29 Mayıs 2008 Perşembe

Sokaktaki Yabancı




Karanlık sokağın başında durup derin bir nefes alıyorum....

Bu kısa gibi görünen uzun yolu aşabilmek için cesarete ihtiyacım var....

Evlerin camlarına çatılarına bakmak için kafamı yukarı kaldırmaktan ürküyorum...

Galiba yere bakarak yürürken görünmezim....

Kırmızı pabuçlarım beni biraz cesaretlendiriyor ki küçük adımlarımı ses çıkarmaktan korkmadan hızlandırıyorum....

Sol baştaki evin önünde iki kişi durmuş konuşurken beni görünce konuşmalarını yarıda kesip adımı sesleniyorlar...

Adımı seslendiklerinde yüreğim deli gibi çırpınmaya başlıyor.... Onları duymazdan gelip biraz daha hızlanıyorum....

Aklımda ise hep aynı düşünce sokağın başına varırsam özgür olacağım ve herşey bitecek.....

Sokağın bitimine iki ev kala arkamdan gelen ayak seslerini duyup koşar adım yürümeye başlıyorum..Ellerim ceplerimde ve nedense çıkartamıyorum....Birşeyler saklar gibiyim.....

Son adımımı atmak üzere iken kocaman bir el yakalıyor beni omzundan.....

Suçlu suçlu dönüp ellerimi çıkarıyorum ceplerimden.... Fakat neden bu kadar küçük ellerim????

Avuçlarımı açıyor iri yarı adam zorla...Ben de bilmiyorum ki ne olduğunu avuçlarımda...

İki küçük avuç dolusu kesme şeker çıkıyor yapış yapış olmuş ellerimin arasından....

Gözlerim dolu dolu olmuş bir şekilde kaldırıyorum kafamı yukarı ve çok sonra bu sokağı hiç tanımadığımı görüyorum...Kafamı sola çevirdiğimde cumbalı evin alt katının küçük camında kendi yansımamı görüyorum....

Gördüklerim karşısında şok oluyorum..Henüz 6 yaşındayım...Zamanda geri gitmişim fakat bu geçmiş bana ait olmayan bir zaman dilimi.....

Bir başkasının hayatına ışınlanmışım... Ayağımdaki kırmızı pabuçlar da benim ama yerine geçtiğim çocuk çok başka biri..

VE ben biraz sonra o çocuğun yerine dayak yiyeceğim kahvecinin iri kıyım çırağından; masada kalmış şekerleri toplayıp çayını şekerli içmeyi sevdiği halde buna hasret kalan nineme sürpriz yapıp onun pamuk yanaklarındaki gamzeleri görmek istediğim için....

Print this post

14 yorum:

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Sevgili Tubikko, bu resmin senden yansıyan öyküsü de gerçekten çok güzeldi, her satırında içim hop ederek okudum desem yeridir. Eline sağlık.
Sevgiler.

TuBiKKo dedi ki...

dilekçim;çok teşekkür ederim güzel sözlerin için...Sizler kadar olamasa da ben de birşeyler karalıyorum işte :)

cinar dedi ki...

Küçük şeyler belki de insanı en çok mutlu eden ya da etmesi gereken. Kalbim ellerim kadar küçük değil der Şebnem Ferah bir şarkısında, burdaki minik kız da öyle işte, kocaman bir yüreği var. Ellerine sağlık Tubikko'cum :)

TuBiKKo dedi ki...

Çınarım; zaten Şebnem Ferah öyle güzel şeyler söylüyor ki bazen dinlerken kendimden geçiyorum..şimdiki yorumunu okurken de birden ürperdim nedense :) O kocaman yürekli minik kız benim kalbimden sızıyor biliyorsun değil mi?

cinar dedi ki...

Biliyorum elbet, seni de o yüzden seviyorum işte :) Kocaman yürekli, çocuk ruhlu arkadaşım benim :)

fikriminincegülü dedi ki...

İçim burkuldu.:((( Eline sağlık canım.

umar dedi ki...

Bize çocukken mutlu olmayı birlikte olursak daha güzel olacağı öğretildi.Oyuzden ki bazen başkalarının mutlu olması için hayatımızda derin izler bırakan küçük ve masum yaramazlıklar yaptık.

Ne kadar içtendik,samimiydik,masumduk.

Ne oldu da bize, bu kadar kocaman elleri olan bir canavarlara dönüştük.

O gamzeleri bir kez daha görmek için daha kaç kesme şeker araklanmaz dı ki !

TuBiKKo dedi ki...

incegülüm ablacım burkulmasın için... ben içinizi burkmak için yazmıyorum ki bunları....ama bu sokak ve siyah beyazlık bunları çağrıştırdı bende....

Umar; evet dediğin gibi ne yaramazlıklar yapmadık ki....sadece kendimi o sokakta yaşayan küçük bir çocuğun yerine koymaya çalıştım ve çok sevgili ninesini güldürmek için kendince yapabileceği en büyük yaramazlığı düşündüm..Sonuç ortada...

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Tubikkocum bu arada unutmadan, kelime oyunlarunda sıra sende şimdiden düşünmeye başlasan ve kelimeni belirlediğinde atolye.oyku@gmail.com adresine fısıldasan... kelimemiz hazır olursa fazla gecikmeden ekleriz.
Sevgiler.

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Kendin gibi tatlı tatlı yazılar yazıyorsun.
Her satırı ayrı güzel
Sevgiler...

Muhabbet Çiçeği dedi ki...

Resmi çok güzel anlatmışsın canım. Fotografın dili olsa bu kadar olur. Çok duygu doluydu. Yüreğine sağlık .
Sevgiyle kal.

Ebruli dedi ki...

Sevgili Tubikko;
"Geveze Kalem"'i ziyaretim sırasında bu "fotoğraf dili" yazısını öğrendim. Çok hoş bir fikir, bayıldım...
Bu fotoğrafa bakıp da; hissedip, yazdığın satırlar harika olmuş. Çok beğendim...
Kalemine sağlık...
Sevgiyle kal...

TuBiKKo dedi ki...

Diekçiğim tamam ben yeni kelimeyi atacağım blogun mail adresine.

Sevgili yaşamın kıyısında;çok hoş bu sözleriniz teşekkür ederim :)

Muhabbet çiçeğim;sağol arkadaşım :)

Ebruli; hoşgeldiniz..VE beğenmenize çok sevindim desem..Böyle güzel sözler duymak yazma isteğimi daha da arttırıyor :)

etki alanı dedi ki...

Çocukluğun en güzel yanını ortaya çıkarmışsın...Sürpriz adına yapılmış,kaçamak hırsızlık...Yanlış ama masum..
Çok hoş...
TüTÜ