Farkında mısın? Bugünlerde çok hızlı atıyorsun adımlarını ve bir o kadar da sık... Hızla düşen sağanak halinde gelen yağmur damlalarından bile hızlısın...Gözlerini sımsıkı kapamış ve kendini lunaparktaki hız trenine bırakmış gibisin... Senin paralelinde seninle yürümeye çalışanlar umrunda bile değil. Arkandan bakakalmışken dolu olan gözleri görmüyor; sana yetişmeye çalışan sesleri duymuyorsun bile....
Ruhunu bıraktığın rüzgar nereye kadar götürür ki seni? Nasıl güvenirsin seni ilelebet bu şekilde havada sürükleyeceğine...Ya da ne kadar dayanabilirsin ki rüzgarın şiddetine... Dolu dolu olmaz mı gözlerin ona karşı dururken... Güçlü müsün bir kavak ağacı ya da çınar kadar....
Sanki hiç yalnız gecelerin olmayacakmış gibi davranırken bir gün gelip çattığında ne yapacağını biliyor musun peki? Neyi gizliyorsun kendinden... Neden kabul etmiyorsun ki içinde bulunduğun o koskaca yalnızlığı daha şimdiden....
Hazırlanmalısın... Koşar adım kaçarken bu gerçeklerden aniden geriye dönüp önünde durmalısın ve haykırmalısın... Yokluğuna katlanmak için ondan uzak durmak bir çözüm olacak mı sence; ya da azaltacak mı acını bulduğun bahaneler.... Oyalanabilecek misin gerçekten başka şeylerle... Mümkün mü bu??? Bu hayattaki hiç birşeyin onun yerini tutmayacağını bile bile küçük oyunlarınla kendi kendini kandırmaya çalışacak mısın? Hırçınlıkların yarayacak mı işe peki ????
Hepsi yalan.. Olmayacak işte..Zaman hızla akıp gitmeyecek ya da sayılı günler çabucak geçip gitmeyecek hiç bir şekilde... Sen ne kadar hazırlasan da kendini onun gidişine ya da hazırladığını sansan bile bütün çabaların emeklerin boşa gidecek....
Yüreğin en ufak parçasına kadar ayrılmışken,taş değil çakıl değil kum olmuşken tek bir cümle dökülecek dudaklarından hıçkırıklarla birlikte.....
BU KADAR ERKENDEN BENİ BIRAKIP NEREYE ?????
not : bu yazı Öykü Atölyesi 'nin fotoğrafın dili isimli çalışması için yazılmıştır.