30 Temmuz 2010 Cuma
İSTANBUL'A...
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Hayal

21 Şubat 2008 Perşembe
Şarap ve Piyanodaki Dokunuşlar...
Şarabın bile tadını değiştirir o benim için...Her karşılaştığımda içimi okşar...Zihnimi herşeyden arınıp havada süzülür...Müzik ruhumu ele geçirir....Dinginlik...
Aynı anda coşarım, ağlarım içime doğru,hüzünlenirim sevinirim,dalar giderim ve neşeyle gülümserim...Hepsini aynı anda yaşatır bana....
Onun parmağıyla dokunduğu her notada benim içim dolar taşar....
Büyürüm kocaman bir kadın olurum... Küçülürüm savunmasız bir kız çocuğuna dönüşüveririm.... Ruhumun dolambaçlı yollarında rüzgarlara kapılıp aylak aylak savrulan bir sonbahar yaprağı oluveririm...
Susarım..Kendi suskunluğumda aslında asla dışa vuramayacağımı düşündüğüm uzun cümleleri kurarım.. Roller biçerim kendime, kılıktan kılığa girerim ve değişirim...O gün üstüme hangisi çok yakışıyorsa onu giyerim bir süreliğine o oluveririm... Başkası olmak.... Acaba nasıl olurdu... Aslında bu değil de...Gerçekten ben olmak nasıl olurdu....
Yasaksız,kuralsız,sınırsız...İçimde biriktirdiğim onca şeyi dışa vursam..Sadece içimden geldiği gibi davranabilsem bir süreliğine...Kimliksiz...Serbestçe ortalarda dolanan, kendisine bir hayat karakteri biçilmemiş yakıştırılmamış hafif bir ruh gibi...
Bazen öyle dalardım ki sesler havada dolanırken... SAnki o hikayenin kahramanları gelir odanın içinde bir görünüp bir kaybolurdu...Her şarkısına bir hikaye yazardım..Mutlaka kendi hikayeleri olan bu ezgilere bir de kendiminkini eklerdim... Sonra o şarkıyı hep kendi hikayemle anımsardım.. Hepsinin bir özel yeri olurdu böylece benim içimde...
20 yaşındaydım hayatıma girdiğinde...Aniden,hiç beklemeden gelivermişti...Odamı yalnızlığımla paylaşırken bir anda üçüncü bir kişi oluvermişti aramızda o...Fahir ATAKOĞLU ve notaları....
Seviyorum böyle zamanları... Yıllardır vazgeçtiğim,unuttuğum yada bir köşeye atmış olduğum bir takım şeyler bir gün ansızın karşıma çıkıveriyor... İlkin bir heyecanlanıyorum; yıllardır görmediğim ve özlemini çektiğim eski bir dostla karşılaşmış gibi oluyorum önce...Ellerim titriyor heyecandan,içim kıpır kıpır oluyor.... Sonra içten bir merhaba diyorum sessizce...
Bugün de öyle oldu işte... Sayfaların arasında dolanırken birden çıkıverdi karşıma..
''Ah dedim eski dost, seni tozlu raflara bırakalı ne çok zaman olmuş...Gel bir tozunu alalım senin, sen de gün ışığına çık kaanlıklardan kurtulmuş ruhum gibi...
Hatta bu gece;yıllar sonra yeniden buluşmamızın şerefine seninle uzun bir sohbete başlayalım ama dilimiz LAL.... Elimde bir kadeh kırmızı şarap...''
30 Ocak 2008 Çarşamba
Hayalimdeki Basamak...

Evet...Biliyorum merak içindesiniz...Beni sevindiren olayı öğrenmek istiyorsunuz...Şimdi ben size çok uzun zamandır sabırla beklediğim; bu yüzden sıkıldığım bunaldığım ve bu sebeple de şimdi okuyunca kendi içimi bile sıkan yazılar yazdığım olayı söyleyeceğim...Üstelik şimdi gördüğüm kadarıyla bunu TuBiKKo'Nun PaNoSu'nun tamı tamına 100. yazısında bildireceğim.. Ne kadar güzel bir tesadüf benim için bi bilseniz; istediğim gibi yeni bir başlangıç için 100 yazı bu :)
Belki çoğunuz için basit gelebilir..Amaan bu muydu diyebilirsiniz.Ama beni yakından tanıyanlar bunun benim için ne denli önemli olduğunu ve bunu sağlayabilmek için ne kadar çabaladığımı çok iyi biliyorlar :) O kadar sabrettim o kadar dişimi sıktım ki bunun için; artık zamanı gelmişti ve ben de hakettiğimi alıyorum...
Üniversiteye girdiğim ilk yıldan beri hayalini kurduğum; ben bunu yapmalıyım dediğim ama zorunluluklar yüzünden ve belki de biraz ürktüğüm için cesaret edemediğim bişey bu... Acaba gerçekten başarabilir miyim korkusu yüzünden sürekli ertelediğim ve bir sabah uyandığımda şu anda yaptığım şeyden hiç memnun olmadığımı dank diye farketmemi sağlayan hayalim bu benim..Ama işin güzel yanı;artık bu bir hayal değil;gerçeğin ta kendisi halini aldı :)
Bu idealimdeki Kariyer.. Evet.. İdealimdeki kariyer imkanını en sonunda yakaladım. Bunda yukarıda belirttiğim gibi hiç memnun olmadığım bir işi yapıyor olmanın da bir etkisi var mutlaka... Hem de çok büyük bir etki...BElki de hayalimi yaşayamadığım için bu kadar mutsuzdum şu anki işimde hiç bilemiyorum bunu...Ama artık bitiyor; sonuna geliyor...
3-4 aylık bir süreden beri sürekli olarak kendimle hesaplaşıyorum...Ne yapmalıyım,nasıl yapmalıyım,doğru zaman ne zaman... O kadar çok soru sordum ki kendime ve o sorulara o kadar farklı cevaplar verdim ki... Bir sürü teoriler ürettim kafamda... Hele son zamanlarda kafamda sürekli tık tık tık çalışan bir saat var gibi...Eksileri artıları tarttım.. Hesaplar yaptım..Hangisi daha iyi olacak diye... BEn aslında bu hesabı hayatımın her evresinde yaparım... Önemli dönüm noktalarına geldiğimde oturup önüme bütün ihtimalleri ve duyguları düşünceleri dökerim..Sonra artılar ve eksiler olarak ayırırım onları...Hangisi ağır basıyorsa o yola girerim... Sonucu iyi ya da kötü yaptığım seçime sahip çıkarım sonunda da...
Ama ne yalan söyliyim şimdi kendime kızıyorum biraz bu kadar ertelediğim için bazı şeyleri... Kendimden önce başkalarını düşündüğüm için de...Şimdi kararımı vermişken ve artık buradan ayrılacağımı söylemeye hazırlanırken bile nasıl söylerim,acaba çok üzer miyim insanları diye duygusala bağlıyorumm...Hem de üzüldüğüm ağladığım haksızlığa uğradığımı düşündüğüm onca zamanı elimin tersi ile iterek içten içe vicdan azabı çekiyorum...Evet yapmamalıyım, belki benim önemsediğim kadar düşünmüyorlar beni ama yapı meselesi galiba biraz da :)
İki senenin insan hayatında önemli bir zaman dilimi olduğunu,bu dönemde burdaki insanlara ne kadar alıştığımı,ne kadar bağlandığımı görebiliyorum gitme vakti yaklaştıkça..Bunun için içim buruluyor ama yine de gitmeliyim... Kendim için...
Bu karar benim kendim için verdiğim en güzl karar...Tamamen kendi fikrimle kimsenin etkisinde kalmadan, ne istediğimi bilerek verilmiş kararlar listesinde yerini alacak kadar güzel bir karar hem de...
O gün o bir buçuk saat süren iş görüşmesinden sonra o kapıdan çıktığımda;işte bu dedim..İŞTE BU... Gökyüzüne doğru kaldırdım kafamı; hava çoktan kararmıştı... Yıldızlara baktım.. Gülümsedim ve teşekkür ettim... SAnki o anda içimden simsiyah bir duman çıktı gitti gibi hissettim..Bir hastalığı yenmişim gibi; bir büyük üzüntüyü içimden çıkarmışım yada sırtımda taşıdığım o kocaman yükten kurtulmuşum gibi... Kuşlar kadar hafif;yaramaz çocuklar gibi seke seke hoplaya hoplaya ilerledim sokaklarda...
Teşekkür etmek istediğim bikaç kişi var...Gerçi onlar kendini biliyor ama...
Birisi canım kocam herşeyim... Her zaman istediklerimi yapmam konusunda beni cesaretlendirdiği için... Kritik kararlarda gerçekten istediğim şeye sahip olmam konusunda yanımda olduğu için..
BEni istediğim şeye sahip olma konusunda her daim cesaretlendiren ailem..(Kuzim ve Diloşum biliyosunuz dimi siz zaten bu aile kavramının içindesiniz :) )Arkadaşım Gokicim.Bana bu iş konusunda kefil olduğu için; beni dinleyip ne istediğimi anlayıp bana bu yolu açtığı için..Muhtemelen ne kadar mutlu olmamı sağladığını çok iyi bilmiyor ama artık öğrenecek...:) Sana çalıştırdığım bütün dersler helali hoş olsun kardeşim :)
İşte böyle :) Mutlu haber budur... Baharın ilk günü itibarı ile yeni işime başlamış olacağım ve biliyorum ki çok mutlu olacağım...Hayatta gerçekten istediklerini yapabilen;hadi onu bi yana bırakın onu yapabilmek için bir yola girmiş olabilen bir insanın mutlu olmaması için nasıl bir sebebi olabilir ki...Ben artık en azındaniki şey konusunda buna sahibim..Biri evliliğim biri de yeni işim...
Evet çok çalışmam gerekecek;çok hızlı öğrenmem ve kendimi ispat etmem gerekecek ama inanın bana bunların hiç biri zor gelmiyor... Ben geçmiş zamanda bir yerlerde bıraktığım ama neden orda bıraktığımı da çözemedim o hırslı kıza tekrar kavuştum.. Onun elinden hiç bişey kurtulamaz..Hiç bişey...
Umarım hayatınızda istediğiniz gibi olur hayalinizi kurduğunuz herşey..Ama lütfen şunu da unutmayın..İstemek yetmiyor asla; onu almak için çok çaba lazım bir de sabır...Hayatında sahip olduğu herşeyi bu şekilde elde etmiş biri olarak bu sözüme güvenin...
13 Aralık 2007 Perşembe
TAKVİM
Ne çabuk geçiyor upuzun günler geceler
Daha dün gibi derler ya hani
Meğer herkes kurarmış böyle cümleler...
Vakit geçmek bilmezdi oysa
Hangi ara koptu yaprak yaprak takvimler?
Akarken biriktir derler ya
Kasam boş, kalbim kırık, elde yine hüzünler...
Pişman çok pişmanım esasen
Ama çok korkuyorum ya reddersen
Gururdan mı nedendir artık
E sen gel kendini alt edersen
Evimi ocağımı, yuvamın sıcağınıYarimin kucağını bıraktım
Her günahın tadına, dünyanın batağına
Batacağım kadar battım...
Meğer herkes tanışıyormuş birgün
Mutlaka gerçeğin ta kendisiyle
İnsan buna da alışıyormuş
İnsan dayanıyormuş bütün gücüyle
Pişman çok pişmanım esasen
Ama çok korkuyorum ya reddedersen
Gururdan mı nedendir artıkSen gel kendini alt edersen
Evimi ocağımı yuvamın sıcağınıYarimin kucağını bıraktım
Her günahın tadına dünyanın batağınaBatacağım kadar battım
noT: Bu şarkı Ferhat Göçer'in albümünde var; düğünümüz de dans şarkımız da Cennet olduğu için cd sini almıştık ve albümü dinledik.Diloşumun ve benim çok hoşumuza gitmişti bu şarkı...Zaten Sezen Aksu bestlemişse ben orda bir dururum :) Dün akşam da tv de duydum ve yine çok hoşuma gitti.Dinleyin derim ben....
Düzeltme : Bu şarkı sanırım o albümde değildi; ben başka bir tanesiyle karıştırmış olabilirim sanırım ben takvimi başka bi yerde dinleyip beğenmiştim :) )
25 Eylül 2007 Salı
6. Ay Dönümü,Vapur,Gülhane Parkı,Sultanahmet....
Pazar günü (23.09.2007 ) bizim evliliğimizin altıncı ay dönümüydü..Kobacan Cumadan bana seni gezmeye götüreyim Kadıköy'e demişti.Nostalji yapacaktık ama sabah kalkınca fikir değiştirip Sultanahmet'e gitmeye karar verdik. Hani hazır Ramazan ayı da mevcudiyetini korurken bakalım nasıl oluyormuş diye...Bindik trene indik Haydarpaşa'ya koştuk hemen motora atladık :)
Gülhane Parkı'nda minyatür bir Galata Kulesi vardı. Kemocanım beni Galata Kulesi yerine bununla kandırdı gel resmini çekeyim diye....Ben de onunkini çektim tabi :)
Ordan çıktık Sultanahmet Meydanı'na gittik.CAminin ordaki sıra sıra banklarda oturup dinlendik.Yoldan geçen turistler hakkında yorum yaptıkk (Ay ne ayıp cık cık cık ) :)
Sonra Osmanlı macunlarımızı aldık..Kemo yiyemedi çok geldi ona ben de kendiminkini bitirdim onunkinden de azıcık yedim ama yemesem iyimiş.Fazlaca yoğun bişey midem bulandı Kobacan bana güldü :) SonraTramvaya bindik,Eminönü'nden vapura...Vapurda dışarda oturduk;dona dona çayımızı içtik....(Nihayet bu keyfi yaşadım ) Manzarayı seyrede seyrede Kadıköy'e geçtik.Sonra evimize ulaştık...
21 Eylül 2007 Cuma
Haftanın Sonu Yazısı....
Benim günüm canım günüm...Bu akşam eve gidicem,iftardan sonra elime çayımı alıp keyfimi çatıcam...Hatırla Sevgili'yi izleyeceğim...Geç yatıp geç kalkıcam kendime bir jest yapıcam...Sonra kalkınca kuaföre gidp saçlarımı kesitiricem çok kırıldılar..Sonra kocacım beni Pazar günü gesmeye götürücek;Kadıköy'e gidicez, birlikteliğimizin ilk zamanlarındaki gibi...Sahi biz ilk buluştuğumda da Ramazandı :) ... Sonra belki sinemaya gideriz.. Modada yürürüz,hava güzel olursa belki akşam da oralarda oluruz...Yani biraz nostalji yaparız.Elimi ilk tuttuğu sokaktan geçer;sahil boyuna uzanırız...
Bütün Hafta boyunca bunalım takıldığımın farkındayım;ama bu haftasonunu iyi bir şekilde geçirip kendime gelmiş olarak dönmeyi umuyorum...Pazartesi neşeli Tubikko olarak dönmek umuduyla şimdilik hoşçakalın...Hepinize iyi haftasonları dilerim canlarım....
20 Eylül 2007 Perşembe
SIKILMAK ÜSTÜNE....

23 Ağustos 2007 Perşembe
Güzel Düşüm....
Sen benim yüreğimsin.........
Seni bu dünyadaki Herşeyden Herkesten Çok seviyorum Bitanem...Nice ay dönümlerine,sonsuza dek bitmeyecek aşkımızla
10 Ağustos 2007 Cuma
TATİL GÜNCESİ-Kısım3.....

8 Ağustos 2007 Çarşamba
TATİL GÜNCESİ-Kısım2.....
29 Temmuz Pazar akşamüstü saat 8 de indim otobüsten... Beni teyzem,annem ve de kardeşim karşıladı Güneyli Shell istasyonunda..Bu arada belirtmek isterim ki bu terk edilmiş bir petrol istasyonu haline gelmiş ben görmeyeli.Eh malum tabi üstünden 10 seneden fazla geçti gitmeyeli... Sonra eve gittik orda bulunan herkesle hoş beş ettikten sonra manzaraya karşı ayaklarımı uzattım... Gün batımını seyrettim. Bu esnada sofra hazırlandı akşam yemeğine oturduk... Çok mutluydum tatilde olduğum için ertesi günü Pazartesi bunalımına girmeyeceğim için ve de erkenden kalkmak zorunda olmayacağım için... Ama bir yandan da bir hüzün var içimde çünkü sevgilimsiz bir tatil bu ve ben onsuz olmaktan pek hoşlanmıyorum bilindiği gibi...o gece yol yorgunluğu ile erkenden yattım ama uyumak ne mümkün..Dışardan vahşi hayvan çığlıkları yükseliyor.. Baykuşlar,yarasalar,keneneler(bu kenene dediğim şeyi yeni öğrendim fare ile köstebek karışımı küçük bir kemirgen ve teyzemin canım domateslerine dananmış bir terbiyesiz bücür işte) Neyse Allah'tan annecimle uyuyordum da ona sarıldım böylece korkum biraz hafifledi ama bu esnada birşey keşfedildi tarafımdan....Ben kobacan yanımdayken meğer ne kadar güven içinde,huzurlu bir bebek gibi uyuyormuşum...
7 Ağustos 2007 Salı
TATİL GÜNCESİ-Kısım1.....
Sana bu satırları yazdığıma göre muhtemelen şu anda bilgisayarımın başındayım ve de işyerindeyim demektir....Yani bu durumda tatil sona ermiş ve ben makus talihime işlerimin başına ve de yoğun tempoma geri dönmüş oluyorum gibi görünüyor...Ve daha ilk günden işlerden güçlerden bunalmış olduğum şu akşam saatinde saat 6 olsa da evimize gitsek bir an önce diye söyleniyorum....Öte yandan şimdi buraya yazmaya da üşeniyorum...En iyisi mi ben durucumla lak lak edeyim ve de seçilcimin blogunu okuyayım da zaman geçsin...Eğer havamda olursam yarın devam ederim....
Ve En Sonunda Döndüm...
Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi benim tatilimin de bir sonu oldu tabi ki....Ve yeniden işyerindeki masamın başındayım...Tatil anılarımı anlatacağım ama öncelikle yokluğumda biriken işleri temizlemeliyim....Şimdilik Hoşçakalın Şekerler...
27 Temmuz 2007 Cuma
:) Yaşasınnn!!! Tatile Gidiyoruuummmm :)
19 Temmuz 2007 Perşembe
Dünya Dışında Bir Yerlerdeyim...
Umarım bir an evvel normale dönerim...