neyse şekerler... Bu arada bu şekerler lafını beni her koşulda takip eden okumaya fırsat bulan ve de yorum bırakan arkadaş ve dostlarıma yazıyorum... Şimdi ismini deşifre etmek istemediğim sevgili oyunbozanlar üstüne alınmasın lütfen... Yani ama kuzeennn ama tubikkoo işler çok yoğun çok çalışıyoruz vakit bulamıyoruz diye zırlayanlar bunu dikkate almasın!!! (İYi ki deşifre etmedim haaa :P )

Neyse yarın görüşmek umuduyla esen kalın sevgili dostlar....

11 Mayıs 2007 Cuma

İTİRAF EDİYORUM DİYETİMİZE İHANET ETTİM !!!

Öyle böyle değil yaşadığım vicdan azabı...Dün yani 10.Mayıs 2007 tarihi itibarı ile yan masamda oturan çok sevgili arkadaşım Seço ile birlikte diyet yapmaya karar verdik.Çünküüü kilolar aldı başını gidiyo buna artık bir dur demek lazım ama değil mi??? Neyse başladık işte...Öğleden sonra 3'e kadar herşey normal gidiyordu.
Gayet mutluyduk hayatımızdan..Ta ki ben Pasaportumu almak için işten çıkıncaya kadar...
(Bu arada Polonya'ya gidiyorum işle ilgili eğitim için ama bundan daha sonra bahsedeceğim)
Ayrıntıya girmeyeceğim ama şu kadarını söyleyeyim.Ananeme tatlı yapmaya söz vermiştim.Kendi evine gitmeden önce(bir haftadır annemde kalıyor) yapmak istedim ki yesin .O da teyzemlere gitmiş dün aksi gibi...Neyse ben de iyi o zaman akşam oraya getiririm dedim.Ardından teyzem aradı,akşam kocamcımla beni yemeğe davet etti.
Evlendiğimizden beri aklındaymış,bahaneyle madem tatlı yaptın ben de bişeyler yapıp çağırayım demiş.Ben halbuki masum masum azıcık yiyecektim evimizde....Ama misafirliğe gidince yemeden bırakmıyorlar maseleff...Hele hele bu kişi teyzemse..
Yani diyete saygı diye birşey yok hatunda (teessüf ederim teyzoş,ondan sonra çok kilo aldın demeyi biliyorsun ama :( )))
Sonuç....Büyük vicdan azabı oldu...Arkadasıma ihanet ettiğime mi yanayım yoksa aldığım o lezzetli ama bir o kadarda bol kalorilere mi??? Neyse olan oldu artık.Zaten bu sabah işe gelir gelmez itiraf ettim suçumu...Ama bir daha yaramazlık yokkk.SÖZZZ... Azmettik bakalım istediğimiz forma girebilcek miyiz...
Bu arada Pazar günü anneler günü ve ben hala anneme hediye almadım vee yarın çalışmam gerekiyor...Ama halledeceğim....
Bugünlük bu kadar benden...İşim çok fazla en azından bir kısmını bitirmeliyim...
Herkese iyi haftasonları dilerim....