3 Mayıs 2008 Cumartesi

UMUTLA YAŞAMAK

Sabahın ilk ışıkları ile uyandı.Mutfağa girip çaydanlığa su koydu ve sonra banyoya yöneldi...Güzel bir ilkbahar günüydü fakat havalar hala yeterince ısınmamıştı sanki.Açık pencereden süzülen rüzgar sırtında gezinir gibi olunca iyice sarındı sabahlığına....

Aynada yüzünü yıkarken gözlerinin yanlarındaki kırışıklıklara baktı.Günden güne artıyorlardı sanki...Böyle düşündüğü için güldü sonra;tabi ki artacak yıllar bu kadar hızla yaşlanıp kırışırken benim aynı kalmam beklenebilir mi?

Kahvesini alıp büyük bahçeyi gören mutfak masasına oturdu.Yeni doğan günle uyanmış minik serçelerin cıvıltılarını dinlerken gözlerini kapadı.Baharın kokusunu çekti içine;yüreğindeki tüm sıkıntıları unutmak istercesine....

O büyük parkta onu kaybettiğinde yine böyle serin bir bahar günüydü....Çocuk arabasından küçük oğlunun montunu almak için 2 dakikalığına ona sırtını dönmüş ve tekrar geri döndüğünde onu bıraktığı yerde bulamamıştı.Deliler gibi heryeri aramış,bütün parkı hava kararana kadar dolaşmış,polise,hastanelere gitmiş ama hiçbir haber alamamıştı....
Devam eden günlerde farklı şehirlere haberler salınmış el ilanları bastırılmış ama yine de hiç bir şey çıkmamıştı....

Tam üç yıl sürmüştü bu arayışlar...Ne bir ses ne de haber...Küçük bebeği hayatına bir anda girmiş ve bir anda çıkıvermişti işte...Canından vazgeçip teselli bulmasını isteyenlere boş gözlerle bakmıştı...Hatta bazıları ileri gidip ona daha gençsin yine olur deme cesaretini bile göstermişti... Bunu söyleyen kadını da yaka paça kovmuştu evinden bir daha görmemek üzere....

Onun yokluğunda huysuz,aksi sürekli ağlayan bir kadın olup çıkıvermişti...Bebeğini kaybettiği için kendini suçlayıp duruyordu.Kocası onu teselli etmeye çalıştıkça,aklı biraz olsun dağılsın diye onu neşeli birşeyler yapmaya teşvik ettiğinde daha da saldırganlaşıyor ve zavallı adamı onca çaresizliğinin içinde yavrularını unutmakla suçluyordu...Onun canının da en az kendisi kadar yandığını bile bile....

Dumanı üzerinde tüten kahvesini yudumlarken geçen o upuzun 3 yıl boyunca herşeye rağmen umudunu asla kaybetmediğini farketti...Bir önceki geceye kadar.... O gece birşey olmuş ve artık bütün herşeyin sona geldiğine ve onu bulamayacağına inanmıştı.VE o an bir karar vermişti...

Kahvesinden son yudumu aldı ve ani bir kararla yerinden kalkarak ilaç dolabına yöneldi.Geceleri uyumakta zorlandığı için kullandığı uyku hapı şişesini aldı eline.Kocaman bir bardak dolusu su aldı ve O'nun odasına yatağına yöneldi.

O gittiğinden beri hiç kimseyi sokmamıştı burayaGeceler boyu hıçkıra hıçkıra bebeğinin yastığına giysilerine sinen kokusunu içine çekerek sabahın ilk ışıklarına kadar ağlamıştı bu dört duvar arasında..İçeride yatağında sessiz sessiz ağlayan kocasının acısından habersiz...

Küçük yatağın içine oturdu...Odanın duvarlarında gezdirdi gözlerini...Gözlerini kapatıp kokuyu çekti içine...Küçük kahkahalar çınladı kulaklarında gülümsedi....İlk anne deyişini anımsadı oğlunun...Nasıl da mutlu olmuştu...Bütün dünyada duyabileceği en güzel sevgi sözlerinden de güzeldi bu...Oğlunun küçük dokunuşlarını anımsadı;sabahları uyanıp paytak paytak koşup annesinin odasına yatağın kenarından dokundurmaya çalıştığı minicik öpücükleri nasıl da özlediğini duyumsadı...

Gözlerini hiç açmadan elindeki şişedeki bütün ilaçları döktü avucuna....İlaçları ağzına götürmeden önce kocasını düşündü...Gittiği iş gezisinden döndüğünde onun cansız bedeniyle karşılaşacaktı..İçi ürperdi ama ölmekten korktuğu için değil biricik sevgilisine yaşatacağı acı için...
''Üzgünüm aşkım...Sana bunu yapmak istemezdim ama artık hiç umudum kalmadı..'' diye fısıldadı....

Bardağı diğer eline aldı....İlaçla dolu avcunu ağzına götürdü...Yine minik oğlunu düşünüyordu...Onun odasını temizlerken içerden koşarak gelir kapıyı aralar ve ''Anni'' diye bakardı meraklı gözlerle...Bunu düşünürken ellerinde minik oğlunun sıcaklığını hissetti sanki...

''Anne??? ''

Kapalı gözlerini açtı....
Gördüklerine inanamayıp bir kez daha kapattı...
Sonra bir daha açtı...

Galiba deliriyorum artık dedi..Zamanlamam harika...
Ve tekrar aynı ses;

''Annecim???''

Gözlerini son kez kocaman açtığında elindeki su bardağını ve ilaçları fırlatıp küçük çocuğu kucaklamıştı bile.....

''Umut!!! Umut'um oğlum,bebeğim....''

Hıçkıra hıçkıra ağlayarak,sıcacık gözyaşları içinde canının en tatlı parçasının kokusunu içine çeke çeke sarıldı sımsıkı ona....

Kapıda duran kocasına takıldı gözleri;ağlıyordu o da...

''Ama nasıl?'' dedi..''Nasıl buldun onu?''

Adam herşeyi anlattı;yakın bir şehirden haber geldiğini bu haberin üzerine hemen yola çıktığını ama karısını boş yere umutlandırmamak için bu konuda hiçbirşey söylemediğini ve iş gezisine gittiğini uydurduğunu söyledi...Oğulları parkta bebeğini kısa bir süre önce kaybetmiş bir anne tarafından kaçırılmış ve bunca zaman onun tarafından bakılmıştı..Fakat kadının kocası artık bu vicdan azabına dayanamamış ve küçük Umut'u anne babasına kavuşturması gerektiğine karar vererek onları aramıştı.

Ve işte tam bütün umutların bittiğinin sanıldığı yerde Umut çıkıp gelmişti yeniden annesinin hayatına ışık olabilmek için.... Print this post

10 yorum:

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sonu kötübitecek diye çok korktum ama çok iyi geldi.
Ellerine sağlık.
Sağlığının iyi olduğuna sevindim.
Sevgiler...

umar dedi ki...

Yüreğimin tam ortasına bir düğüm oturmuştu valla o suyu içseydi.

Geveze Kalem dedi ki...

Tubik, senin bu yaptığına bel altına vurmak denir.:)) Getirme aklımıza böyle kötü şeyler. Zaten, ha bir şey oldu olacak, derken kafayı yeme noktasına geldik, bir de böyle şeyler okuyunca parka falan götürmeyesim geliyor valla.:))

Şaka bir yana parkta oğlum kumlarla oynarken bir adım gerisinde durup bekliyorum saatlerce. Muhtemelen öbür kadınlar benimle dalga geçiyor, çünkü onlar uzaklardaki banklarda rahat rahat oturuyor. Henüz iki adım ötesine gitmeyi beceremedim sırf bu korkumdan. Nasıl ehlileşir bu sıyırmış anne?:)

Eline sağlık, sevgiler...

SeMiHa dedi ki...

Öle bi kaptırmışım ki konuya kendimi.. sonunuda çok kötü bekledim açıkcası ama çocuk gelince valla birden içim pır pır etti :)

TuBiKKo dedi ki...

Sevgili Yaşamın kıyısında;sonunu kötü bitirmek istemem böyle bir hikayenin...Zaten herhalde her yazdığımın sonunu kötü bitirsem siz de bana yeter artık dersiniz...:)

Sevgili Umar; o suyu içerse hikaye biterdi ama onların hikayesi henüz başladı yani yeni kavuştular sonuçta değil mi:)

Sevgili Geveze Kalem; emin ol seni çok çok iyi anlıyorum.Henüz anne olmamama rağmen başkalrının çocuklarına yaklaşımına bakıp da verdiğim tepkilerden en az senin kadar çocuğuma yakın duracağımı tahmin ediyorum.
İşe trenle gidip geliyorum ve bazen istasyonda anne babaların o rayların yanında küçücük çocuklarını nasıl böyle rahatça serbest bırakabildiğine ağzım açık kalıyor.Çocuk yaklaştıkça benim içim hop ediyor bişey olacakmış gibi...
Ama senin de bence yeterince temkinli oluşunla ilgili bu özenin,tamamen korumacı içgüdü ve oğluna düşkünlüğün..Ama annesi Barış daha çok küçük ve eminim biraz daha büyüdüğünde sen de onunla arandaki çemberin çapını büyüteceksin..
Sevgilerimle...

Semihacım;ben korkutmak istemezdim seni de ama hani güzel filmlerde de tansiyonu yükseltip sonunu güzel bağlarlar ya;hoş ben iddialı olarak söylemiyorum bunu ama naçizane benim hikayem de böyle oldu bu sefer.Hoş aslında çok farklı şekilde başladığım bir konu çok başka bir şekle dönüştü :)

fikriminincegülü dedi ki...

Çok şükür sonu güzel bitti. Bir anne için nasıl büyük bir acı olduğunu tahmin edebiliyoruz az çok. Umarım hiçbir anne böyle birşeyi yaşamaz.

Ellerine sağlık canım..

AYLİN dedi ki...

umudumuzu kaybetmemek lazım dimi hiç bi zaman :)))

TuBiKKo dedi ki...

fikriminincegülü; evet tahmin edebiliyorum bir anne için nasıl bir acı olduğunu :( aman kimse yaşamasın böyle şeyler kimsenin çocuğu kaybolmasın..

Aylinim; evet evet umudu hiç kaybetmemek lazım :)

KOZA dedi ki...

Tubikko seni bi temiz pataklamak istiyorum, annelere yapilacak is mi bu, yuregimi gerdin desem...
ama sonu iyi bitti cok sukur

benim de en buyuk paranoyalarimdan birisi ogluma bisey olmasi,Allah kimseye evlat acisi vermesin

ellerine saglik

bir de sobeeee

TuBiKKo dedi ki...

kozacımmm yüreğini hoplatmak istemezdim...anne olsam ben de yazamazdım belki..bir de ne farkettim biliyo musun benim hikayelerimdeki karakterler nedense üzülünce intihara meyilli oluyor offf...
sobeledin demek akşam bakıcam hemen :D