18 Nisan 2012 Çarşamba

IŞIK DURU ILE HAYAT

Canakkale'deyiz...Eceabat'ta deniz kenarinda az sekerli sabah kahvemi yudumluyorum.Dun pastanenin orada gordugum insanlarla iki laf etmeye calisan yasli amcayla ilgili bir iki satir yazasim var.Icime dokunmus onun kimsesizligi.Oturabilir miyim diye soruyor fakat bos koltuga ragmen yer yok diyorlar.Ellerini arkasina baglayip sessizce uzaklasiyor.uzuluyirum; ne zaman bu kadar uzaklastik insanligimizdan BİZ? Ya da insanlar hep mi boyleydi
?Mayis 2011 den beri yazmamisim buraya.Neredeyse bir yil olmus.Duru'nun gelis hikayesini yazmaya niyetlenip yarim kalmis hevesim.Simdi 6.5 aylik olmus minigim.Bundan sonra kagidi kalemi alsam elime kizim bir 30 yil sonra okur mu bu satirlari???

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Yeniden....

Olmayan zaman hicbir zaman olmayacak anlaşılan... Yeniden ele almak gerek kalemi... Bu sefer yeni bir hikayeyle, mutlu bir yolculukla ustelik....
Cok yakında.....

30 Temmuz 2010 Cuma

İSTANBUL'A...

Tenimde sabah güneşi, saçlarımda Boğaz'ın rüzgarı, denizin orta yerinde, vapurun en tepesinde, kulağımda çok sevdiğim bir ezgi... Yarım şekerli keyif çayım ve ben... Ne kadar uyumlu bir çift olduk şu manzaraya karşı...
Akşamları vapurun peşinden çığlık çığlığa gelsin diye yalvardığım ama gelmeyen martılar sabah açlığından olsa gerek Haydarpaşa'nın çıkışına kadar yolcu ediyorlar beni kocaman kanatlarıyla... El sallıyorum onlara; yarın yine görüşürüz...
Biliyorum başka hiçbir şehir yaratamaz bu duyguyu bende.. Hiçbir başka ülkede yok bu tılsım... Sırf seninle yaşıyoruz diye sunmuyor musun bunca sıkıntıyı bize be İstanbul?
Sadist mazoşist bir ilişki oluşmuş aramızda... Sen can yakmaktan hoşlanıyorsun; bizse senin tarafından acıtılmaktan ... Ama o kadar nefes kesici oluyorsun ki zaman zaman, değer sana be güzelim... Sırf insanı sarhoş eden bu rüzgarın için bile değer sana..
Çok zorlanıyorum bazen.. Kendimi tanımlamakta, yakınlarıma kendimi anlatmaya çalışmakta.. En zoru da ne biliyor musun? Zaman zaman içindeki coşkuyu, aşkı, hüznü, siniri karşındakine ne kadar istesen de anlatamıyorsun... Bazen senin çocuk gibi heyecanlanarak paylaştığın şeylere insanlar öyle boş gözlerle bakıyorlar ki pırıltını söndürüyorlar...
Seni bir de bunun için seviyorum.. Sözcüklere ihtiyacım yok sana içimdekileri anlatmak için... Yüreğimdekileri rüzgara bıraktığım an ruhumu okuyorsun sen benim...

22 Temmuz 2010 Perşembe

Geri Dönüş

Yeniden başlamak gerek artık...

Kelimelerle barışmak, mesafeyi kapamak ve galiba daha fazla hasret bırakmamak...

Çok yakında yazılarımla dönüyorum... Yeter bu kadar mola.

10 Aralık 2009 Perşembe

Geride Bırakırken...



''Evet kesinlikle buralara ait değilsin. Ellerinde ki çizgiler bile buna işaret. Hatta bir kahraman olsaydın eğer, kesinlikle çizmeli kedi olmalıydın. Kahraman denildiğinde genellikle akıllara, onların simgesi olan bir silah geliyor. Ama senın kalbin hala o kadar sevgi dolu ki, en büyük silahın dobra sözlerin ve zekan olacaktır. Hayalperest olmasaydın nasıl olacaktın ki bugünkü kadar 'Tuğba'.Seni diğerlerinden farklı yapan bişeyler olduğunu o kadar iyi biliyorsun ki, bunun hayatına yansıması kitaplarda ki kadar mucizevi. Lodostan uzak, güneşli, hayal dolu zamanlar janım..''



O kadar uzun zaman oldu ki blogumu açmayalı. O kadar garip şeylerle mücadele eder olduk ki sırf adı hayat diye ve öyle çok sınandık ki yukarıda bir yerlerde varlığına tüm yüreğimle inandığım yüce güç tarafından....

Bugün ne var ne yok diye sayfamı açtığımda son yazım hayalperest'e bir kardeş ve gerçek bir dost tarafından gelen bu yorumu okudum ve diken diken oldu tüylerim...Hatta sıkça kendi kız kardeşime benzettiğim ve çok ortak noktalarını gördüğüm bir dost bu...


Bunca zorluğun arasında bir kahraman olarak görülmek ve diğerlerinden farklı kılan bir ışığın olduğunun düşünülmesi öyle garip ki...


Çoğu zaman dışarıdan bakamıyoruz kendimize... Zaman zaman birisi gelip öyle birşey söylüyor ki size hayalini kurduğunuz olmak istediğiniz kişinin aslında şu anki halinizden o kadar da uzak olmadığını görüyorsunuz.Bu donuk şaşkınlık anı keyif bile veriyor size...


Kendini anlatmaya çokça çabalamadan anlaşılabilmek kadar güzel bir duygu var mı acaba bu hayatta...Çünkü ben sıklıkla mücadele halindeyim neler hissettiğimi anlatmaya çabalarken.


Şimdi bugünlerde, bir yıl biterken yine karmakarışık olduk... Çok umutlarla başladığımız iyi olmasını dilediğimiz bu yıl çok da keyif vermedi bize... Hatta çoğu zaman kötü geçti. Ayrılıklar, hasretin en koyusu, sıkıntılar, imkansızlıklar üzüntüler derken hiçbişey anlamadık yaşadığımızdan... Yeni yıla işsiz ve moralsiz girmiştim geçen yıl. Sanki yeni yıla nasıl girersen öyle geçermiş yıl lafını doğrularcasına bu yıl biterken yine işsizim. Tıpkı geçen yıl bu zamanlarda olduğu gibi...Bu yüzden bu yılın bir an önce bitip gitmesini, hayatımızdaki bu sayfanın kapanmasını istiyorum. Bu kötü geçmiş yılı kapatıp önümüzdeki tertemiz mutlu zamana bakmak istiyorum...Bütün gönlümle de inanmayı gelen zamanın iyi olduğuna...


Şimdilerde 10 aydır ikinci evim haline gelmiş işyerimi bırakıp giderken en çok canımı acıtan ise kazandığım dostlukları, arkadaşlıkları, dert ortaklıklarını geride bırakıyor olmam... Yeni gittiğim yer nasıl bir yer olacak bilmiyorum.Zaten henüz ortada öyle bir yer bile yok. İş her zaman bulunur ama buradaki gibi yakınlığı bir daha bulabilir miyim bilmiyorum. Okuduğunuzu biliyorum ve sizi ne kadar çok sevdiğimi bilmenizi de istiyorum... Benim için ayrı ayrı o kadar değerlisiniz ki... Ve sırf bu yüzden öyle çok içime akıyor ki yaşlarım.Kimseyi üzmemek adına gülsem de, neşeli görünsem de öyle zor ki sizleri bırakıp gitmek... Ama sırf bu macera burada bitiyor diye sizleri tamamen bırakıp gitmek gibi bir niyetim yok. Yine olacağız birbirimizin hayatında ve yine sihirli dokunuşlar yapacağız birbirimize uzakta olsak bile...


Sizi çok sevdiğimi sakın unutmayın tamam mı????

23 Ekim 2009 Cuma

HayalPerest

Şu sıralar yapmayı istediğim tek birşey var. Elime Alacakaranlık Serisi'nin kitaplarını almak ve hepsi bitene kadar kendimi tüm dünyadan soyutlamak. Hatta mümkünse olayın içine dahil olmak istiyorum.Kitabın kahramanlarından biri olmak istiyorum. Kitap o kadar mükemmel ve sürükleyici ki Bella ve Edward'ın aşkına adeta bayıldım. O kadar hoşuma gidiyor ki onların arasındaki tutku ve aşk, kendimi okumaktan alamıyorum.

Aslında kitapların bende bıraktığı bu hissi çok severim.Yani elimden bırakamamayı,saatlerce okumayı, uykumun kaçıp sabahlara kadar uykusuz kalmak pahasına o kitabı bitirmeyi. Kitap tutkunları bilirler; hani çok sevdiğin bir kitabı okurken hem deli gibi bitsin istersin hikayenin sonunu öğrenmek için hem de asla bitmesin istersin. Çünkü o kitap bittiğinde onu okurken yaşadığın heyecan da bıçak gibi kesilip gidecektir. Çok uzun zamandır bu şekilde okumamıştım bir kitabı. Bu beni gerçekten ciddi şekilde etkiliyor ve çok heyecanlanıyorum.Çocukluğuma dönüyorum. Ranzanın üst katında akşam yatmadan elime aldığım kitap sabahın ilk ışıklarıyla biterdi ve ben şaşar kalırdım zamanın bu denli çabuk geçişine...

Biliyorum ben bir hayalperestim. Hatta bir sır vereyim mi zaman zaman bu dünyaya ait olmadığımı düşünüyorum. Yani sanki içimde gizli bir yerlerde başka birşeyim. Mesela belki bir süper kahraman belki uzaydan kaçıp gelmiş bir uzaylı belki de mistik güçleri olan biri. Farklı hissediyorum işte kendimi. Olmak istediğim için değil öyle olageldiği için böyle garip bir duygu yaşıyorum bazen... Belki de bu yüzden fantastik ve doğaüstü güçlerle ilgili olan filmlere ve kitaplara merakım. Belki de bu yüzden soluksuz bir nefeste okuyorum,izliyorum kim bilebilir ki? :)))

Garip işte... Seviyorum böyle olmayı.Hayal kurmaktan çok hoşlanırım, tahmin edemeyeceğin kadar çok hem de. Bu hayalperest hallerime gülenler de oluyor ama hiç umrumda değil. Ben çok mutluyum hayallerimle. Onlar olmadığında hayat çok yavan kalıyor. Hayal kurarken başka bir boyuta geçiyorum ve o boyut beni beni çok mutlu ediyor. Hep orada kalmak istiyorum. O hayal boyutu hiç kapanmasın istiyorum hayatın.Çünkü orada herşey çok güzel,hep dilediğim gibi...

Şimdi ben işlerimin bitip bir an önce akşam olmasını bekleyeceğim. Bu gece de uykusuz kalmak pahasına bitirmem gereken bir kitap var. Bitirmeliyim ki yeni kitaba geçeyim değil mi?

Herkese iyi bir haftasonu diliyorum.Benim haftasonu yarın akşamdan itibaren başlayacak. Ne yazık kı bu hafta çalıştığım cumartesi..Size iyi dinlenceler...

16 Ekim 2009 Cuma

DUYURU :)))

BU AKŞAM 20:00 DA KANAL 1 EKRANLARINDA BENİM KOBACAN YARIŞACAK KELİME OYUNU YARIŞMASINDA... 4. YARIŞMACI KENDİSİDİR. KİMDİR BU KOBACAN DİYE MERAK EDENLER İZLESİN :)))