* Bu sıralar yaratıcılığımı kaybettiğimi düşünüyorum ciddi ciddi... Üretkenlik sıfırın altında eksi 3 civarında seyrediyor.
* Yeni yeni haberler alıyorum çevremdeki arkadaşlarımdan. Benden sonra evlenenlerin hamilelik haberleri bu haberler de.Tahmin etmediklerim neyse de bugün duyduğum birtanesine şok oldum cidden.Ama çok da sevindim itiraf etmek gerekirse :)
* Böyle güzel haberler alınca şöyle bir kendimi yokluyorum.Acaba diyorum ben istiyor muyum? Yani bir bebeğe hazır mıyım? Onun sorumluluğunu alabilecek durumda mıyım diye.
* İşin aslı bu sıralar hiç de hazır hissetmiyorum kendimi.Çünkü çok mutluyum.Bol bol şımartılıyorum sevgilim tarafından ve bu şımarıklığı kimseyle paylaşmıyorum.
* İşin aslı sabrımın üçüncü bir şahsı şımartmaya yetmeyeceği konusunda bir hissiyatım bu sıralar.
* Gece viyaklamalarını dinleyemem ben.Zaten Kobacan bile yanlışlıkla beni uykumdan uyandırsa gece yarısı kıyameti koparıyorum. Düşünsene bir bebek bir gece yarısı ınga naraları eşliğinde bütün uykuyu alıp götürüyor.Ama yaşayanlar diyor ki o zaman öyle sinir olmuyormuşsun.Annelik böyle birşey galiba tatmadan bilemeyeceğim.Ama şimdilik tatmamayı da seçeceğim.
* Hedeflerim mi bu fikri benden uzaklaştıran bilmiyorum.Ama aslında değil de.Hiç istemiyor değilim ki.Sadece aramıza yeni katılan aile bireyinin ihtiyacı olan herşeyi yapabilmeyi diliyorum. Yani bir nevi geleceğini hazırlamış olmalıyız. Tam olarak hazırlayamasak da en azından adımlar atılmış olsa.
* Kayınvalidem Adana'ya gittiğinde Kobacan'a Tuğba bana önümüzdeki yıla bebek için söz verdi demiş. Allahım Ah bu anneler yok mu? :) Yok öyle birşey.Söz falan vermedim ki ben. Hatta eğer herşey yolunda giderse önümüzdeki yıl ortasına doğru artık aramıza yeni bir kişinin katılmasını düşüneceğiz dedim. Hem daha bunun ön şartları var. Sevgilim istediği gibi bir işe girecek,o işte bir süre kendini kabul ettirecek sonra borçlarımızı bitireceğiz sonra bana araba alacak.
* Evet böyle birşeye niyetlenmeden önce araba sahibi olmalıyız.Çünkü ben şahsen hamile hallerimle otobüslerde sürünmek istemiyorum. Ölürüm valla.
* Neden bu maddeler halindeki yazıda bu kadar bebek sahibi olmak konusunda yazdığımı ben de bilmiyorum sevgili okuyucu. Öyle sanıyorum ki bu başta da belirttiğim sürekli hamilelik halleri ile ilgili olabilir.
* İşin komiği bu durum ben de bebek sahibi olmalıyım gibi gaza getirmiyor beni.Tam tersi ben daha bekleyeyim diyorum.Neden dersen ben zaten mızmız biriyim biraz.Hasta olduğumda çekilmem,hep bir naz kapris modunda olurum.Acaba hamileliğim nasıl olur ki??? oyyy oyyy oyyy Allah benim kocacıma bol sabır versin.Ya da bilmiyorum belki de o bu kadar sabırlı olduğu için Allah onu bana verdi. Yoksa ben çekilecek dert değilim yani zaman zaman bunu çok ciddi şekilde gözlemliyorum.
* Konuyu değiştirerek başka şeylerden bahsedeyim.
* Diyete başladığım ilk günler çok asabi oluyorum.Geçen Pazartesi yeniden düzenli programa başladığımda bildiğin sinir küpüydüm.Hatta Kobacan neden bu kadar asabisin sen dedi yatarken. '' DİYETTEN'' dedim :D
* Tartımı saklattım tartılmıyorum.Ama çok merak ediyorum.10 Temmuz'da tartılacağım. Bakalım arzu ettiğim rakamı görebilecek miyim.
* Şimdi iki yeni oyuncağım var evde.
* İlki Twist&Shape'im. Aldım koydum Oturma Odasının baş köşesine.Önceki akşam 10 dakika .Dün akşam 15 dakika yaptım.Adamın iflahını kesiyor resmen.KAn ter içinde kalıyorum.Her gün 5 dakika arttırarak 35-40 dakikaya kadar çıkmayı hedefliyorum.Bakalım nasıl olacak.İnternette kullananlardan okudum herkes memnun.Aranızda kullanan varsa tanıdığım birilerinin de yorumlarını rica edeceğim :))
*İkinci oyuncağım ise yeni walkman cep telefonum.Kırmızııııı...Hiç aklımda yoktu ama kocacım soktu kafama.İşte delinin aklına sokmayacaksın birşey.Girdi ya aklıma aldık.Çok mutluyum. :)) Tam kız gibi kendisi.:))) Eee kırmızı olsun 5 kuruş fazla olsun ne de olsa ben bir boğa burcuyum.Sonradan öğrendiğime göre Kobacanın amacı benim emektara el koymakmış.Geçen gün telefonu eline almış.''BEnim olacaksın NiHOHAHAHAHHAA !!!! '' diye türk filmlerindeki kötü adamlar gibi bağırıyodu :))))))
* İştahım yok bu sıralar...Seviyorum bu durumu.
* Galiba bu bebek olayını ertelemekte biraz daha forma girme arzumun da etkisi var.Aman yaaa ufff bebek demeyin bana yetter.!!!( Manyak mısın Tubikko iki saattir sen 40 defa bebek dedinbu yazıda yaa yuhhh ) (Şimdi saydım 15 kere demişim :p)
* Bence bu yazıyı artık burada bitirir miyim? Eh bence bitiririm.Bitiririm.
*Bir Cumartesi akşamüstü (çalıştığım bir cumartesi üstelik) hiç işim gücüm olmadığı için yazdığım bu postu sabırla bu noktaya kadar okuduğunuz için size de hayranlıkla karışık teşekkürleri bir borç bilirim efenim...
* İyi bir PAzar diliyorumm..Tatilde olanlar benim yerime de yüzün.Sahilde benim için de mojito yudumlayın. Geri kalanlar istediklerini yapmakta özgürler...Çavv...Adios Amigos :)))
Küçük Bir Mola etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Küçük Bir Mola etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Temmuz 2009 Cumartesi
17 Nisan 2008 Perşembe
ROBOTİK TUBİK
Dün sabah yataktan kalkamadım.Eşimin yardımıyla mızırdana mızırdana giyindim ve doktorun yolunu tuttuk...Evet kafam sol tarafıma eğik bir yengeç şeklinde kaldığım için bu ızdırap.Yine oldu;spor yaptıktan sonra koltukta uyuyakalmışım;terli olunca boynum da üşümüş ve bunun sonucunda yamuk bir hale geldim :S
Çok sevgili ortopedist doktorum; boynumda sıfır hareket olduğunu söyledi..Hadi yaa ben farketmedim diyecektim ama sakin olmayı başardım.Dün itibarı ile sabah akşam olmak üzere toplam 20 tane kas gevşetici iğnem;bilimum kas gevşetici ve ağrı kesici haplarım var.Dün eczaneden bir koca çanta dolusu ilaçla geri döndüm...
Ortopedik yastık kullanmak durumundayım yine yeniden....Bugün işe gelebildim ama boyun hareketlerim hala kısıtlı;robot gibiyim...İyileşince yazarım;bu notu da beni merak etmeyin diye yazdım zaten..
Herkese kucak dolusu sevgiler....
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
Duyuru,
Küçük Bir Mola
28 Mart 2008 Cuma
Şöyle Böyle...
--> Yazmak istediğim bazı konular var; ama cümleleri doğru şekilde toparlamak istiyorum. Bütün gün aklım işimde gücümde olduğundan tabi ki adam akıllı düşünemiyorum... Ve bu zirzop ilham perilerim ne hikmetse durup durup kağıda kaleme ya da laptopuma erişemeyeceğim zamanlarda üşüşüyorlar başıma....
Mesela trende bir yandan tutunup düşmemeye bir yandan da gazetemi okumaya çalışırken ya da gece uyumak üzere kafamı yastığa koyduğum zaman....
Yani ya burada ciddi bir peri sabotajı var ya da bu manyak periler benimle kafa buluyorlar.... Hayır yani peri bacım eşek gibi biliyosunuz ki ben yatağa kafayı uyumak için koyduğum zaman susuzluktan ölsem bitsem ya da başka ihtiyacım da olsa kalkmam!!! Kalkamammm...
--> MKA kişisi geçen pazar uzun zamandır okumadığı yazılarımı okumuş. Bakkala gidivermiştim kahvaltılık bişeyler almak için ( Evet benim kocam yeri geldiğinde ormanda yüz aslan gücünde tembel olabilmektedir :) )
Geldiğimde bana kapıdan girer girmez; ''Sultanım ( evet o padişah ben de onun sultanı modunda takılıyoruz ) ben seni hafife almışım yahu '' dedi...
Nasıl yani dedim... Çok güzel yazmışsın dedi..Hihihihihihi
Sonra da dedi ki böyle hikayeleri herkes yazar biraz komik bişeyler yazsana sen...
İyi güzel de ben mizah yazarı değilim ki..Hoş öyle eni konu başka bir konunun da yazarı değilim...SAdece amatör bir blog yazarı olarak takılıyorum ek iş olarak... O da yazmayı sevdiğimden...Yani bu durumda bu bir hobi oluyor galiba :)
-->Havalar artık geç kararmaya başladı ya saatler ileri alınınca; birazcık da ısınsa ben şu akşam yürüyüşlerine başlamayı planlıyorum ama bakalım nasıl olacak :)
-->Uzun bir aradan sonra evimi derleyip toplamayı başardım süper oldu süper.... :)
--> Dün bişey yaptım;sonra acaba doğru mu yaptım dedim kendi kendime içim içimi yedi; başkalarının etkisinde kalmaktan vazgeçmeliyim.Tabi sonra da ona üzülmekten... Aklım var benim akıllı bir insanım banane başkasının ne düşündüğünden değil mi ama :)
--> Kelime oyunlarında yeni kelime belirlenmiş;çok da güzel olmuş yazacağım en kısa zamanda umarım bu hafta içi bir ara :)
Şimdilik bu uykulu ağlamaklı İstanbul gününde işimin başına dönüyorum...Görüşmek üzere...
Mesela trende bir yandan tutunup düşmemeye bir yandan da gazetemi okumaya çalışırken ya da gece uyumak üzere kafamı yastığa koyduğum zaman....
Yani ya burada ciddi bir peri sabotajı var ya da bu manyak periler benimle kafa buluyorlar.... Hayır yani peri bacım eşek gibi biliyosunuz ki ben yatağa kafayı uyumak için koyduğum zaman susuzluktan ölsem bitsem ya da başka ihtiyacım da olsa kalkmam!!! Kalkamammm...
--> MKA kişisi geçen pazar uzun zamandır okumadığı yazılarımı okumuş. Bakkala gidivermiştim kahvaltılık bişeyler almak için ( Evet benim kocam yeri geldiğinde ormanda yüz aslan gücünde tembel olabilmektedir :) )
Geldiğimde bana kapıdan girer girmez; ''Sultanım ( evet o padişah ben de onun sultanı modunda takılıyoruz ) ben seni hafife almışım yahu '' dedi...
Nasıl yani dedim... Çok güzel yazmışsın dedi..Hihihihihihi
Sonra da dedi ki böyle hikayeleri herkes yazar biraz komik bişeyler yazsana sen...
İyi güzel de ben mizah yazarı değilim ki..Hoş öyle eni konu başka bir konunun da yazarı değilim...SAdece amatör bir blog yazarı olarak takılıyorum ek iş olarak... O da yazmayı sevdiğimden...Yani bu durumda bu bir hobi oluyor galiba :)
-->Havalar artık geç kararmaya başladı ya saatler ileri alınınca; birazcık da ısınsa ben şu akşam yürüyüşlerine başlamayı planlıyorum ama bakalım nasıl olacak :)
-->Uzun bir aradan sonra evimi derleyip toplamayı başardım süper oldu süper.... :)
--> Dün bişey yaptım;sonra acaba doğru mu yaptım dedim kendi kendime içim içimi yedi; başkalarının etkisinde kalmaktan vazgeçmeliyim.Tabi sonra da ona üzülmekten... Aklım var benim akıllı bir insanım banane başkasının ne düşündüğünden değil mi ama :)
--> Kelime oyunlarında yeni kelime belirlenmiş;çok da güzel olmuş yazacağım en kısa zamanda umarım bu hafta içi bir ara :)
Şimdilik bu uykulu ağlamaklı İstanbul gününde işimin başına dönüyorum...Görüşmek üzere...
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
Küçük Bir Mola
14 Şubat 2008 Perşembe
Sevgililer Günü de Neymiş???

Bana göre Özel olan Doğumgünleri ve yıldönümleridir...Yıldönümleri sadece iki kişinin paylaştığıdır,doğumgünleri ise sadece bir kişiye özeldir...
Yani bana göre bir günün özel olabilmesi için gerçekten ''ÖZEL'' olması lazım ;genel değil...Yine de bugün sevdiğim bir arkadaşımın söylediğini de aklıma yazdım..Evet bugün genele yayılmış birşey ama hatırlamak için bir vesile;atraksiyon oluyo yani :D Ayloşkomm :)
Herkesin Sevgililer Günü Kutlu Olsun...Ama yine de sevgiyi böyle tek bir güne sığdırmamak lazım..İnsanların eşlerine,sevgililerine,nişanlılarına 365 gün sürprizler ve jestler yapabilme özgürlüğü vardır,buna kimse de engel olmaz... Yani sen tutup da benim için bir tek bugün jest yaparsan olmaz; hiç beklemediğim zamanlarda şaşırmayı tercih ederim değil mi ama :) Anlamışsındır bence sen onu :)
Eveet metin içinde gizli göndermemi de yaptıktan sonraaaaa;yazıma burada son veriyorum..
Öptüm hepiciğinizi...
Ana Fikrim :)
Küçük Bir Mola
7 Şubat 2008 Perşembe
Emektar iyileşti...
Bu sabah işe geldim.Çeçilimin tavsiyesi üzerine bilgisayarım servise gitmeden bir çalıştırayım dedim.Taktım fişe...O da nesi? Çalışıyor yahuuuuu :) Sanırım geçici süreyle kafa izni yaptı.Ya da onun gibi bişey..BElki de ısıtıcının sıcağından etkilenmiş de olabilir bilemiyorum..Ama sevindim..Kendisini aramızda görmekten çok mutlu oldum çünkü öteki diz üstü(hep düz üstü diyeceğim geliyor nedense ) hiç de kullanışlı değildi...
Canım bilgisayarım benim..İyi ol emi(Tam bu noktada bilgisayar ile duygusal bir bağ içine girilir :) ) En azından ben giden kadar bozulma emektarım :) BEn gidince de bozulma hatta;çünkü seni Çeçilime bırakmayı planlıyorum..Masamla birlikte üstelik....Ahh ahh inşallah canım inşallah..
Hadi gel şimdi biz seninle kardeş kardeş çalışalım.Hem ben bazıları :P gibi senin üstüne çay kahve falan da dökmem...Öpüyorum monitöründen :) Can arkadasın Tubi :)
NOT: Bilgisayarının bakıma gitmekten korkarak(ki bunu nedense ne zaman göndercek olsak yapıyo;sanırım serviste kötü davranıyorlar tosunuma )sabaha kendini tamir etmesinden etkilenen Tubik böyle duygusal bir mektup yazmıştır..Öte yandan çok dasevindirik olmuştur...Hatta ve hatta yeni nesil bilgisayarların kendi kendilerini tamir edebilecekleri zamanların ne zaman geleceği takılmıştır kafasına...Ya da yoksa bu başlamış bile olabilir mi? Yoksa uzaylı bi çip normu çilekeş bilgisayarına mı musallat olmuştur...????
Canım bilgisayarım benim..İyi ol emi(Tam bu noktada bilgisayar ile duygusal bir bağ içine girilir :) ) En azından ben giden kadar bozulma emektarım :) BEn gidince de bozulma hatta;çünkü seni Çeçilime bırakmayı planlıyorum..Masamla birlikte üstelik....Ahh ahh inşallah canım inşallah..
Hadi gel şimdi biz seninle kardeş kardeş çalışalım.Hem ben bazıları :P gibi senin üstüne çay kahve falan da dökmem...Öpüyorum monitöründen :) Can arkadasın Tubi :)
NOT: Bilgisayarının bakıma gitmekten korkarak(ki bunu nedense ne zaman göndercek olsak yapıyo;sanırım serviste kötü davranıyorlar tosunuma )sabaha kendini tamir etmesinden etkilenen Tubik böyle duygusal bir mektup yazmıştır..Öte yandan çok dasevindirik olmuştur...Hatta ve hatta yeni nesil bilgisayarların kendi kendilerini tamir edebilecekleri zamanların ne zaman geleceği takılmıştır kafasına...Ya da yoksa bu başlamış bile olabilir mi? Yoksa uzaylı bi çip normu çilekeş bilgisayarına mı musallat olmuştur...????
Ana Fikrim :)
Küçük Bir Mola
18 Aralık 2007 Salı
BAYRAM


HEPİNİZE SAĞLIKLI,NEŞELİ HUZURLU BAYRAMLAR DİLİYORUM..BAYRAM SÜRESİNCE ADANA'DA OLACAĞIM İÇİN YAZAMAM DÖNÜŞTE GÖRÜŞÜRÜZ.
ETLERİ ÇOK KAÇIRMAYIN BAKİM :)
ÖPTÜM HEPİCİĞİNİZ
............ İYİ BAYRAMLARR............
Ana Fikrim :)
gezentilik,
Küçük Bir Mola
13 Aralık 2007 Perşembe
TuBiK TüKenMez KaLeM...

Günaydınlar olsun efenim...Öncelikle üstteki banneri(en tepedeki) kendim tasarladım ama çok da hoşuma gitmedi benim sayfam daha iyisini hakediyo ve bu beni yansıtmıyor o sebeple daha iyisini yapıcam,o zamana kadar da bu burda dursun.Klasik bişey olacağına kötü de olsa en azından kendim tasarladım ve bana özel di mi ama :)
Şimdi bu başlıkta nereden çıktı diyebilirsiniz :) Ama kendimi tükenmez kalem gibi hissediyorum ben bu sabah.Düşündüm taşındım,birazcık da kaşındım ve de bu sonuca vardım... Çünkü aynen tükenmez kalem gibi aha da bittim artık mürekkebim kalmadı dediğim bir noktada bi hoh yapıyorum yine yazmaya başlıyorum :) Sabah sürüne sürüne yataktan kalktığım halde işte uyuklamıyorum.Allahım noluyo bana yaaa robotlaşıyo muyum yoksa? :S :S :S
Şaka bir yana hakikaten öyle;bu aralar acayip bi enerji patlaması var bende..Sürekli neşeli bir haldeyim zıplayıp hoplıycam nerdeyse ama akşam eve gidince çöküveriyorum... Zaten son zamanlarda feci şekilde televizyon kolik olduk ve Kobacanımla anlaşma yaptık geçen gün.Bu anlaşmaya göre her Allahın günü ne kadar dizi varsa hepsini seyretmek yok ikimiz de sevdiğimiz dizileri seçtik ve eleme yaptık.Artık yalnızca onları seyredicez kalan zamanlarda da televizyonun karşısında miskin miskin oturmak yerine farklı aktiviteler içine giricez.. Seçtiğimiz dizilere gelince;
Ben Avrupa Yakası ve Hatırla Sevgiliyi seçtim. Kobacan da Elveda Rumeli ile Kurtlar Vadisi'ni (Niye şaşırmadım acaba :? :) ) Ben Kemocanımın Eldeva Rumeliyi seçeceğini bildiğim için biraz hile yaptım hehehehe ...Gerçi o da Avrupa Yakası için aynısını düşünmüştür kesin. Yani sonuç itibarı ile yine haftanın 4 günü doldu ama en azından 20:00-24:00 değil sadece 2şer saat,kalan saatlerde ise başka şeylerle uğraşıcaz. Tavla oynarız,yürürüz dışarı çıkarız buluruz biz bişeyler :)
Ben Avrupa Yakası ve Hatırla Sevgiliyi seçtim. Kobacan da Elveda Rumeli ile Kurtlar Vadisi'ni (Niye şaşırmadım acaba :? :) ) Ben Kemocanımın Eldeva Rumeliyi seçeceğini bildiğim için biraz hile yaptım hehehehe ...Gerçi o da Avrupa Yakası için aynısını düşünmüştür kesin. Yani sonuç itibarı ile yine haftanın 4 günü doldu ama en azından 20:00-24:00 değil sadece 2şer saat,kalan saatlerde ise başka şeylerle uğraşıcaz. Tavla oynarız,yürürüz dışarı çıkarız buluruz biz bişeyler :)
Bu arada dün akşam en nihayetinde spor yapmaya başladım anacım.Stylegym cd mi taktım ve 45 dakika boyunca bütün temel hareketleri öğrendim ve ter attım.Bugünden itibaren diğer cd yi takıp DANS EDEREK incelmeye devam. Çünküüüü Diloşum ve Kuzim nikah gününü almışlar.Ee ben de nikah şahidiyim Diloşumun. 29 Mart 2008 Cumartesi gününe kadar depocuklarımı tüketicem.(Bunun için DKZ yapıyorum spor değil ) Gerçi hoş sporu bu amaçla yapmıyorum aslında;miskin miskin kanepede yatacağıma hareket edince hem stres atıyorum hem de mutlu oluyorum.Beynimi uyuşturacağıma bedenime hizmet ederim kardeşimm :)
Bunun yanında bayramda Adana'ya gitmenin yolunu bulduk.Tabi umarım satışa da gelmeyiz.Kemocanın arkadasının abisiyle Adana'ya 100-150 km kala kadar bir yere gidicez ordan da ya bizi gelip alacaklar ya da biz bi şekilde gidicez. Olmadı yürürüz canım napalım :P
İşte böyle...Ben şimdi işimin başına döneyim şu tamamlanacak belgeleri bugün bitireyim de patronla papaz olmayalım.(Bu arada iç ses der ki; ya ne belgesi ne tamamlaması yaa sen bununn için mi mühendis oldun,senin şu anda muhatap olacağın tek belge projeler olmalı,ama nerdeeee )
Öpüldünüz canlar iyi bakın kendinize....
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
Küçük Bir Mola
16 Ekim 2007 Salı
Reklam Tadında Bir Ohhh Beee....
Allahım sen günah yazma Yarabbim ama Ramazan boyunca bütün gün sersem sepelek dolaşmamın tek sebebi anlaşıldı. Bünye sabah çayı ve saat 10.00 gibi içiln kahveden yoksun kalınca benim elim kolum bağlanıyormuş ben ona emin oldum artık :) Şimdi iki gündür gecee geç de yatsam sabah çayımı içiyorum ya mutluyum huzurluyum süperim valla :)
Gelelim görüşmeyeli neler yaptığımıza...Valla bayram telaşesi malum..Bu bayram İstanbul'da idik. Adana'ya gidemedik. Aile büyüklerini gezdik,el öptük Kemocanım bol bol tatlı yedi hatta az kalsın şeker komasına falan gircek diye korktum. İşin komik yanı o kadar yiyip yiyip buna rağmen çok aşırı kilo almayışı kendisinin..Ama gıdığı çıkmış hihihih ( Bak ben bunu söylemiycektim kızacak şimdi bana kocamcım, ama napim tombalak koca göbekli bi adam olmasını engellemem lazım) İlk günü böyle geçti gitti...
İkinci gün sabahı korkunç bir gökgürültüsü sesiyle uyandım...( BEn biraz tırsarım da gök gürültüsünden; tamam biraz değil bir hayli.. ) Ama baktım şakır şakır yağmur yağıyor ohh dedim...Yağsın yağsın...Sonra sabah kahvaltısının ardından (ki bizim annemlerden çıkmamız 2 yi geçti sanıyorum ) dedeme gittik...Sonra evimize döndük;evde film keyfi yaptık. Testere diye bir film vardı ya hani;ben onu böyle ruhlu kanlı bir film sanıyordum ama aslında direk psikolojik bir filmmiş.Hele filmin sonunun bağlanışı çok güzeldi şahsen biz çok etkilendik...Hatta uyumaya yatıp bir süre daha bayağı bir yorum yaptık film konusu üzerinde....(Tamam kabul film yine biraz şiddet içerikli bir filmdi yan, kanlar manlar vardı ama konu güzeldi yani benden tam puan aldı şahsen )
Bayramın son günü akşamı kardeşim İzmir'e döneceği için annemlerde toplandık.Babam balık almış onları yapacaktık...Bize hamis buğulama ve mezgit tava yaptı...Ben de bol salata yaptım süper oldu..Ben normalde pek hazetmem hamsiyi buğulama şeklinde yemekten ama bu sefer yedim güzel olmuştu. :) Sonra kuzenim aradı babamlara ziyarete geleceklermiş bayram için Mert bebeği de getirdiler...BEn kuzen halası oluyorum kendisinin :) Bizim ailede bu sene çok bebek oldu maşallah bol bol mıncıklıyoruz kendilerini...
Pazar akşamının ardından yattık uyuduk kalktık işimize geldik. Başladık yine çalışmaya.Yani kürkçü dükkanına dönüş yaşadık.Ama olsun 2-3 gün iyice dinlendik..Sonra dün Kemocan aradı;
iş yerinden arkadaşı bizi monopoly oynamaya davet etmiş. Gittik pizza ve patates kızartması yapıp yemeğimizi yedikten sonra monopoli oynadık ve saat 12.00 gibi ordan kalktık. Çok uykum olmasına rağmen saat 01.00 buldu uyumamız ama bu sabah yine de dinç uyandım.Nedeeeennnn çünkü sabah gelince sıcacık çay içme şansım vaarrr :)
He bu arada son gelişmelerden haberdar edeyim sizi bari...Şimdi bizim şirkette bugün yeni bir teyze çalışmaya başladı. Hamiyet Hanım.(Daha doğrusu bayağı bayağı Hamiyet Teyze kendisi) Bundan sonra şirketin çay,kahve servisi ve temizlik işlerinden kendisi sorumlu olacak..ohh be en azından ofis boyluk yapmaktan kurtuldum (Seçil bu aralar izinde olduğundan dolayı onun yerine telefonlara ben bakıyorum..Yani şu aralar kendimi bir nevi Mühendis-Ofisboy-Sekreter karışımı bişey gibi hissediyorum ama neyse ki yarın dönüyor. :) SAnırım bu Hamiyet teyze işine de en çok o sevinecek daha haberi yok çünkü )
Bunun haricinde ciddi şekilde FACEBOOK olayına sarmış durumdayım. Kimleri buldum kimleriiii....Tabi soyadımın değiştiğini görenler önce bir dumur oluyorlar ondan sonra kendilerine geliyorlar...
işe böyle...Son hal ve vaziyetlerim bu durumdadır sevgili kardeşlerim....Bir daha ki yazımda görüşmek üzere esen kalın.... :)
Gelelim görüşmeyeli neler yaptığımıza...Valla bayram telaşesi malum..Bu bayram İstanbul'da idik. Adana'ya gidemedik. Aile büyüklerini gezdik,el öptük Kemocanım bol bol tatlı yedi hatta az kalsın şeker komasına falan gircek diye korktum. İşin komik yanı o kadar yiyip yiyip buna rağmen çok aşırı kilo almayışı kendisinin..Ama gıdığı çıkmış hihihih ( Bak ben bunu söylemiycektim kızacak şimdi bana kocamcım, ama napim tombalak koca göbekli bi adam olmasını engellemem lazım) İlk günü böyle geçti gitti...
İkinci gün sabahı korkunç bir gökgürültüsü sesiyle uyandım...( BEn biraz tırsarım da gök gürültüsünden; tamam biraz değil bir hayli.. ) Ama baktım şakır şakır yağmur yağıyor ohh dedim...Yağsın yağsın...Sonra sabah kahvaltısının ardından (ki bizim annemlerden çıkmamız 2 yi geçti sanıyorum ) dedeme gittik...Sonra evimize döndük;evde film keyfi yaptık. Testere diye bir film vardı ya hani;ben onu böyle ruhlu kanlı bir film sanıyordum ama aslında direk psikolojik bir filmmiş.Hele filmin sonunun bağlanışı çok güzeldi şahsen biz çok etkilendik...Hatta uyumaya yatıp bir süre daha bayağı bir yorum yaptık film konusu üzerinde....(Tamam kabul film yine biraz şiddet içerikli bir filmdi yan, kanlar manlar vardı ama konu güzeldi yani benden tam puan aldı şahsen )
Bayramın son günü akşamı kardeşim İzmir'e döneceği için annemlerde toplandık.Babam balık almış onları yapacaktık...Bize hamis buğulama ve mezgit tava yaptı...Ben de bol salata yaptım süper oldu..Ben normalde pek hazetmem hamsiyi buğulama şeklinde yemekten ama bu sefer yedim güzel olmuştu. :) Sonra kuzenim aradı babamlara ziyarete geleceklermiş bayram için Mert bebeği de getirdiler...BEn kuzen halası oluyorum kendisinin :) Bizim ailede bu sene çok bebek oldu maşallah bol bol mıncıklıyoruz kendilerini...
Pazar akşamının ardından yattık uyuduk kalktık işimize geldik. Başladık yine çalışmaya.Yani kürkçü dükkanına dönüş yaşadık.Ama olsun 2-3 gün iyice dinlendik..Sonra dün Kemocan aradı;
iş yerinden arkadaşı bizi monopoly oynamaya davet etmiş. Gittik pizza ve patates kızartması yapıp yemeğimizi yedikten sonra monopoli oynadık ve saat 12.00 gibi ordan kalktık. Çok uykum olmasına rağmen saat 01.00 buldu uyumamız ama bu sabah yine de dinç uyandım.Nedeeeennnn çünkü sabah gelince sıcacık çay içme şansım vaarrr :)
He bu arada son gelişmelerden haberdar edeyim sizi bari...Şimdi bizim şirkette bugün yeni bir teyze çalışmaya başladı. Hamiyet Hanım.(Daha doğrusu bayağı bayağı Hamiyet Teyze kendisi) Bundan sonra şirketin çay,kahve servisi ve temizlik işlerinden kendisi sorumlu olacak..ohh be en azından ofis boyluk yapmaktan kurtuldum (Seçil bu aralar izinde olduğundan dolayı onun yerine telefonlara ben bakıyorum..Yani şu aralar kendimi bir nevi Mühendis-Ofisboy-Sekreter karışımı bişey gibi hissediyorum ama neyse ki yarın dönüyor. :) SAnırım bu Hamiyet teyze işine de en çok o sevinecek daha haberi yok çünkü )
Bunun haricinde ciddi şekilde FACEBOOK olayına sarmış durumdayım. Kimleri buldum kimleriiii....Tabi soyadımın değiştiğini görenler önce bir dumur oluyorlar ondan sonra kendilerine geliyorlar...
işe böyle...Son hal ve vaziyetlerim bu durumdadır sevgili kardeşlerim....Bir daha ki yazımda görüşmek üzere esen kalın.... :)
8 Ekim 2007 Pazartesi
Bu Yazımın Başlığı Küçük Bir Mola Olsun mu?

Zaman zaman gezindiğim bloglarda blog yazarlarının içlerinden hiç yazmak gelmediğini görüp hayret ederdim.Nasıl olabilir böyle birşey diye.Benim başıma da gelince anladım ne melem bişey olduğunu..Gerçekten kötü bir tecrübe...Aslında halen daha zorla yazıyorum ama mecbur hissettim kendimi artık.Arkadaslarımın bloglarını her gün mutlaka okuyorum ama bazen onlara bile yorum bırakmıyorum.Çünkü ne yazacağımı bilemiyorum;cümleleri toplayamıyorum vs...
Tabi biraz da rahatsızım bugünlerde sanırım onun da etkisi var. Perşembe ve Cuma gecesi böbreklerimdeki ağrıdan uyuyamadıktan sonra Cumartesi günü doktora gitmeye karar verdim.Çünkü artık hakikaten duramıyordum.Neyse gittim tahliller falan yapıldı.Neyse ki böbreklerimle ilgili bir problem yokmuş...Ama kadınların klasik bir ortak noktası;ayaklarımızı üşütünce ne olur? İ.Y.E (İ.Yolları Enfeksiyonu) yani bunu daha kibarca yazmak isterdim ama bulamadım bi türlü kusura bakmayın. :) Doktor ilaç yazdı;3 tane birisi antibiyotik sahurda iftarda ilaç alıyorum.Bi de akşam yatmadan. Bu arada belim üstüne vuran ağrıyı sıcak tutsun diye Kemocanım bana korsesini verdi o sıcacık tutuyo.Ama benim hala ağrım var :( Umarım bu ilaçlar bir an önce etksini gösterir de ben de bayrama böyle yamuk yumuk girmem;hiç tadım kalmadı çünkü....
Bu arada bişey farkettim.Bu sene ben çok sık hasta oldum.2007 bana bu açıdan pek şans getirmedi nedense. Abuk subuk haller çıkıyo bende halbuki ben normalde öyle zırt pırt hastalanan bi tip değilimdir.Bir kronik hastalığım migrenim vardır o ara sıra dertli eder ama geçer sonra...
Neyse bu kadar hastalık muhabbeti yeter...Yazmadığım günlerde ne yaptığıma bakacak olursak valla Ramazan işte iftarlara gittik geldik,evimizde oturduk yattık kalktık uyuduk.Ailecek mayışık durumdayız yani :) Kocacımla ben bayramdan sonra toparlanmayı düşünüyoruz :) Bu tatil fırsatını iyi değerlendirmek lazım geliyor :) Evimizde tembellik yapıcaz;zaten onun da pek keyfi olmaz heralde çünkü bu bayram Adana'ya gidemiyoruz diye çok üzüldü :( Annesini babasını göremeyecek diye çok mahzun canımın içi. ;( Onu öyle görünce ben de çok üzülüyorum ama elimden de bişey gelmiyo ki...Ama üzülmesin benim aşkım;kurban bayramında orada olucaz o da mutlu bir bayram geçirecek inşallah :) Hem belki o bayramı beklemeden kayınvalidecim de gelir de hasret giderirler arada :)
Bir de oturma odamın şeklini değiştirdim.Biraz garip oldu ama henüz gözümüz alımadı ondan olsa gerek.Olmadı yine eski haline döndürürüz artık napalım :)
Hepimizin Kadir Gecesi Mübarek olsun.Allah ettiğimiz bütün duaları kabul etsin inşallah :)
Eğer bayramdan önce yazma fırsatım olmazsa diye de ( çünkü gerçekten ağrım çok pek elim gitmiyor,işyerinde işimi bile zor yapıyorum ) hepinize sevdiklerinizle ailenizle mutlu,huzurlu,neşe dolu bir bayram geçirmenizi dilerim :) İyileşince görüşmek üzere...Herkese kucak dolusu sevgiler.....
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
Küçük Bir Mola
2 Ekim 2007 Salı
SIKINTILI TAZE....
İşyerinde bir rehavet hakim...Karşı çaprazımda oturan arkadasım Funda Ramazan rehavetiyle işlere daha çok gömülmüş,karşı masamda oturan Fugu sürekli proje çizip koşturuyor, kahvedaşım Seçilim kah koşturuyo kah masasında oturup msn de yazışıyo.İçerki odadan ise Didocumun mouse un tık tık sesleri geliyo.Sanırım o da bloglar arası seyahatte... Herkes sessiz...Arada bir hareketleniyoruz ama mesela dün bilgisayara bakarken gözlerim kapandı :D Sonra da içim geçivermiş ayakta... Patroncum odaya geldiğinde bişey soruyodu ve ben de çipil çipil gözlerimi açıp kapayarak baktım kendisine....Neyse efenim demem o ki biz çok sessiziz bu aralar...Zaten siz de farketmişsinizdir Ramazan girdiğinden beri çenemin düşüklüğü azaldı fazla yazamıyorum da... Seçil'in deyimiyle sessizlik orucu da tutuyorum ben galiba... :) Lafı fazla uzatmayalım neler ettik haftasonu dökelim ortaya;ben biliyorum sabırsızlıkla beklersiniz siz şimdi :P Geçtiğimiz bir hafta boyunca zaten misafirim vardı bilindiği üzere...Efenim cumartesi de onları ağırladım ettim derken Pazar sabahı sahurdan sonra 06.30 civarı Adana'ya doğru yola çıktılar...Sonra biz Kobacanla bir uyumuşuz bir uyumuşuz 12.00 de kalktık öğlen.Ben hemen kalktım tabi çünkü ortanca Teyzoş dönmüştü Çanakkele'den ve ben onları iftara alacaktım. Yemek yapmam lazımdı sonuçta...Neyse zaten bir kalktım iftara kadar oturmadım.Bir ara annem de geldi sağolsun bana yardıma...Hallediverdik herşeyi çabucak...Menüde şunlar vardı; Kesme Çorbası (Hamurunu bile kendi ellerimle yaptım ve millet bayıldı zaten anında bitiverdi o gün hiç kalmadı ) ,Güveçte etli pilav (annecim sağolsun :) ), salatalıklı patates salatası, sosisli börekciklerim,karışık mevsim salata,yoğurtlu ıspanak ve de uyduruk tubik tatlısı :D Evet uyduruk çünkü gerçekten o gün tamamen uyduruk bir şekilde yaptım tatlıyı süper lezzetli bir tadı vardı..Böyle ağızda dağılan bir muzlu pasta gibi düşünün o derece yani...
Ee hani resimler diyosunu di mi? Haklısınız tabi;Tubikko mutfağa girer de marifetlerinin fotoğrafını çekmez mi? Çeker çekeeeer ama öte yandan da bilirsiniz ki Tubik biraz tembeldir;fotoğrafları bilgisayara atmamıştır o yüzden buraya koyamaz resimleri..Ama akşam aklıma gelirse koyucam....Söz bak valla...
Bugün ise canım abuk subuk şeyler çekerken ananemi aradım.( BEn böyle yemek olmadı mı ya da çok üşendiğimde ananeme yamanmayı pek severim de :P SAğolsun o zaten hiç geri çevirmez aç bırakmaz bizi oyy tontoşum) Meğersem akşama iftara davetliymişiz ananeme... Kardeşlerini iftara alıyomuş;teyzemler falan da orda olcakmış;sizi de bekliyoruz dedi...Zaten bir menü saydı off dedim zaten benim Kemocan ananemin yemeklerine hayır diyemez... Yarın akşam da arkadasıma davetliyiz iftara... Bu sene Ramazan Ramazan gibi geçiyo ohh yahu :)
Neyse işleri bitireyim de geçe kalmayayım..Hadi kolay gelsiiinnnn....
Ee hani resimler diyosunu di mi? Haklısınız tabi;Tubikko mutfağa girer de marifetlerinin fotoğrafını çekmez mi? Çeker çekeeeer ama öte yandan da bilirsiniz ki Tubik biraz tembeldir;fotoğrafları bilgisayara atmamıştır o yüzden buraya koyamaz resimleri..Ama akşam aklıma gelirse koyucam....Söz bak valla...
Bugün ise canım abuk subuk şeyler çekerken ananemi aradım.( BEn böyle yemek olmadı mı ya da çok üşendiğimde ananeme yamanmayı pek severim de :P SAğolsun o zaten hiç geri çevirmez aç bırakmaz bizi oyy tontoşum) Meğersem akşama iftara davetliymişiz ananeme... Kardeşlerini iftara alıyomuş;teyzemler falan da orda olcakmış;sizi de bekliyoruz dedi...Zaten bir menü saydı off dedim zaten benim Kemocan ananemin yemeklerine hayır diyemez... Yarın akşam da arkadasıma davetliyiz iftara... Bu sene Ramazan Ramazan gibi geçiyo ohh yahu :)
Neyse işleri bitireyim de geçe kalmayayım..Hadi kolay gelsiiinnnn....
Ana Fikrim :)
Küçük Bir Mola
19 Eylül 2007 Çarşamba
CANIM NE İSTİYOR....
Şu anda yukarıda resmini görmüş olduğunuz hamakta sallanıp,Dondurma çok uzaklarda Polonya'da kaldığı için sanırım yiyemem, hamak da teyzemin Saroz'daki evinin bahçesinde olduğu için haliyle biraz uzakta kalıyor :P
Ben en iyisi mi akşama gidip Avrupa Yakası'nı seyredeyim.Ama önce iftar için yiyecek bişeyler düşünmem lazım... Offf offf başladım yine tembelliğe... Yani bu kadar yetenekli bir aşçı olup da ondan sonra böyle yemek yapmaya üşenmek ayıp değil mi yahu :P (Ananeme mi gitsek napsak ki :D )
Ay şirkette elektrikler gitti yine; saat 5,5 olsun çıkalım gidelim evimize.(Ramazanda 17.30 da çkıyoruz.)
Ben şimdi farkettim ki can sıkıntısından saçmalamaya başladım en iyisi bu post burda bitsin. Yoksa ciddiyetsiz yönümü sergilemem içten bile değil....
Ana Fikrim :)
Dinlence,
Küçük Bir Mola,
uyuklama...
27 Ağustos 2007 Pazartesi
Neler Oluyor Bana???

Biliyorum artık bunu söyleye söyleye herkesi bıktırdım ama tekrarlamak zorundayım.Kendimi gerçekten feci şekilde yorgun,bitkin halsiz hissediyorum.Sabah yine dayak yemiş gibi kalktım yatağımdan.sürünerek tabiri caiz ise. Sonra da zorla yürüdüm trene,trenden inince işyerine yürüdüğüm o beş dakikalık yol bile zulüm oldu bana.Vücudumda bir gariplikler döndüğünün farkındayım aslında bir zamandır ama hastanelerden pek hoşlanmadığım için ve de iş yoğunluğundan hiç vakit bulamadım.Ama artık bugün karar aldım,hazır bu aralar sıkışık değilken ve de kendimi halsiz hissederken( Çünkü biliyorum bu halsizlik hali geçtiği anda ben yine sallıycam doktora gitmeyi) yarın sabah için doktora randevu aldım. Bakalım bi gidelim de doktor bey amca görüversin ne alemde olduğumuzu.
Umarım önemli birşey çıkmaz ve de şu halsizliğim için bir çözüm bulunur da ben de işime gücüme bakarım.Çünkü balık gibiyim zaten şu an ekrana çevrilmiş gözlerimle.Mesela internetten bişeye mi bakmam gerekiyor,daha explorer sayfasını açana kadar unutuyorum ne olduğunu.Yani 15 saniyede falan. Sonra elim işe güce gitmiyo,böyle hep uyumak istiyorum. Neyse sonuçta bu kadar destan yazmaya gerek yok bu konuda.Yarın doktora gidince görücez neyimiz varmış. Bu arada haftasonundan özetler geçeyim.
* Misafirlerimi alnımın akıyla ağırladığımı sanıyorum umarım memnun kalmışlardır.
* Cumartesi akşamı sahile pikniğe gittik, güzel bir akşamdı.Dönüşte de saat 3 e kadar oturduk balkonda en sonunda dayanamayıp yattık beylerse 4 e kadar sohbet etmişler Allah muhabbetlerini bozmasın.
* Artık deep-freeze de adana'dan gelme dolmalık minik patlıcanlarım var. :) :) :)
* Cuma günü yapacağımı söylediğim kızartmayı Pazar günü yaptım gerçekten çok beğenildi; benim kobacan parmaklarını yiyordu. ( Bu arada hızla kilo alıyor ya benim ince uzun kocacım :( )
* Küçük pisiler cumartesi günü arka apartmanın bahçesinde otların arasına bırakılmış kanepeye transfer edildi.Aslında hiç istemiyordum ama arka balkon cidden kokmaya başlamıştı çünkü çiş yapmayı öğrendiler.Kışlık giysilerimiz arkadaki dolapta olmasa umursamayabilirdim ama cidden mide bulandırıcı bir koku olmuştu.Vicdan azabı çekmedim değil ama sonra baktım mutlu mesut oynuyorlardı.Yalnız cadoloz annelerinin ilk etapta bana çok sinirlendiğini ve balkondan dışarı ona bakarken bana nasıl haince göz attığını görmenizi isterdim. ;)
İşte böyleeee..Haftasonumun özeti ve de haftabaşı ruh halim.Hepinize iyi bir hafta diliyorum.
Öpüldünüz şekerler.........
Ana Fikrim :)
gezentilik,
haftasonu,
Küçük Bir Mola
20 Ağustos 2007 Pazartesi
Ruh Halim.....

Bazen herşeyden o kadar sıkılıp bunalıyorum ki kendimi dünyanın en mutsuz,en şanssız insanı gibi hissediyorum...Öyle derin bir karamsarlık çöküyor ki üstüme sanki tüm dünyanın derdi sorunu ben de toplanmış sanırsınız..Bu Pazartesi günlerine mahsus bişey mi yoksa genel ruh halim mi böyle bugünlerde tam kestiremiyorum...Aslında geçmişe nazaran bazı şeyleri daha az kafaya takıyorum,önemsemiyorum bugünümüze de şükür diyorum ama sanki ben böyle yapınca umursamayınca problemler,dertler büyüyormuş gibi hissediyorum....
Yine de herşeye rağmen bugünlere de şükretmek lazım..Kobacanım geçenlerde bişey izlerken çok şükür Tubik elimiz ayağımız yerinde ya onlar olmasaydı ne yapardık dedi.Aslında haklı dünya üzerinde bu kadar kötü durumda olan onca insan varken küçük şeyleri;daha doğrusu hallolabilecek şeyleri kendimize bu kadar dert edip üzülmeye,kendimizi bunalımlara sokmaya hakkımız var mı gerçekten????
Bugünlerde kendime dert üreteceğimi anladığım zaman oturup bunu kendime hatırlatıyorum. O zaman bir kez daha düşünme fırsatım oluyor,değer mi bu kadar yıpranmaya,üzülmeye,kafaya takıp kendini hasta etmeye.... Her ne olursa olsun bir kez geliyoruz bu dünyaya..Bunun için de elimizdeki imkanlar doğrultusunda en iyi şekilde değerlendirmeliyiz yaşamımızı..Bu güzelim yaşlar geri gelir mi bir daha.....
Ne demiş Mazhar Abi; Güzel günler bizi bekler,eyvallah dersin gelir geçer...... Ben söz dinleyip öyle diyorum...Herşey çok güzel olacak...iyi şeylerin hayalini kuruyorum ki iyi şeyler bulsun bizi ve de var olan mutluluk hiç bırakmasın peşimizi...
Yine de herşeye rağmen bugünlere de şükretmek lazım..Kobacanım geçenlerde bişey izlerken çok şükür Tubik elimiz ayağımız yerinde ya onlar olmasaydı ne yapardık dedi.Aslında haklı dünya üzerinde bu kadar kötü durumda olan onca insan varken küçük şeyleri;daha doğrusu hallolabilecek şeyleri kendimize bu kadar dert edip üzülmeye,kendimizi bunalımlara sokmaya hakkımız var mı gerçekten????
Bugünlerde kendime dert üreteceğimi anladığım zaman oturup bunu kendime hatırlatıyorum. O zaman bir kez daha düşünme fırsatım oluyor,değer mi bu kadar yıpranmaya,üzülmeye,kafaya takıp kendini hasta etmeye.... Her ne olursa olsun bir kez geliyoruz bu dünyaya..Bunun için de elimizdeki imkanlar doğrultusunda en iyi şekilde değerlendirmeliyiz yaşamımızı..Bu güzelim yaşlar geri gelir mi bir daha.....
Ne demiş Mazhar Abi; Güzel günler bizi bekler,eyvallah dersin gelir geçer...... Ben söz dinleyip öyle diyorum...Herşey çok güzel olacak...iyi şeylerin hayalini kuruyorum ki iyi şeyler bulsun bizi ve de var olan mutluluk hiç bırakmasın peşimizi...
Ana Fikrim :)
İtiraflar,
Küçük Bir Mola
17 Ağustos 2007 Cuma
Bir Türlü Boş Vakit Bulamayanlar için :)
Bu yazıyı bana dün çok sevdiğim bir arkadaşım yollamış.Can Dündar'dan alıntı;olduğu şekilde yayınlıyorum bakalım sizin yüzünüzde de benimki gibi bir tebessüm oluşacak mı???
'Islerim cok. Baska hicbir seye bakamiyorum.' "cep telefonlarima cevap veremiyorum"..
Islerim cok. Baska hicbir seye bakamiyorum.'
Bu lafi bir kisiden daha duyarsam, buyuk ihtimalle katil olacagim.
Mailime iki satir bile cevap yazmayanlar 'cok yogun'; bir sey anlatmak icin soz verip haftalarca sesi cikmayanlar 'cok yogun'; benden baska herkes ama herkes cok yogun.
'Aaa tabii; onun icin konusmak kolay. Evde oturup yaziyor sadece.Calismaktan haberi yok.'
Istesem ben de 'cok yogun' olabilirim. 'Bugun sunu yetistirmem lazim; yarin suraya gidip yazi konusu bulmam lazim, birkac ay icinde romanimi bitirme planim var, sarkmamasi lazim, o lazim, bu lazim...'
Hayati bosvermek istedikten sonra 'yogun' olmaktan kolay mazeret yok ki.
Hatta sadece yemek pisirip, alisverise cikip, dizi izleyip yasayarak da 'yogun' olabilirsiniz.
'Sinemaya gidemem ki, bugun temizlik yapacagim.' E yapma.
'Ay seni arayacaktim, hep aklimdasin ama islerden basimi kaldiramiyorum ki...'
Kâinatin en sacma ve zekâ ozurlu mazereti. Yani 'kafama ucan daire dustu, hastanedeydim' deseniz daha inandirici olur.
Normalde hic kimse hayatinin 24 saatini calisarak gecirmez. En azindan yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek icin ara vermeniz gerekir. Ve bu aralarda sevdiginiz insanlarla en azindan telefonda konusabilirsiniz, degil mi?
Ben bir insana vakit ayirmamanin mazereti olarak 'cok calisiyorum'u kesinlikle kabul etmiyorum.
Eger biriyle aylarca gorusmuyor ve 'islerim var, ondan' diyorsaniz, bunun iki anlami vardir:
a) Ben ayni anda iki isi yapamam. Dogal olarak calisirken araya kimseyi katamam.
Merdiven cikarken ciklet de cigneyemem. Hayatim allak bullaktir.
Zaman nasil degerlendirilir bilmiyorum.
b) Seninle gorusmek istemiyorum.
c) Ciddi anlamda islerim yuzunden gorusemedigimizi saniyorum. Bu mazerete gercekten inanmisim. Kimi kandiriyorum ki?
(Son sIkki kabul edecek babayigit pek bulunmaz.) Ve hic kimse beni birinci sIkka inandiramaz.
Cunku biriyle gorusmek isterseniz, mutlaka vakit ayirirsiniz.
Bu aralar ust uste birkac kisiyle bu 'cok calisiyorum da; baska bir seye bakamiyorum' muhabbetini yasadim; konuya o yuzden taktim. Bir insandan ornek verecegim. Su an icin kendimi ornek veremem cunku 'evde calisan yazar' oldugum icin kimsenin beni is konusunda ciddiye aldigi yok. Neyse canim, bana ne? Ben yaziyor muyum? Yaziyorum. Parami aliyor muyum? Aliyorum.
Gerisi beni hic ilgilendirmiyor. Ama sunu da belirtmem gerek. Ogrencilik hayatim boyunca hicbir zaman derslerin, sinavlarin, calismalarin, zevklerimin onune gecmesine izin vermedim. Benim icin okul her zaman ikinci plandaydi.
Eger cok sevdigim bir film oynuyorsa, yarinki sinava calismayi birkac saat sonrasina erteledim ve filmi izledim; canim ertesi gunu odev yetistirmeye oturmadan once gezmek istediyse cikip gezdim; ders calismayi planladigim gece bir arkadasim 'haydi sinemaya gidelim'
dediyse herseyi oldugu gibi birakip sinemaya gittim. Cunku benim icin 'sevdigim insanlar' ve 'kendime vakit ayirdigim hayatim' herseyden onemliydi.
Hayatimda hic kimseyi 'calismam gerek' diye geri cevirmedim.
Bir arkadasa 'hayir, eve gidecegim' dediysem, bu o anda eve gitmek istememden baska bir sebebe asla dayanmadi.
En onemli isin basinda da olsam, bir dostum 'seninle konusmaya ihtiyacim var'
dediginde ben tum isleri birakirim.
Cunku hicbir sey, cevrenizdeki sevgi ve sahip oldugunuz yureklerden daha onemli olamaz. Hayat kisacik, acayip bir sey.
Hirslarla, kiskancliklarla ve esek gibi calismakla bitirilemeyecek kadar da degerli. Elbette bos bos oturun demiyorum.
Cunku hayat ayni sekilde, bos bos oturulmayacak kadar da degerli. Ama is dediginiz sey, sevdiklerinizle, kendinizle, hobilerinizle gecireceginiz zamanin tamamini caliyorsa, inanin bunda buyuk bir terslik vardir. Kendini calismaya ciddi bir bicimde adayan ve sevdiklerine zaman ayiramayacak kadar islerine gomulmeyi kendi ozgur iradesiyle secen kisiler de var tabii. Ben boylelerinin asla evlenmemesi gerektigini dusunuyorum. Ve bu, kesinlikle tahammul edebilecegim bir kisilik tarzi degil.
Neyse, geceyim ornek kisime: Ben ortaokul hayatim boyunca Soma'da yasadim.
(Oradaki hayatim da alemdi aslinda. Bir ara onu da yazayim...)
Anlatacagim kisi, bir arkadasimin babasi. (Ailecek de gorusuyorduk; ayni apartmandaydi k.)
Adam her sabah en gec altida ise gitmek zorundaydi. (Muhendisti galiba. Maden ocaklarina cikip oradaki isleri yurutuyordu.)
Yani haftanin bes gunu, ciddi anlamda 'sabahin koru'
diyebileceginiz bir saatte isinin basinda olmaliydi. Bu durumda erkenden yattigini ve hafta ici baska hicbir seye vakit ayiramadigini dusunursunuz, degil mi?
En azindan benim hayatimdaki 'yogun insanlar' icin bu calisma tarzi
'ise git, eve gel, yemek ye, uyu, ise git, eve gel, yemek ye, uyu' duzenini gerektiriyor.
Ve hafta sonlari da 'hafta icinin yorgunlugunu bir turlu atamiyorum' diye evde yatarak gecirilirdi. Asiri yogun calisma temposu yuzunden bunlara laf da soylenmezdi. Cunku 'cok calisiyorum, gormuyor musun?' demeleriyle, her turlu tartisma anında biterdi. Peki arkadasimin babasi boyle mi yasiyordu?
Buyuk harflerle cevap veriyorum:
HAYIR, ASLA...
Aksam eve dondugunde sosyal hayati baslardi. Yemek bazen evde, bazen bizim de dahil oldugumuz dost topluluguyla beraber disarida yenirdi. Sonra mutlaka birinin evinde toplanilir; eglence girla giderdi.
Bu adam isinin disindaki tum vaktini sevdikleriyle gecirir ve karisina asla yalnizlik hissettirmezdi.
Hemen hemen her hafta sonu mutlaka ya Dikili'ye ya da Aliaga'ya yemege giderdik. Asil carpici ornegimi daha vermedim.
Haftanin her gunu sabah altida iste olan ve aksam hava kararinca eve gelen bu adam, (bazen cumartesileri de calisiyordu galiba)
evlilik yildonumunde karisini Soma'ya iki saat uzaklikta olan Izmir'e goturdu. Hayir, hafta sonu degil. BUTUN GUN calistigi bir gunun aksaminda eglenmek icin gittiler ve gece yarisini gece donduler. Ertesi gun de bu adam tekrar sabahin korunde isine gitti!!!
Hic kimse bana hicbir sey icin 'cok mesgulum, cok yogunum, vaktim yok da ondan' gibi bir mazeret sunmasin.
Ben inanmiyorum. Eger biri beni aramiyorsa, aramak istemedigi icindir. Eger benimle gorusmuyorsa, gorusmek istemedigi icindir. Ben baska HICBIR mazereti kabul etmiyorum. Son ornegimin ardindan bu yaziyi bitirebilirdim. Cunku gercekten baska hicbir lafa gerek yok. Vakit ayirmak istersen, istedigin herseye ve herkese vakit ayirabilirsin. Ama musaadenizle ben bu konuyla ilgili soylenmis ve gercekten cok hosuma giden sozlerden de bir demet sunmak istiyorum. Bunlari herkesin cerceveleterek duvarina asmasi gerek. 'Isim var, vaktim yok'
diye sacmalamaya ve daha da korkuncu bu sacmaliga kendimiz de inanmaya baslarsak acilen okuyup kendimize geliriz:
-Isinizin cok onemli oldugunu dusunuyorsaniz, bu sinirlerinizin ciddi bicimde bozuldugunun en acik gostergesidir.
(Bertrand Russell)
-Mutlulugun formulu, gerektiginde onemsiz seylerle mesgul olabilmektedir. (Edward Newton)
-Bitap birakan gunluk yasam, ancak bir aptalin karsilasabileceg i bir hayat krizidir. (Anton Cehov)
-Eger bos zamaniniz yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir. (L. P.Smith)
-Kalitenizin olcusu, bos zamanlarinizda ne yaptiginizdir.
Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sagladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür.(Irwin Edman)
-Babam bana calışmayı, fakat isin esiri olmamayı ögretti. Simdi okumanın, hikaye anlatmanın, sakalasmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar; hatta ondan da önemli oldugunu biliyorum. (Abraham Lincoln)
-Bos zamanı iyi değerlendirmek, cok ciddi bir sorumluluktur. (William Russell)
VE BENIM FAVORIM:
'Yeterli zamanım yok deme. Buyuk insanların da gunleri 24 saattir...'
CAN DUNDAR _
Herkese iyi haftasonları dilerim....Tubikko
'Islerim cok. Baska hicbir seye bakamiyorum.' "cep telefonlarima cevap veremiyorum"..
Islerim cok. Baska hicbir seye bakamiyorum.'
Bu lafi bir kisiden daha duyarsam, buyuk ihtimalle katil olacagim.
Mailime iki satir bile cevap yazmayanlar 'cok yogun'; bir sey anlatmak icin soz verip haftalarca sesi cikmayanlar 'cok yogun'; benden baska herkes ama herkes cok yogun.
'Aaa tabii; onun icin konusmak kolay. Evde oturup yaziyor sadece.Calismaktan haberi yok.'
Istesem ben de 'cok yogun' olabilirim. 'Bugun sunu yetistirmem lazim; yarin suraya gidip yazi konusu bulmam lazim, birkac ay icinde romanimi bitirme planim var, sarkmamasi lazim, o lazim, bu lazim...'
Hayati bosvermek istedikten sonra 'yogun' olmaktan kolay mazeret yok ki.
Hatta sadece yemek pisirip, alisverise cikip, dizi izleyip yasayarak da 'yogun' olabilirsiniz.
'Sinemaya gidemem ki, bugun temizlik yapacagim.' E yapma.
'Ay seni arayacaktim, hep aklimdasin ama islerden basimi kaldiramiyorum ki...'
Kâinatin en sacma ve zekâ ozurlu mazereti. Yani 'kafama ucan daire dustu, hastanedeydim' deseniz daha inandirici olur.
Normalde hic kimse hayatinin 24 saatini calisarak gecirmez. En azindan yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek icin ara vermeniz gerekir. Ve bu aralarda sevdiginiz insanlarla en azindan telefonda konusabilirsiniz, degil mi?
Ben bir insana vakit ayirmamanin mazereti olarak 'cok calisiyorum'u kesinlikle kabul etmiyorum.
Eger biriyle aylarca gorusmuyor ve 'islerim var, ondan' diyorsaniz, bunun iki anlami vardir:
a) Ben ayni anda iki isi yapamam. Dogal olarak calisirken araya kimseyi katamam.
Merdiven cikarken ciklet de cigneyemem. Hayatim allak bullaktir.
Zaman nasil degerlendirilir bilmiyorum.
b) Seninle gorusmek istemiyorum.
c) Ciddi anlamda islerim yuzunden gorusemedigimizi saniyorum. Bu mazerete gercekten inanmisim. Kimi kandiriyorum ki?
(Son sIkki kabul edecek babayigit pek bulunmaz.) Ve hic kimse beni birinci sIkka inandiramaz.
Cunku biriyle gorusmek isterseniz, mutlaka vakit ayirirsiniz.
Bu aralar ust uste birkac kisiyle bu 'cok calisiyorum da; baska bir seye bakamiyorum' muhabbetini yasadim; konuya o yuzden taktim. Bir insandan ornek verecegim. Su an icin kendimi ornek veremem cunku 'evde calisan yazar' oldugum icin kimsenin beni is konusunda ciddiye aldigi yok. Neyse canim, bana ne? Ben yaziyor muyum? Yaziyorum. Parami aliyor muyum? Aliyorum.
Gerisi beni hic ilgilendirmiyor. Ama sunu da belirtmem gerek. Ogrencilik hayatim boyunca hicbir zaman derslerin, sinavlarin, calismalarin, zevklerimin onune gecmesine izin vermedim. Benim icin okul her zaman ikinci plandaydi.
Eger cok sevdigim bir film oynuyorsa, yarinki sinava calismayi birkac saat sonrasina erteledim ve filmi izledim; canim ertesi gunu odev yetistirmeye oturmadan once gezmek istediyse cikip gezdim; ders calismayi planladigim gece bir arkadasim 'haydi sinemaya gidelim'
dediyse herseyi oldugu gibi birakip sinemaya gittim. Cunku benim icin 'sevdigim insanlar' ve 'kendime vakit ayirdigim hayatim' herseyden onemliydi.
Hayatimda hic kimseyi 'calismam gerek' diye geri cevirmedim.
Bir arkadasa 'hayir, eve gidecegim' dediysem, bu o anda eve gitmek istememden baska bir sebebe asla dayanmadi.
En onemli isin basinda da olsam, bir dostum 'seninle konusmaya ihtiyacim var'
dediginde ben tum isleri birakirim.
Cunku hicbir sey, cevrenizdeki sevgi ve sahip oldugunuz yureklerden daha onemli olamaz. Hayat kisacik, acayip bir sey.
Hirslarla, kiskancliklarla ve esek gibi calismakla bitirilemeyecek kadar da degerli. Elbette bos bos oturun demiyorum.
Cunku hayat ayni sekilde, bos bos oturulmayacak kadar da degerli. Ama is dediginiz sey, sevdiklerinizle, kendinizle, hobilerinizle gecireceginiz zamanin tamamini caliyorsa, inanin bunda buyuk bir terslik vardir. Kendini calismaya ciddi bir bicimde adayan ve sevdiklerine zaman ayiramayacak kadar islerine gomulmeyi kendi ozgur iradesiyle secen kisiler de var tabii. Ben boylelerinin asla evlenmemesi gerektigini dusunuyorum. Ve bu, kesinlikle tahammul edebilecegim bir kisilik tarzi degil.
Neyse, geceyim ornek kisime: Ben ortaokul hayatim boyunca Soma'da yasadim.
(Oradaki hayatim da alemdi aslinda. Bir ara onu da yazayim...)
Anlatacagim kisi, bir arkadasimin babasi. (Ailecek de gorusuyorduk; ayni apartmandaydi k.)
Adam her sabah en gec altida ise gitmek zorundaydi. (Muhendisti galiba. Maden ocaklarina cikip oradaki isleri yurutuyordu.)
Yani haftanin bes gunu, ciddi anlamda 'sabahin koru'
diyebileceginiz bir saatte isinin basinda olmaliydi. Bu durumda erkenden yattigini ve hafta ici baska hicbir seye vakit ayiramadigini dusunursunuz, degil mi?
En azindan benim hayatimdaki 'yogun insanlar' icin bu calisma tarzi
'ise git, eve gel, yemek ye, uyu, ise git, eve gel, yemek ye, uyu' duzenini gerektiriyor.
Ve hafta sonlari da 'hafta icinin yorgunlugunu bir turlu atamiyorum' diye evde yatarak gecirilirdi. Asiri yogun calisma temposu yuzunden bunlara laf da soylenmezdi. Cunku 'cok calisiyorum, gormuyor musun?' demeleriyle, her turlu tartisma anında biterdi. Peki arkadasimin babasi boyle mi yasiyordu?
Buyuk harflerle cevap veriyorum:
HAYIR, ASLA...
Aksam eve dondugunde sosyal hayati baslardi. Yemek bazen evde, bazen bizim de dahil oldugumuz dost topluluguyla beraber disarida yenirdi. Sonra mutlaka birinin evinde toplanilir; eglence girla giderdi.
Bu adam isinin disindaki tum vaktini sevdikleriyle gecirir ve karisina asla yalnizlik hissettirmezdi.
Hemen hemen her hafta sonu mutlaka ya Dikili'ye ya da Aliaga'ya yemege giderdik. Asil carpici ornegimi daha vermedim.
Haftanin her gunu sabah altida iste olan ve aksam hava kararinca eve gelen bu adam, (bazen cumartesileri de calisiyordu galiba)
evlilik yildonumunde karisini Soma'ya iki saat uzaklikta olan Izmir'e goturdu. Hayir, hafta sonu degil. BUTUN GUN calistigi bir gunun aksaminda eglenmek icin gittiler ve gece yarisini gece donduler. Ertesi gun de bu adam tekrar sabahin korunde isine gitti!!!
Hic kimse bana hicbir sey icin 'cok mesgulum, cok yogunum, vaktim yok da ondan' gibi bir mazeret sunmasin.
Ben inanmiyorum. Eger biri beni aramiyorsa, aramak istemedigi icindir. Eger benimle gorusmuyorsa, gorusmek istemedigi icindir. Ben baska HICBIR mazereti kabul etmiyorum. Son ornegimin ardindan bu yaziyi bitirebilirdim. Cunku gercekten baska hicbir lafa gerek yok. Vakit ayirmak istersen, istedigin herseye ve herkese vakit ayirabilirsin. Ama musaadenizle ben bu konuyla ilgili soylenmis ve gercekten cok hosuma giden sozlerden de bir demet sunmak istiyorum. Bunlari herkesin cerceveleterek duvarina asmasi gerek. 'Isim var, vaktim yok'
diye sacmalamaya ve daha da korkuncu bu sacmaliga kendimiz de inanmaya baslarsak acilen okuyup kendimize geliriz:
-Isinizin cok onemli oldugunu dusunuyorsaniz, bu sinirlerinizin ciddi bicimde bozuldugunun en acik gostergesidir.
(Bertrand Russell)
-Mutlulugun formulu, gerektiginde onemsiz seylerle mesgul olabilmektedir. (Edward Newton)
-Bitap birakan gunluk yasam, ancak bir aptalin karsilasabileceg i bir hayat krizidir. (Anton Cehov)
-Eger bos zamaniniz yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir. (L. P.Smith)
-Kalitenizin olcusu, bos zamanlarinizda ne yaptiginizdir.
Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sagladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür.(Irwin Edman)
-Babam bana calışmayı, fakat isin esiri olmamayı ögretti. Simdi okumanın, hikaye anlatmanın, sakalasmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar; hatta ondan da önemli oldugunu biliyorum. (Abraham Lincoln)
-Bos zamanı iyi değerlendirmek, cok ciddi bir sorumluluktur. (William Russell)
VE BENIM FAVORIM:
'Yeterli zamanım yok deme. Buyuk insanların da gunleri 24 saattir...'
CAN DUNDAR _
Herkese iyi haftasonları dilerim....Tubikko
Ana Fikrim :)
Küçük Bir Mola,
öneri
8 Ağustos 2007 Çarşamba
TATİL GÜNCESİ-Kısım2.....
29 Temmuz Pazar akşamüstü saat 8 de indim otobüsten... Beni teyzem,annem ve de kardeşim karşıladı Güneyli Shell istasyonunda..Bu arada belirtmek isterim ki bu terk edilmiş bir petrol istasyonu haline gelmiş ben görmeyeli.Eh malum tabi üstünden 10 seneden fazla geçti gitmeyeli... Sonra eve gittik orda bulunan herkesle hoş beş ettikten sonra manzaraya karşı ayaklarımı uzattım... Gün batımını seyrettim. Bu esnada sofra hazırlandı akşam yemeğine oturduk... Çok mutluydum tatilde olduğum için ertesi günü Pazartesi bunalımına girmeyeceğim için ve de erkenden kalkmak zorunda olmayacağım için... Ama bir yandan da bir hüzün var içimde çünkü sevgilimsiz bir tatil bu ve ben onsuz olmaktan pek hoşlanmıyorum bilindiği gibi...o gece yol yorgunluğu ile erkenden yattım ama uyumak ne mümkün..Dışardan vahşi hayvan çığlıkları yükseliyor.. Baykuşlar,yarasalar,keneneler(bu kenene dediğim şeyi yeni öğrendim fare ile köstebek karışımı küçük bir kemirgen ve teyzemin canım domateslerine dananmış bir terbiyesiz bücür işte) Neyse Allah'tan annecimle uyuyordum da ona sarıldım böylece korkum biraz hafifledi ama bu esnada birşey keşfedildi tarafımdan....Ben kobacan yanımdayken meğer ne kadar güven içinde,huzurlu bir bebek gibi uyuyormuşum...
Sabah 09.30 sularında kendiliğimden uyandım aşağıya indim.Baktım Ananem ve eniştem hariçherkes uyuyor ben de kahvaltıyı hazırlayayım dedim bir güzel kahvaltı hazırladım. Bu arada dışarda o kadar güzel serin bir sabah havası var ki kahvaltı ederken hırka yelek gibi birşeyler giymek durumunda kalıyorsunuz...Bu hava bana İstanbul sıcaklarından sonra o kadar iyi geldi ki anlatamam...
Kahvaltıdan sonra bahçede çimlerin üstünde hamakta keyif yaptım....Sonra teyzemlerin sahile indik aşağıya,orda biraz denize girdik....Su buz gibiydi ama... İlk girerken feci şekilde dondummmm..Sonra ilk günüm olduğundan ıstakoza dönmeyeyim diye eve döndük çünkü zaten öğle sıcağında gitmiştik.....
Neyse sonrası eve dönüş,hamakta yatış,öğle yemeği yiyiş,tekrar yatış şeklinde geçti... Ha bir de kafam rahat olarak kitap okuyabildim o benim için çok güzeldi...Çünkü son zamanlarda kafamın doluluğundan hiçbişey okuyamaz olmuştum....
İlk gün böyle geçti gitti işte,iyi bir başlangıçtı....Devamını daha sonra anlatacağım...Bugün vakit bulamam sanırım çünkü çok iş var..Yarın devam ederim umarım....
Beni takip etmeye devam edin :)
Ana Fikrim :)
Dinlence,
gezentilik,
huzur,
Küçük Bir Mola,
Tatil
14 Haziran 2007 Perşembe
TaTiL İsTiYoRuMMMMM
Çok yorgunum...O kadar yorgun ve o kadar yoğun ki hayatım bu aralar akşam televizyon izlerken uyuyup kalıyorum her gece ve kocacım beni hep yatağa taşımak zorunda kalıyo...
İşler felaket fazla ve bir Allah'ın kulu da demiyor ki acaba bu kız yoruluyor mu??? Ben projelerin birini bitirmeden diğerini getirip koyuveriyorlar önüme...Bu gidişle ben değil projeler bitirecek beni... SAbrım ne zaman taşar bilmiyorum ama eğer güzelce dinlenebileceğim bir tatile çıkmazsam sinirlerim çok da fazla dayanmayacak gibi...
Aslında çok da fazla birşey istemiyorum...Sadece teyzemlerin SAroz'daki yazlığına gitsek temiz hava bol güneş deniz..Yeter bana... O kadar iyi gelecek ki anlatamam.Ama bu gidişle Temmuz sonundan önce gitmemiz imkansız gibi...Hele hele de Kocamcım ın bugün gittiği iş görüşmesi olumlu neticelenirse hiç gidemeyiz heralde....Bu arada yaklaşık 3 saattir kendisinden haber bekliyorum ama hala sesi çıkmadı.Bu kadar uzun görüşme gördünüz mü siz? İşe mi başladı nedir??? :D
Umarım hayatımız bir an önce düzene girer.Bu sıkıntıları atlatırız da rahat bir soluk alırız inşallah...Şu an fazlasını istemiyorum..Aşkımla zaten çok mutluyuz bir de şu parasal konuları çözsek yeter şimdilik.Araba işini de uzunca bir süreliğine rafa kaldırıyoruz sanırım... Ne yapalım herşeyin hayırlısı Allah'tan...
İşler felaket fazla ve bir Allah'ın kulu da demiyor ki acaba bu kız yoruluyor mu??? Ben projelerin birini bitirmeden diğerini getirip koyuveriyorlar önüme...Bu gidişle ben değil projeler bitirecek beni... SAbrım ne zaman taşar bilmiyorum ama eğer güzelce dinlenebileceğim bir tatile çıkmazsam sinirlerim çok da fazla dayanmayacak gibi...
Aslında çok da fazla birşey istemiyorum...Sadece teyzemlerin SAroz'daki yazlığına gitsek temiz hava bol güneş deniz..Yeter bana... O kadar iyi gelecek ki anlatamam.Ama bu gidişle Temmuz sonundan önce gitmemiz imkansız gibi...Hele hele de Kocamcım ın bugün gittiği iş görüşmesi olumlu neticelenirse hiç gidemeyiz heralde....Bu arada yaklaşık 3 saattir kendisinden haber bekliyorum ama hala sesi çıkmadı.Bu kadar uzun görüşme gördünüz mü siz? İşe mi başladı nedir??? :D
Umarım hayatımız bir an önce düzene girer.Bu sıkıntıları atlatırız da rahat bir soluk alırız inşallah...Şu an fazlasını istemiyorum..Aşkımla zaten çok mutluyuz bir de şu parasal konuları çözsek yeter şimdilik.Araba işini de uzunca bir süreliğine rafa kaldırıyoruz sanırım... Ne yapalım herşeyin hayırlısı Allah'tan...
Ana Fikrim :)
Küçük Bir Mola
16 Mayıs 2007 Çarşamba
OYNATMAYA AZ KALDI DOKTORUM NERDE!!!
Biiiiirrr Çok sıkıldımmmmmmmm......
ikiiiii masam çok karışıkk........................
ooooofff paydosa çok var beni mi buldun şimdiiii çok işim vaarrr....................
Şu yoğun iş tempolu günlerde bana acaip uyan bu şarkıyı keşfettim...Tabi biraz kendime göre ayarlamam gerekti ama fazla da değişmedi hani :)
Tam manasıyla beyin travması geçirdiğimi söyleyebilirim... Sabah saat 9.00 dan beri uğraştığım liste daha yeni bitti ama ben de bittim.Üstelik çok sıcak ve Seçil sağolsun sürekli klimayı kapatıyo.Arkadasın dediğine göre sıcaktan zarar gelmezmişşşş....(Adamı böyle rezil ederim cümle aleme ) Halbuki bir bilsen beni ne hale koyuyorr....Alerjim dışavurum yaşıyo arkadas var mı ötesi...
Neyse....
Bu sıralar işler dediğim gibi bir hayli yoğun...Çok yoruluyorum.Kendimi final zamanında gibi hissediyorum hatta ve hatta o derece yani.. (FuVa Sen bilirsin bu sendromları :) )
Şu anda tek istediğim mutlu yuvamıza gidip kocama sarılarak Avrupa Yakası izlemek...Tabi yanında soğuk bişeyler de olsa fena olmaz...Mesela LİMONATA Nasıl fikir ama... :)
Ohh akşama yemek yapma derdim de yokk...
Bu arada ben size benim kedim ZıpZıp'ın doğan yeni yavrucuklarından bahsettim miii??? Bir görseniz o kadar güzeller ki..Daha 2,5 haftalık falan oldular....Çok şekerler çokkk...Gözleri dahayeni açıldı ama arka ayakları hala pek tutmuyor.İçinde yaşadıkları kutudan dışarı tırmanmaya çalışıyorlar ama anneleri kızıyo ve onlara pati atıyo :) annelik böyle bişey işte koruma içgüdüsü hayyvanlarda bile var... Geçen Pazar süt verelim dedik daha süt içmeyi bile bilmiyolar.Şimdi büyük bir zevkle onların anneleri tarafından eğitilmesini ve birbirleriyle oynamalarını izlemeye başlayacağım...
Son olarak hala buraya yorum bırakmayan terbiyesizler var!(Onlar kendini bilir!!!) YAZIN ARTIK!!!
ikiiiii masam çok karışıkk........................
ooooofff paydosa çok var beni mi buldun şimdiiii çok işim vaarrr....................
Şu yoğun iş tempolu günlerde bana acaip uyan bu şarkıyı keşfettim...Tabi biraz kendime göre ayarlamam gerekti ama fazla da değişmedi hani :)
Tam manasıyla beyin travması geçirdiğimi söyleyebilirim... Sabah saat 9.00 dan beri uğraştığım liste daha yeni bitti ama ben de bittim.Üstelik çok sıcak ve Seçil sağolsun sürekli klimayı kapatıyo.Arkadasın dediğine göre sıcaktan zarar gelmezmişşşş....(Adamı böyle rezil ederim cümle aleme ) Halbuki bir bilsen beni ne hale koyuyorr....Alerjim dışavurum yaşıyo arkadas var mı ötesi...
Neyse....
Bu sıralar işler dediğim gibi bir hayli yoğun...Çok yoruluyorum.Kendimi final zamanında gibi hissediyorum hatta ve hatta o derece yani.. (FuVa Sen bilirsin bu sendromları :) )
Şu anda tek istediğim mutlu yuvamıza gidip kocama sarılarak Avrupa Yakası izlemek...Tabi yanında soğuk bişeyler de olsa fena olmaz...Mesela LİMONATA Nasıl fikir ama... :)
Ohh akşama yemek yapma derdim de yokk...
Son olarak hala buraya yorum bırakmayan terbiyesizler var!(Onlar kendini bilir!!!) YAZIN ARTIK!!!
Ana Fikrim :)
Küçük Bir Mola
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
