Şu sıralar yapmayı istediğim tek birşey var. Elime Alacakaranlık Serisi'nin kitaplarını almak ve hepsi bitene kadar kendimi tüm dünyadan soyutlamak. Hatta mümkünse olayın içine dahil olmak istiyorum.Kitabın kahramanlarından biri olmak istiyorum. Kitap o kadar mükemmel ve sürükleyici ki Bella ve Edward'ın aşkına adeta bayıldım. O kadar hoşuma gidiyor ki onların arasındaki tutku ve aşk, kendimi okumaktan alamıyorum.
Aslında kitapların bende bıraktığı bu hissi çok severim.Yani elimden bırakamamayı,saatlerce okumayı, uykumun kaçıp sabahlara kadar uykusuz kalmak pahasına o kitabı bitirmeyi. Kitap tutkunları bilirler; hani çok sevdiğin bir kitabı okurken hem deli gibi bitsin istersin hikayenin sonunu öğrenmek için hem de asla bitmesin istersin. Çünkü o kitap bittiğinde onu okurken yaşadığın heyecan da bıçak gibi kesilip gidecektir. Çok uzun zamandır bu şekilde okumamıştım bir kitabı. Bu beni gerçekten ciddi şekilde etkiliyor ve çok heyecanlanıyorum.Çocukluğuma dönüyorum. Ranzanın üst katında akşam yatmadan elime aldığım kitap sabahın ilk ışıklarıyla biterdi ve ben şaşar kalırdım zamanın bu denli çabuk geçişine...
Biliyorum ben bir hayalperestim. Hatta bir sır vereyim mi zaman zaman bu dünyaya ait olmadığımı düşünüyorum. Yani sanki içimde gizli bir yerlerde başka birşeyim. Mesela belki bir süper kahraman belki uzaydan kaçıp gelmiş bir uzaylı belki de mistik güçleri olan biri. Farklı hissediyorum işte kendimi. Olmak istediğim için değil öyle olageldiği için böyle garip bir duygu yaşıyorum bazen... Belki de bu yüzden fantastik ve doğaüstü güçlerle ilgili olan filmlere ve kitaplara merakım. Belki de bu yüzden soluksuz bir nefeste okuyorum,izliyorum kim bilebilir ki? :)))
Garip işte... Seviyorum böyle olmayı.Hayal kurmaktan çok hoşlanırım, tahmin edemeyeceğin kadar çok hem de. Bu hayalperest hallerime gülenler de oluyor ama hiç umrumda değil. Ben çok mutluyum hayallerimle. Onlar olmadığında hayat çok yavan kalıyor. Hayal kurarken başka bir boyuta geçiyorum ve o boyut beni beni çok mutlu ediyor. Hep orada kalmak istiyorum. O hayal boyutu hiç kapanmasın istiyorum hayatın.Çünkü orada herşey çok güzel,hep dilediğim gibi...
Şimdi ben işlerimin bitip bir an önce akşam olmasını bekleyeceğim. Bu gece de uykusuz kalmak pahasına bitirmem gereken bir kitap var. Bitirmeliyim ki yeni kitaba geçeyim değil mi?
Herkese iyi bir haftasonu diliyorum.Benim haftasonu yarın akşamdan itibaren başlayacak. Ne yazık kı bu hafta çalıştığım cumartesi..Size iyi dinlenceler...
23 Ekim 2009 Cuma
16 Ekim 2009 Cuma
DUYURU :)))
BU AKŞAM 20:00 DA KANAL 1 EKRANLARINDA BENİM KOBACAN YARIŞACAK KELİME OYUNU YARIŞMASINDA... 4. YARIŞMACI KENDİSİDİR. KİMDİR BU KOBACAN DİYE MERAK EDENLER İZLESİN :)))
05 Ekim 2009 Pazartesi
İşte böyle bu sıralar...
Biliyorum bir süredir yokum....Sizi hayalimle baş başa bırakıp kayboldum yine ortalıktan.
Ama buralardayım merak etmeyin ve iyiyim de...Sadece işlerim çok yoğun ve ben beyin olarak o kadar dağılmış bir durumdayım ki hiçbirşey yapamıyorum. Ne kendime vakit ayırabiliyorum,ne evimle ilgilenebiliyorum ne de spor yapabiliyorum.Bütün gün işyerinde bilgisayar başında oturduğum yetmezmiş gibi bir de eve gelip akşam yemeğini yedikten sonra televizyonun karşısında koltukta uyuyup kalıyorum.Evde de hareket edeyim diye aldığım ve oturma odamın baş köşesine koyduğum twist & shape süs bitkisi gibi takılıyor. Bundan hiç hoşlanmıyorum ama çaba da göstermiyorum.Kendimi iyi bir motive edip tekrardan adım atmaya başlasam iyi olacak. Bu yağmurlu günlerde ortalığı sel götürürken dışarıda yürüyemiyor olabilirim ama evde imkanım varken tutup da spor salonuna da para vermek saçma olur öyle değil mi :)
Birşeyleri değiştirmek istiyorum artık.Hayallerime ulaşmak bazı şeylerin sıkıntısını duymadan yaşamak. Kötü niyetli insanlardan onların karmaşık duygularından uzaklaşıp huzur içinde olmak. Beni en çok ne tüketiyor biliyor musunuz yani en çok enerjimi ne çalıyor.Sürekli şikayet eden,hayatlarındaki hiçbirşeyden memnun olmayan insanlar.Baktığınız zaman hayatlarında o kadar pürüz olmayan aksine çoğumuza göre iyi standartlarda yaşayan insanlar bunlar üstelik. Ama yine de şikayet edecek birşeyleri mutlaka oluyor ve biliyorsunuz ki bu onların yaşam şekli haline gelmiş artık ve vazgeçemezler. Eskiden ben de öyleydim.Olmayacak şeyleri kafaya takar üzülür sıkılırdım. Artık ufak ayrıntılara takılıp üzülmemeyi öğrendim galiba.
Herneyse... Bir takım şeyleri değiştirmeye başladım artık. Bazı konularda kendi kararsızlıklarımdan sıyrılıp cesaret göstermeye. Mesela en basitinden iki haftadır içimde taşıdığım saçımı kısa kestirmearzusunu korkumu yenip cesaretimi toplayarak gerçekleştirmeyi başardım. Sonuç ne mi ? Saçlarım şu an küt ve kıvır kıvır :) Hem değişik bir şekli oldu hem de sağlıklarına kavuştular. Ve ben bu hallerinden inanılmaz hoşnutum,aldığım tepkiler de cabası :) Herkesler beğendi mutlu oldum.
Bekliyorum bugünlerde...Güzel haberler gelmesini iyi şeyler olmasını..
Aaaa bu arada sizlere de söylemesem olmaz,benim Kobacan Kanal 1'de yayınlanan Kelime Oyunu yarışmasına katılıyor. :) Ben onun yerine özgeçmişini yollamıştım.O bana o kadar kişi başvuruyor beni mi çağıracaklar demişti ama çağırdılar işte. Bugün saat 15:00 te çekime çağırmışlar. Gidecek yarışacak bakalım. Hem çok keyifli bir yarışma hem de tutup finale kalabilirse ve para ödülünü alırsa da hiç fena olmaz yani :))) Ben size yayınlanacağı günü de bildiririm izlersiniz kocamı :)))
Şimdilik bizden haberler böyle...Ben biraz kendimi hala yola koyayım da yeniden yazarım ...
Ama buralardayım merak etmeyin ve iyiyim de...Sadece işlerim çok yoğun ve ben beyin olarak o kadar dağılmış bir durumdayım ki hiçbirşey yapamıyorum. Ne kendime vakit ayırabiliyorum,ne evimle ilgilenebiliyorum ne de spor yapabiliyorum.Bütün gün işyerinde bilgisayar başında oturduğum yetmezmiş gibi bir de eve gelip akşam yemeğini yedikten sonra televizyonun karşısında koltukta uyuyup kalıyorum.Evde de hareket edeyim diye aldığım ve oturma odamın baş köşesine koyduğum twist & shape süs bitkisi gibi takılıyor. Bundan hiç hoşlanmıyorum ama çaba da göstermiyorum.Kendimi iyi bir motive edip tekrardan adım atmaya başlasam iyi olacak. Bu yağmurlu günlerde ortalığı sel götürürken dışarıda yürüyemiyor olabilirim ama evde imkanım varken tutup da spor salonuna da para vermek saçma olur öyle değil mi :)
Birşeyleri değiştirmek istiyorum artık.Hayallerime ulaşmak bazı şeylerin sıkıntısını duymadan yaşamak. Kötü niyetli insanlardan onların karmaşık duygularından uzaklaşıp huzur içinde olmak. Beni en çok ne tüketiyor biliyor musunuz yani en çok enerjimi ne çalıyor.Sürekli şikayet eden,hayatlarındaki hiçbirşeyden memnun olmayan insanlar.Baktığınız zaman hayatlarında o kadar pürüz olmayan aksine çoğumuza göre iyi standartlarda yaşayan insanlar bunlar üstelik. Ama yine de şikayet edecek birşeyleri mutlaka oluyor ve biliyorsunuz ki bu onların yaşam şekli haline gelmiş artık ve vazgeçemezler. Eskiden ben de öyleydim.Olmayacak şeyleri kafaya takar üzülür sıkılırdım. Artık ufak ayrıntılara takılıp üzülmemeyi öğrendim galiba.
Herneyse... Bir takım şeyleri değiştirmeye başladım artık. Bazı konularda kendi kararsızlıklarımdan sıyrılıp cesaret göstermeye. Mesela en basitinden iki haftadır içimde taşıdığım saçımı kısa kestirmearzusunu korkumu yenip cesaretimi toplayarak gerçekleştirmeyi başardım. Sonuç ne mi ? Saçlarım şu an küt ve kıvır kıvır :) Hem değişik bir şekli oldu hem de sağlıklarına kavuştular. Ve ben bu hallerinden inanılmaz hoşnutum,aldığım tepkiler de cabası :) Herkesler beğendi mutlu oldum.
Bekliyorum bugünlerde...Güzel haberler gelmesini iyi şeyler olmasını..
Aaaa bu arada sizlere de söylemesem olmaz,benim Kobacan Kanal 1'de yayınlanan Kelime Oyunu yarışmasına katılıyor. :) Ben onun yerine özgeçmişini yollamıştım.O bana o kadar kişi başvuruyor beni mi çağıracaklar demişti ama çağırdılar işte. Bugün saat 15:00 te çekime çağırmışlar. Gidecek yarışacak bakalım. Hem çok keyifli bir yarışma hem de tutup finale kalabilirse ve para ödülünü alırsa da hiç fena olmaz yani :))) Ben size yayınlanacağı günü de bildiririm izlersiniz kocamı :)))
Şimdilik bizden haberler böyle...Ben biraz kendimi hala yola koyayım da yeniden yazarım ...
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
Duyuru,
farkına varmak,
güzel düşler,
küçük bir mutluluk:)
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Hayal

İçin öyle sıkılır kimse bilmez neyin var sen bile
Olup bitenleri seyredersin öylece
Yalnızsındır kalabalıklar içinde kim daha iyi bilir ki
Bir ses vardır çözer herşeyi yasaktır duyamazsın
Bazen kendi gölgene basar sendelersin ıssız sokaklarda
Bir karayel eser üşütür yalnızlığını yüzüne vurur
Çıkar gelir pişmanlıklar en zayıf anında
Boğazında yıllanır bir düğüm
UMRUNDA MI ZAMANIN SENİN KÜSKÜNLÜĞÜN...
..........................
Bugünlerde bu şarkının sözleri gibiyim aynı.Sıkıntılı,kalabalıklar içinde yalnız,küskün...
Herşeye ve herkese dargın..Kaçıp gitmek istiyorum herkesten yanımda bir tek kişi olsun.O da kendini biliyor ya zaten.
Hayalim şu bu sıralar: Ege'de bir sahil kasabasında yaşamak,küçük bir lokanta işletmek deniz kıyısında Ege yeşillikleri ile tadından yenmez zeytinyağlılar,mezeler yapmak,denizden teknemizle tuttuğumuz taptaze balıkları servis etmek insanlara. Ve bizim mekandan ayrılırlarken yüzlerindeki memnuniyet ifadelerini görerek yaptığım işin keyfinin ikiye katlanması.
Herşeyi toparlayıp lokantayı kapamadan önce sevgiliyle karşılıklı birer yorgunluk kahvesi içmek ve sonra el ele bahçeli,yeşillikler arasındaki evimizin yolunu tutmak... Bütün bunları yaparken üzerimde uzun askılı uçuşan bir elbise olsun,ayaklarımda sandaletlerim ve saçlarım şimdikinden biraz daha uzun belime gelsin ve uçuşsun rüzgarda. Üçüncü çocuğumuza hamile olayım hatta, ilk ikisi zaten ikiz doğmuş olsun bir kız bir erkek... Öyle mutlu olalım ki biz gören herkes gıpta ile bakıyor olsun basit ama güzel hayatımıza.Ama gözleri kalmasın,onlar da mutlu olabilsinler en az bizim kadar. Zaten herkes mutlu olsun isterim ben.
O kadar sıkıldım ki bu şehre ve bu şehirde yaşayan insanlara dair herşeyden; kaçıp gitmek istiyorum bu sıralar... O sakin hayalini kurduğum kıyı kasabasına.VE bu hayal o kadar güçlü ki bu sıralar, sanki o kuvveti bulabilsem kendimde o cesareti edinebilsem bir yerlerden bugün kalkıp gideceğim hayalimin içine. Ama şimdi öyle arzulanan ama o kadar uzak bir hayal ki bu benim için...
Ama belki bir beş sene sonra,neden olmasın ki... Hayattaki tek amacımız sürekli çalışmak ve para biriktirmek işle ev arasında mekik dokumak olmak zorunda değil ki belki de... BElki de hayalimdeki gibi bir yaşam bizim için en ideal olanı...
Belki de mühendis olarak mezun olmayacağım ben bu hayattan; belki de o şirin kıyı kasabasına emekliliği beklemeden yerleşeceğim kimbilebilir ki...Bunu ben bile bilemezken kim bilebilir.
Resim buradan alınmıştır.
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
güzel düşler,
hayata dair,
huzur
29 Temmuz 2009 Çarşamba
Hayata Susmak...

'' İlk kez o gündü bir daha konuşmamak üzere susuşun... Onu iki kolundan tutup götürürlerken sana dönüp baktı. Okyanuslar taştı sanki onun deli mavi gözlerinden insan görünümlü kelepçelerden kurtulmak istercesine sana dönmeye çalışırken...
Saniyeler içinde binlerce cümle kurdu sana.Yıllar içinde yavaş yavaş anlatılmayı bekleyen tüm herşey bir anda dökülüverdi...
Çok sevdim seni..
Hep seveceğim...
İki çocuğumuz olsun biri kız biri erkek..Hem sonra....
Evimizin perdeleri sarı....
Küçük de olsa seninle olsun yeter....
Her yere gelirim seninle...
'' NE OLUR BEKLE BENİ ! Bir gün mutlaka geleceğim !!! '' diye bağırdı kocaman tellerle örülü kapının ardında kaybolmadan hemen önce.
Ve sen sustun.... 29 yıldır işlemediği bir suç yüzünden hapis yatan sevgilini hiç görmeden, sesini duyamadan,sadece gönderdiği bavullar dolusu mektuplarla avunmaya çalışarak sustun....
Şimdi onca yıl geçmişken aradan ve sen onu son kez gördüğün bu hapishane kapısında çıkışını beklerken, yılların yüklediği acılarla bitkin düşmüş bedenin nasıl da heyecanla titriyor.Ellerine bakıyorsun; lekelenmiş kırışmış. Çantandan çıkardığın küçük aynanda görüyorsun gözlerini, yorgun çizgiler sarmış her yanını, sanki her an ağlayacaklarmış gibi bakıyorlar ama yine de pırıl pırıllar sevgiliye kavuşacak olmanın verdiği özlemle...
Şimdi birazdan çıkacak kapıdan...Acaba o da değişti mi senin kadar...Onun da saçlarına aklar düştü mü senin gibi... Ya da bunca yıl sonra hala...Yok yok hayır böyle şeyler düşünmemelisin... Elbette o da ilk günkü gibi sevdi seni...
Hah işte açıldı kocaman kapı ağır gıcırtıları ile.Birazdan da tel kapıyı açacaklar ve o çıkacak ardından.
Ve o ilk an, kapının ardından göründü.Ahh sevgilim ne kadar da yıpratmış seni bu kapalı kaldığın dört duvar... Hasret mi böylesine bembeyaz yapan saçlarını yoksa zaman mı? Ama yine de nasıl yakışıklısın tıpkı 30 sene öncesi gibi... ''
Ağır adımlarla yaklaştı adam kadına...Senelerin onlara yüklediği tonlarca ağırlıktaki özlemle kucaklaştılar 5 dakika boyunca hiç ama hiç ayrılmadan...
Adam : ''Nihayet kavuştuk Ayşem'' dedi titreyen sesiyle.
Kadın cevap vermek istedi : '' Nihayet Recebim'' diye. Ama ağzını açtığı anda tüm sesler yüreğinde asılı kaldı.Yutkundu tekrar denedi ama konuşamadı.
Birbirlerine baktılar; yaşlar indi gözlerinden usul usul..Adam elleriyle sildi kadının yanaklarından süzülen inci tanelerini,yere eğildi,küçük çantasını aldı ve sarıldı sevgilisine...
Cezaevinin kapısının önünden uzaklaşırken o dört duvarın arasında yalnızca koca bir ömrü, acıları, mutlulukları, sevinçleri, doyasıya yaşayamadıkları zamanı değil, Ayşe'nin sesini de bıraktılar müebbete... O şarkı söyledi mi bülbülleri bile kıskandıran Ayşe'nin güzel sesini....
Not: Bu yazı Öykü Atölyesi 'nin Fotoğrafın dili adlı çalışması için yazılmıştır.
Ana Fikrim :)
fotoğrafın dili,
Öykü Atölyesi
24 Temmuz 2009 Cuma
Narsist Olmak Ya Da Olmamak...
* Ne hikmetse bugün kendimi cumartesi günü çalışıyormuş gibi hissediyorum.Halbuki iki gün tatilim var bu hafta. Nedendir bilinmez öyle garip bir ruh hali içerisindeyim.
* Dün akşam üniversitedeki ev arkadaşım Fuva'yı evlendirdik.Pek mutlu,pek heyecanlıydı onun heyecanı beni de eski günlere götürdü. Masadaki evli çiftler olarak sanki çok yaşlanmışız gibi vay be biz evlendiğimizde şöyleydi böyleydi söylevleri yaptık.Çok güldük çok eğlendik :)
* Ben resimlere baktığımda ne kadar zayıfladığımı çok daha iyi anlıyorum.Hele yıllardır görmeyip de dün akşam gördüğüm üniversite arkadaşlarımdan aldığım tepkiler beni inanılmaz mutlu etti. Tepkilerin genel halleri şu şekildeydi ;
'' Millet yıllar geçtikçe yaşlanır sen gittikçe gençleşip güzelleşiyorsun :)) ( Bunu 3-4 kişiden birden duyunca ağzımın nasıl kulaklarıma vardığını tahmin edersiniz :D )
'' Tubikko'cum bu saç rengi sana inanılmaz yakışmış,çok güzel olmuş.''
'' Yaa bir insan hiç mi değişmez hepimiz yaşlandık sen hala aynısın; hatta üstüne daha da güzelleşmişsin.''
'' Tubikko'cum inanılmaz zayıflamışsın;çok iyi olmuş böyle ''
''Çok iyi gördüm seni eskisinden de iyi görünüyorsun''....
Bu ve bunun benzeri cümleleri bir değil birçok kişiden üstelik senin ilk gençlik zamanlarından insanlardan duymak ne kadar motive edici oluyor tahmin edersiniz değil mi? BEn bunları duydukça inanılmaz keyiflendim :))
Hatta yolda giderken kendimi çok beğenmiştim de aynaya bakarken sevgilime; '' Ben otuzlu yaşlarında çok güzel olan kadınlardan olacağım daha da güzelleşeceğim.Hatta anneliğin güzelleştirdiği kadınlardan olacağım görürsün bak''dedim. O da bana yandan bakıp gülümseyerek; '' İnşallah hadi bakalım '' dedi.
Eeee peki bütün bunları duyan Tubikko iyice güzelleşme yolundaki çabalarından vazgeçer mi? '' ASLAAAA !!! '' :)))
Şaka bir yana çok iyi hissediyorum kendimi... Bunun da sadece insanın kendi elinde olduğunu farkettim iyicene. Sen kendin için birşeyler yapmazsan,herkesten önce kendin kendini sevmezsen ne olursa olsun sonuç değişmez.Ben hayatımda olmadığım kadar çok seviyorum kendimi.İlk kez başkalarından daha çok kendimi seviyorum,düşünüyorum hayatımın 27. yılını yaşarken. Bu sebepledir 30 lu yaşlarımı sürerken daha da güzel bir kadın olacağıma inancım.Biliyorum çünkü zaman ilerledikçe daha çok seveceğim kendimi;şimdikinden daha da kendinle barışık,daha kendine güvenli bir kadın olacağım.
Biliyorum ki önemli olan kuru kuru büyümek değil; büyürken kendine katabileceğin bütün artıları katmak,eksileri olabildiğince silmek hayatından,daima kendinle ve hayatla barışık olarak ve olumlu düşünmekten vazgeçmeden....
Bloglardan birinde okumuştum,kim demişti hatırlayamadım şimdi ama narsist olmak kendine tapmak değil esasında.Kendinin değerini bilmek ve kendini gerektiği gibi sevmek belki de. Siz ne dersiniz???
* Dün akşam üniversitedeki ev arkadaşım Fuva'yı evlendirdik.Pek mutlu,pek heyecanlıydı onun heyecanı beni de eski günlere götürdü. Masadaki evli çiftler olarak sanki çok yaşlanmışız gibi vay be biz evlendiğimizde şöyleydi böyleydi söylevleri yaptık.Çok güldük çok eğlendik :)
* Ben resimlere baktığımda ne kadar zayıfladığımı çok daha iyi anlıyorum.Hele yıllardır görmeyip de dün akşam gördüğüm üniversite arkadaşlarımdan aldığım tepkiler beni inanılmaz mutlu etti. Tepkilerin genel halleri şu şekildeydi ;
'' Millet yıllar geçtikçe yaşlanır sen gittikçe gençleşip güzelleşiyorsun :)) ( Bunu 3-4 kişiden birden duyunca ağzımın nasıl kulaklarıma vardığını tahmin edersiniz :D )
'' Tubikko'cum bu saç rengi sana inanılmaz yakışmış,çok güzel olmuş.''
'' Yaa bir insan hiç mi değişmez hepimiz yaşlandık sen hala aynısın; hatta üstüne daha da güzelleşmişsin.''
'' Tubikko'cum inanılmaz zayıflamışsın;çok iyi olmuş böyle ''
''Çok iyi gördüm seni eskisinden de iyi görünüyorsun''....
Bu ve bunun benzeri cümleleri bir değil birçok kişiden üstelik senin ilk gençlik zamanlarından insanlardan duymak ne kadar motive edici oluyor tahmin edersiniz değil mi? BEn bunları duydukça inanılmaz keyiflendim :))
Hatta yolda giderken kendimi çok beğenmiştim de aynaya bakarken sevgilime; '' Ben otuzlu yaşlarında çok güzel olan kadınlardan olacağım daha da güzelleşeceğim.Hatta anneliğin güzelleştirdiği kadınlardan olacağım görürsün bak''dedim. O da bana yandan bakıp gülümseyerek; '' İnşallah hadi bakalım '' dedi.
Eeee peki bütün bunları duyan Tubikko iyice güzelleşme yolundaki çabalarından vazgeçer mi? '' ASLAAAA !!! '' :)))
Şaka bir yana çok iyi hissediyorum kendimi... Bunun da sadece insanın kendi elinde olduğunu farkettim iyicene. Sen kendin için birşeyler yapmazsan,herkesten önce kendin kendini sevmezsen ne olursa olsun sonuç değişmez.Ben hayatımda olmadığım kadar çok seviyorum kendimi.İlk kez başkalarından daha çok kendimi seviyorum,düşünüyorum hayatımın 27. yılını yaşarken. Bu sebepledir 30 lu yaşlarımı sürerken daha da güzel bir kadın olacağıma inancım.Biliyorum çünkü zaman ilerledikçe daha çok seveceğim kendimi;şimdikinden daha da kendinle barışık,daha kendine güvenli bir kadın olacağım.
Biliyorum ki önemli olan kuru kuru büyümek değil; büyürken kendine katabileceğin bütün artıları katmak,eksileri olabildiğince silmek hayatından,daima kendinle ve hayatla barışık olarak ve olumlu düşünmekten vazgeçmeden....
Bloglardan birinde okumuştum,kim demişti hatırlayamadım şimdi ama narsist olmak kendine tapmak değil esasında.Kendinin değerini bilmek ve kendini gerektiği gibi sevmek belki de. Siz ne dersiniz???
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
farkına varmak,
hayata dair,
küçük bir mutluluk:),
Mutlu Haber,
nostalji,
özel günler
18 Temmuz 2009 Cumartesi
Uykusuzzzzzzz.....

Gecenin bir körü hava kaçıran bir şişme yatağın üstünde uyunan ama tam alinamayan uykunun ardından Kadıköy'de Haydarpaşa manzaralı taze çayli kahvaltı insanı kendine getirmez de ne yapar? Ben uyandım bile :) Herkeslere iyi bir haftasonu dilerim. Ben bu Cumartesi çalıştığımdan haftasonumun başlaması için 18:30'u beklemekteyim :)
Ana Fikrim :)
Bana Dair,
hayata dair,
uyuklama...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
