8 Ekim 2007 Pazartesi

Bu Yazımın Başlığı Küçük Bir Mola Olsun mu?


Zaman zaman gezindiğim bloglarda blog yazarlarının içlerinden hiç yazmak gelmediğini görüp hayret ederdim.Nasıl olabilir böyle birşey diye.Benim başıma da gelince anladım ne melem bişey olduğunu..Gerçekten kötü bir tecrübe...Aslında halen daha zorla yazıyorum ama mecbur hissettim kendimi artık.Arkadaslarımın bloglarını her gün mutlaka okuyorum ama bazen onlara bile yorum bırakmıyorum.Çünkü ne yazacağımı bilemiyorum;cümleleri toplayamıyorum vs...
Tabi biraz da rahatsızım bugünlerde sanırım onun da etkisi var. Perşembe ve Cuma gecesi böbreklerimdeki ağrıdan uyuyamadıktan sonra Cumartesi günü doktora gitmeye karar verdim.Çünkü artık hakikaten duramıyordum.Neyse gittim tahliller falan yapıldı.Neyse ki böbreklerimle ilgili bir problem yokmuş...Ama kadınların klasik bir ortak noktası;ayaklarımızı üşütünce ne olur? İ.Y.E (İ.Yolları Enfeksiyonu) yani bunu daha kibarca yazmak isterdim ama bulamadım bi türlü kusura bakmayın. :) Doktor ilaç yazdı;3 tane birisi antibiyotik sahurda iftarda ilaç alıyorum.Bi de akşam yatmadan. Bu arada belim üstüne vuran ağrıyı sıcak tutsun diye Kemocanım bana korsesini verdi o sıcacık tutuyo.Ama benim hala ağrım var :( Umarım bu ilaçlar bir an önce etksini gösterir de ben de bayrama böyle yamuk yumuk girmem;hiç tadım kalmadı çünkü....
Bu arada bişey farkettim.Bu sene ben çok sık hasta oldum.2007 bana bu açıdan pek şans getirmedi nedense. Abuk subuk haller çıkıyo bende halbuki ben normalde öyle zırt pırt hastalanan bi tip değilimdir.Bir kronik hastalığım migrenim vardır o ara sıra dertli eder ama geçer sonra...
Neyse bu kadar hastalık muhabbeti yeter...Yazmadığım günlerde ne yaptığıma bakacak olursak valla Ramazan işte iftarlara gittik geldik,evimizde oturduk yattık kalktık uyuduk.Ailecek mayışık durumdayız yani :) Kocacımla ben bayramdan sonra toparlanmayı düşünüyoruz :) Bu tatil fırsatını iyi değerlendirmek lazım geliyor :) Evimizde tembellik yapıcaz;zaten onun da pek keyfi olmaz heralde çünkü bu bayram Adana'ya gidemiyoruz diye çok üzüldü :( Annesini babasını göremeyecek diye çok mahzun canımın içi. ;( Onu öyle görünce ben de çok üzülüyorum ama elimden de bişey gelmiyo ki...Ama üzülmesin benim aşkım;kurban bayramında orada olucaz o da mutlu bir bayram geçirecek inşallah :) Hem belki o bayramı beklemeden kayınvalidecim de gelir de hasret giderirler arada :)
Bir de oturma odamın şeklini değiştirdim.Biraz garip oldu ama henüz gözümüz alımadı ondan olsa gerek.Olmadı yine eski haline döndürürüz artık napalım :)
Hepimizin Kadir Gecesi Mübarek olsun.Allah ettiğimiz bütün duaları kabul etsin inşallah :)
Eğer bayramdan önce yazma fırsatım olmazsa diye de ( çünkü gerçekten ağrım çok pek elim gitmiyor,işyerinde işimi bile zor yapıyorum ) hepinize sevdiklerinizle ailenizle mutlu,huzurlu,neşe dolu bir bayram geçirmenizi dilerim :) İyileşince görüşmek üzere...Herkese kucak dolusu sevgiler.....

2 Ekim 2007 Salı

SIKINTILI TAZE....

İşyerinde bir rehavet hakim...Karşı çaprazımda oturan arkadasım Funda Ramazan rehavetiyle işlere daha çok gömülmüş,karşı masamda oturan Fugu sürekli proje çizip koşturuyor, kahvedaşım Seçilim kah koşturuyo kah masasında oturup msn de yazışıyo.İçerki odadan ise Didocumun mouse un tık tık sesleri geliyo.Sanırım o da bloglar arası seyahatte... Herkes sessiz...Arada bir hareketleniyoruz ama mesela dün bilgisayara bakarken gözlerim kapandı :D Sonra da içim geçivermiş ayakta... Patroncum odaya geldiğinde bişey soruyodu ve ben de çipil çipil gözlerimi açıp kapayarak baktım kendisine....Neyse efenim demem o ki biz çok sessiziz bu aralar...Zaten siz de farketmişsinizdir Ramazan girdiğinden beri çenemin düşüklüğü azaldı fazla yazamıyorum da... Seçil'in deyimiyle sessizlik orucu da tutuyorum ben galiba... :) Lafı fazla uzatmayalım neler ettik haftasonu dökelim ortaya;ben biliyorum sabırsızlıkla beklersiniz siz şimdi :P Geçtiğimiz bir hafta boyunca zaten misafirim vardı bilindiği üzere...Efenim cumartesi de onları ağırladım ettim derken Pazar sabahı sahurdan sonra 06.30 civarı Adana'ya doğru yola çıktılar...Sonra biz Kobacanla bir uyumuşuz bir uyumuşuz 12.00 de kalktık öğlen.Ben hemen kalktım tabi çünkü ortanca Teyzoş dönmüştü Çanakkele'den ve ben onları iftara alacaktım. Yemek yapmam lazımdı sonuçta...Neyse zaten bir kalktım iftara kadar oturmadım.Bir ara annem de geldi sağolsun bana yardıma...Hallediverdik herşeyi çabucak...Menüde şunlar vardı; Kesme Çorbası (Hamurunu bile kendi ellerimle yaptım ve millet bayıldı zaten anında bitiverdi o gün hiç kalmadı ) ,Güveçte etli pilav (annecim sağolsun :) ), salatalıklı patates salatası, sosisli börekciklerim,karışık mevsim salata,yoğurtlu ıspanak ve de uyduruk tubik tatlısı :D Evet uyduruk çünkü gerçekten o gün tamamen uyduruk bir şekilde yaptım tatlıyı süper lezzetli bir tadı vardı..Böyle ağızda dağılan bir muzlu pasta gibi düşünün o derece yani...
Ee hani resimler diyosunu di mi? Haklısınız tabi;Tubikko mutfağa girer de marifetlerinin fotoğrafını çekmez mi? Çeker çekeeeer ama öte yandan da bilirsiniz ki Tubik biraz tembeldir;fotoğrafları bilgisayara atmamıştır o yüzden buraya koyamaz resimleri..Ama akşam aklıma gelirse koyucam....Söz bak valla...

Bugün ise canım abuk subuk şeyler çekerken ananemi aradım.( BEn böyle yemek olmadı mı ya da çok üşendiğimde ananeme yamanmayı pek severim de :P SAğolsun o zaten hiç geri çevirmez aç bırakmaz bizi oyy tontoşum) Meğersem akşama iftara davetliymişiz ananeme... Kardeşlerini iftara alıyomuş;teyzemler falan da orda olcakmış;sizi de bekliyoruz dedi...Zaten bir menü saydı off dedim zaten benim Kemocan ananemin yemeklerine hayır diyemez... Yarın akşam da arkadasıma davetliyiz iftara... Bu sene Ramazan Ramazan gibi geçiyo ohh yahu :)
Neyse işleri bitireyim de geçe kalmayayım..Hadi kolay gelsiiinnnn....

27 Eylül 2007 Perşembe

Tubik Uyku Gezegeninden Bildiriyor...


Günaydın kardeşlerim,ablalarım,abilerim,bacılarım,teyzeler ve amcalar!!! Şu elimde görmüş olduğunuz 6 adet pil 1ytl yalnızca bununla da kalmıyor bir de şu elimde görmüş olduğunuz pilot kalemi veriyoruz o da yetmiyor şu silgiyi de size hediye ediyoruz diye başlamayacağım tabi ki. Tamam trenle eve dönerken her dakika bir amca çıkıp bu cümleleri kuruyo ve ben bu konuda ciddi bir staj yapabilirim.Hatta işsiz falan kalırsam dilenci kadınlardan da bir sürü şey öğrendim...Sesimi bööyle acıklı acıklı yapıp Allah rızası için çocuğuma bir ekmek parası diye gezinirim.Ama sanırım bunun için öncelikle bir çocuk edinmem lazım...Acaba arkadaşlardan rica etsem çocuklarını ödünç veren olur mu?Çocuklarınızın haftalığını da vericem merak etmeyin.. Allah Allah yaa ne diyorum ben bir anda konudan feci şekilde sapıverdim...Ne diyorduk efendim? Heh hatırladım.Bir alt paragrafa buyrunuz esas konumuza geçiyoruz....
Anacım gözümden şıpır şıpır uyku damlıyor.Hatta kafamı masaya yapıştırmamak ve deriiinnn uykulara dalmamak için kendimi çok zor tutuyorum desem yeridir...Patrona yakalanma riski olmasa bir dakika dahi durmam duramam bünye izin vermez zaten kendimi frenlemeye..Velhasıl kelam işte bazı şeyleri ne kadar istesek de yapamıyoruz.Bunun için saat 12 yi beklemem gerekiyor.12.00-12.30 arası masamda siesta yapıyor olacağım çok süper olacak...Bir de üşüyorum ki sorma gitsin...Gelirken üstüme giydiğim hırka yetmedi bir de burdaki kalın yeleği geçirdim üstüme.Tamam mor rengin üstüne kahverengi biraz kıro bir görüntü yaratıyo ama hiç umrumda değil valla..Zaten millet gözlerimdeki uykusuzluğu görünce renk uyumsuzluğuna pek dikkat edemiyor dikkatleri dağılıyor gibi de geldi bana....
Heder oldum,sefil oldum ve artık deliksiz uyumak istiyorum...Gece sahur hazırlamak için kalkarken saatteki rakamı pano ölçüsü sandım zaten rüyamda da pano dizaynı yapıyodum :S Ne kadar çalışkan bir eleman olduğumu görüyorsunuz değil mi? Yani kim gece uykusunda bile çalışacak kadar fedakardır ki di mi ama.....
Yok yok bu böyle olmayacak.Gece arada uyanınca mahvoluyorum ben yaw...Düşünsenize uyumayı bu kadar çok seven bir insan için nasıldır bu durum...Zaten Kobacan sahurda güldürdü beni; tostunu yerken kafası tabağa doğru gidiyordu :D Ciddi ciddi uyku moduna geçti ve kafa düşmeye başladı...Allah'tan yarı yolda yakaladım da zavallı kocacığım masa tarafından darbe almaktan kurtuldu :D
İşte ben böyle bir hal içindeyim bu aralar. Hee bir de arada aksırıp tıksırıyorum... Hapşuruyorum..Sanırım Pazar günkü sultanahmet macerası ile vapurda üşüyerek çay içicem diye tutturuşumun bana vergileri ile geri dönüşüdür bu...Hey hattt Üstüne bir de üşütsem tam olcam yani...Aslında geçenlerde Seçil'e teklif etmedim değil;hafiften üşütmüş gel dedim yüzüme bir hapşuruver Allah rızası için, ben de rapor alıp 3-5 gün yatıverem evde diye ama yemedi...Halbuki ne güzel olacaktı;Oturma odasında battaniyelerimi alıp TV nin karşına yatacaktım;sıcka sıcak ıhlamur,çorba,sahlep,sıcak çikolata içip kocama naz yapacaktım. O da hastayım diye bana kıyamamyım her istediğimi yapardı ya da beki de yapmazdı ama yapardı yaa yazık değil mi bana? (Yapardın di mi? )
Ne olacak bu halim acaba bilmiyorum ki...Bak şimdi yine esnemeye başladım görüyor musun? Bir de gelmişler yan masada yok sabit kontak yok 4x2 yok bilmem ne bişeyler sayıklayıp duruyolar...Bir de bana soruyorlar Tubik Masif kontakla sabit kontağın ne farkı var diye...Ben ne bileyim kardeşim yahu, ben bu şirketin bilir kişisi miyim ki? Zaten uykumdan zorla uyanıp gelmişim...Bir de ağlamaklı olmuşum evden çıkmadan ben işe gitmek istemiyoruuuumm diye. Zaten tamamen karşıyım bu düzene.Sen 365 gün 6 saatlik zaman diliminde sadece 14 gün tatil yapabil..Kardeşim bu Kölelik yani başka da bişey değil....Çok doluyum bu konuda çookkk yani şimdi bir konuşmaya başlasam ohoooo bu yazı uzar gider...Ben en iyisi bu yazıyı burada keseyim ve özel sektör çalışan köle olarak işime gücüme geri döneyim.... Cuma yazısında görüşürük canlarrrrr....Tabi yazmaya mecalim olursa...Hoş hoş kalın,birbirinizi kızdırmayın,sevin tamam mı? çüüüüüüüüüüüzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz.................




25 Eylül 2007 Salı

6. Ay Dönümü,Vapur,Gülhane Parkı,Sultanahmet....

İşte geldim burdayım....Aslında dün yazacaktım ama resimsiz olmaz dedim bugüne bıraktım..Eee özlediniz mi bakim beni? :) Bunalımlı geçen geçtiğimiz haftanın ardından çok iyi hissediyorum kendimi..Çok mutluyum,huzurluyum...Umarım böyle devam eder bu ruh halim...Tek sorunum biraz uykusuz olmam ama olsun,en büyük sıkıntımız uykusuzluk olsun di mi ama :) Eveet işte geçen Pazar günümün özeti....
Pazar günü (23.09.2007 ) bizim evliliğimizin altıncı ay dönümüydü..Kobacan Cumadan bana seni gezmeye götüreyim Kadıköy'e demişti.Nostalji yapacaktık ama sabah kalkınca fikir değiştirip Sultanahmet'e gitmeye karar verdik. Hani hazır Ramazan ayı da mevcudiyetini korurken bakalım nasıl oluyormuş diye...Bindik trene indik Haydarpaşa'ya koştuk hemen motora atladık :)

Ben tabi biraz çılgın bi kişilik olduğumdan tutturdum yukarda oturucam diye bu resmi çektirirken yedim boğaz ayazını dondummm :)

Sonra Eminönün'ne yanaşırken bu gemiyi gördük...Kız sen ne süslü şeysin öyle bayıldım valla :)

Sonra Eminönü'den yürüdük yukarı doğru,saat daha erken olduğu için Gülhane PArkı'na girdik. Geçen sefer sonu nereye çıkıyor görememiştik bu sefer öbür ucuna kadar yürüdük.Sanırım Sarayburnu idi orası...


İşte bu yolu yürüdük :) Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkındaaaaaaaa.... :) Orda bi adama at kestanelerini topluyordu.Kocamanlar ama bir görseniz.Ben dedim ki soralım çünkü bildiğim kadarıyla yenmiyor. Meğersem onu kaynatıp içince şeker hastalarına iyi geliyormuş.Bir şey daha öğrendim bak görüyo musun...




Gülhane Parkı'nda minyatür bir Galata Kulesi vardı. Kemocanım beni Galata Kulesi yerine bununla kandırdı gel resmini çekeyim diye....Ben de onunkini çektim tabi :)



Sonra Yerebatan SArnıcı'na girdik...Rezil İstanbul'lu ben daha hayatımda ilk defa girdim...Çok büyüleyici bir havası vardı..Ama her dakika da gidilmez yeter bi kere;klostrofobik olurum sonra :P




Ordan çıktık Sultanahmet Meydanı'na gittik.CAminin ordaki sıra sıra banklarda oturup dinlendik.Yoldan geçen turistler hakkında yorum yaptıkk (Ay ne ayıp cık cık cık ) :)




Sonra iftar saatine doğru önce ne yiyeceğimize karar verdik ve yemeklerimizi alıp piknik moduna geçtik :) O kadar kalabalıktı ki anlatamam.....

Burda bizim Kobcan artık iftar olsun diye bekliyor...Zavallı kocacım çok acıktı,ama haklı çook yürüdük....


Şekilde görüldüğü gibi ben burda donuyorum :) Ama ciddi soğuk vardı hatta iftardan sonra yemek yediğim için ciddi ciddi titremeye başladım...Sonra Kemocanım bana sahlep ısmarladı.. Off çok güzeldiiii....Ondan sonra nargile içecekti ama çok kalabalık olduğu için gitmeye karar verdik.ÇAyımızı da vapurda içeriz dedik ....



Sonra Osmanlı macunlarımızı aldık..Kemo yiyemedi çok geldi ona ben de kendiminkini bitirdim onunkinden de azıcık yedim ama yemesem iyimiş.Fazlaca yoğun bişey midem bulandı Kobacan bana güldü :) SonraTramvaya bindik,Eminönü'nden vapura...Vapurda dışarda oturduk;dona dona çayımızı içtik....(Nihayet bu keyfi yaşadım ) Manzarayı seyrede seyrede Kadıköy'e geçtik.Sonra evimize ulaştık...
Eve geldiğimizde soğuktan kıpkırmızı olmuştum ve de başım felaket ağrıyordu.Eh tabi o kadar soğuğu yersen olacağı bu Tubik migrenin tutar.Ama olsun değerdi;çünkü çok güzel bir gün geçirdik ikimiz için de iyi oldu..Tabi bu yorucu günün sonunda kafamı sıkı sıkı sarıp saat 21.35 civarı kendimi yatağa attım ve huzurlu bir şekilde uykuya daldımmmmm..Artık kendimi iyi hissediyorum...
Herkese iyi bir hafta dilerim....







21 Eylül 2007 Cuma

Haftanın Sonu Yazısı....



Benim günüm canım günüm...Bu akşam eve gidicem,iftardan sonra elime çayımı alıp keyfimi çatıcam...Hatırla Sevgili'yi izleyeceğim...Geç yatıp geç kalkıcam kendime bir jest yapıcam...Sonra kalkınca kuaföre gidp saçlarımı kesitiricem çok kırıldılar..Sonra kocacım beni Pazar günü gesmeye götürücek;Kadıköy'e gidicez, birlikteliğimizin ilk zamanlarındaki gibi...Sahi biz ilk buluştuğumda da Ramazandı :) ... Sonra belki sinemaya gideriz.. Modada yürürüz,hava güzel olursa belki akşam da oralarda oluruz...Yani biraz nostalji yaparız.Elimi ilk tuttuğu sokaktan geçer;sahil boyuna uzanırız...
Bütün Hafta boyunca bunalım takıldığımın farkındayım;ama bu haftasonunu iyi bir şekilde geçirip kendime gelmiş olarak dönmeyi umuyorum...Pazartesi neşeli Tubikko olarak dönmek umuduyla şimdilik hoşçakalın...Hepinize iyi haftasonları dilerim canlarım....

20 Eylül 2007 Perşembe

SIKILMAK ÜSTÜNE....




O kadar bıkkın bir hal içindeyim ki,kendimden çok sıkıldım..O kadar ki Sıkılmak nedir diye google da arattırdım o derece yani. Ve İtü Sözlük'te şimdi yazacağım bir kaç tanımı gördüm ve bir anda hayatın anlamını bulmuş gibi oldum. Yani içinde bulunduğum durum daha iyi anlatılabilir miydi bilemiyorum ben...Buyrun tanımlamalar...



** 2 farklı çeşitte gerçekleşebilen eylemdir. birincisi kısa sürelidir. anlık sıkıntıdır. yapacak birşey bulamadığınız için sıkılırsınız, oturmaktan sıkılırsınız, internetten sıkılırsınız vs. bunu aşmak kolaydır. en kötü ihtimalde yatıp uyursunuz, ertesi güne geçmiş olacaktır. ikincisi ise, hayattan sıkılmaktır. bu çok daha genel bir durumdur ve bu sıkıntı ciddi bir sıkıntıdır. yaptığınız hiçbir şey size artık zevk vermiyordur. her gün, bir öncekinden farksızdır ve en kötüsü, ertesi günün de farksız olacağını düşünmektir. bu düşünce insanın tamamıyla kontrol edebileceği bir şey değildir. sıkılmamak istersiniz, 5-6 tane sinema bileti alırsınız, arkadaşlarınızla planlar yaparsınız, ancak nafile, yalnız kaldığınız anda sıkıntınız tekrar sizi yakalar. geçecek diye beklersiniz, geçmez. haftalar, aylar bu şekilde geçer, elinizden bir şey gelmez. kendinizi okula verirsiniz, işe verirsiniz, ailenize verirsiniz, sonra karşıdan bir bakarsınız ki sıkıntıyı hissetmemek için makineleşmişsiniz. bu sizi daha da sıkar, boğar. kendinizi bir çark gibi yaşarken gördüğünüz için hayat size daha b..ktan gelmeye başlar. hayatınızın sonuna kadar bu şekilde yaşayacağınızı düşünürsünüz. bunun farkına vardığınız zaman, önünüzdeki 30-40 yılın sıkıntısını bir anda hissedersiniz, ve bu çok b..ktan bir durumdur. böyle anlarda ne yapılması gerektiği bilinmez. bu düşüncenin değişip değişmeyeceği de muallaktadır. kendinizi bırakır, zamanın geçmesini, hayatın akışının değişmesini beklersiniz. sonra bir an hayatın güzelleştiğini sanıp yanılgıya düşersiniz. bir kaç aya kalmaz, gerçeklerin farkına varır, tekrar çökersiniz. tam olarak anladığınız tek bir şey vardır ki, o da hayatın daima bu şekilde bir döngüyle ilerleyip, bu şekilde sona ereceğidir.



** Bir sürü duygu karmaşası içinde çığlık atmak isteyip atamamak, kıyılarda yürümeye çalışırken düşmek istemek, kendini tüm kalabalığın içinde yanlız hissetmek ve bu koca dünyaya sığamadığı düşünmenin tek bir kelimeyle ifade edilmiş şekli.



** bazen hiçbir sebep yokken kişinin kendinden etrafındakı herkesten uzaklaşarak bir yeter moduna girmesi. napıcağını bilememe hadisesi. periyodik aralıklarla off dedirtir.böyle anlarda hayatın anlamını sorgulamak çok gereksiz. sıkılmış bünyede ani depresyona yol açabilir.. korkulasıdır .bu saatte de depresyon falan hiç çekilesi değil. off yine sıkıldım bak..



** Bazı şeylere bünyenin dur demek istemesi sonucu verdiği tepki. Dışavurum bi bakıma,yorulmak...Sürekli akla getirildiği,farkedildiği takdirde bunalıma sürükler.Uzak durulmalı,ruha ''ne kadar da eğleniyorum,hayat ne güzel,çiçekler böcekler ne güzel'' hissi yaratılmalıdır... Anlaşılsa dahi çaktırılmamalıdır yani!


Bu ruh hali Sonbahardan dolayı mı diye düşünüyorum ama ben Sonbaharı çok severim.Hatta şimdi vapurla gezmek zamanı,Kadıkö'de el ele dolaşıp aniden bir filme gitmeye karar vermek,dondurma diye tutturmak,üşüyünce kocaya sarılmak zamanı...Yorgun argın ama mutlu bir şekilde eve gelip,huzur içinde uyumak...Sevdiklerinle keyifli anlar geçirmek vakti kış gelip çatmadan.... Ama öyle ağır ki ruhum; sanki her yanından iplerle bağlanmış da derin kuyulara çekiliyormuşum gibi....Biliyorum bu hal de geçecek;güzel şeyler olunca ben bunu unutucam ama o kadar rutin ki herşey şu anda gerçekten boğuluyormuş gibi oluyorum..Ellerimde her zaman panoma yazarken olan heyecan bile eksik..Zorla gidiyor satırlar sanki...


Bu rutinde kendime bir hava boşluğu yaratmam lazım;nefes almak için...Ama nasıl???

19 Eylül 2007 Çarşamba

CANIM NE İSTİYOR....

Şu anda yukarıda resmini görmüş olduğunuz hamakta sallanıp,



bu resimde gördüğünüz sıcak böğürtlen soslu dondurmadan yiyip,Sepetçioğlu kitabı okumak ve de akşama evimde Avrupa Yakası'nın yeni sezonunu izlemek istiyor :)


Dondurma çok uzaklarda Polonya'da kaldığı için sanırım yiyemem, hamak da teyzemin Saroz'daki evinin bahçesinde olduğu için haliyle biraz uzakta kalıyor :P


Ben en iyisi mi akşama gidip Avrupa Yakası'nı seyredeyim.Ama önce iftar için yiyecek bişeyler düşünmem lazım... Offf offf başladım yine tembelliğe... Yani bu kadar yetenekli bir aşçı olup da ondan sonra böyle yemek yapmaya üşenmek ayıp değil mi yahu :P (Ananeme mi gitsek napsak ki :D )


Ay şirkette elektrikler gitti yine; saat 5,5 olsun çıkalım gidelim evimize.(Ramazanda 17.30 da çkıyoruz.)

Ben şimdi farkettim ki can sıkıntısından saçmalamaya başladım en iyisi bu post burda bitsin. Yoksa ciddiyetsiz yönümü sergilemem içten bile değil....