17 Mart 2009 Salı

Affetmek Arınmaktır....

Ayrılalım artık...Seni çok seviyorum ama olmuyor...Yürümüyor bu ilişki artık yıpratıyoruz birbirimizi...

- Sevdiğin halde nasıl ayrılalım dersin....O halde bişeyler yapmalıyız aramızdaki aşkı kurtarmak için...

-Yapamam.... Olmuyor işte....

-Keşke benim kadar yürekli olsaydın....Keşke benim seni sevdiğim kadar sevebilseydin beni.... Neden mücadele etmiyorsun neden...Belki de yalan söylüyorsun;artık hiç sevmiyorsun beni,bu da bahanen...

- Hayır..Sana deliler gibi aşığım ama sonu yok bunun işte....

Gözlerinden süzülen yaşlara hakim olamadı Handan.... ''Peki'' dedi...''Kararlısın sen bitmiş....''

'' Handan hadi uyuyalım yarın yola çıkacaksın dönmek için...''

Bütün gece yatağında hıçkırdı genç kadın...Nedendi bu vazgeçiş bilemedi...İçi yandı;içtiği bardaklar dolusu su bile geçiremedi bu yangını...Güneşin ilk ışıklarına dek uyku girmedi gözüne ve uyumadan kalktı yatağından....

Portakal zamanıydı...Çiftlik evinin bahçesine indi ve sepeti alıp ağaçların arasına daldı... O mis kokulu portakalları toplarken;işte dedi aşkımın diyeti bu bir sepet dolusu portakal.....

Sonra genç adam arabasıyla onu evine bıraktı...Birbirlerinin yüzüne hiç bakmadılar yol boyunca...Söyleyecek tek bir kelimesi bile yoktu kızın....Sessizlik hiç bu kadar acı verici olmuş muydu? Ya da onun sessizliği miydi böylesine yürek yakan... Konuşmak istiyordu aslında; ona bağırıp çağırmak kızmak hakaret etmek ama yok yapamıyordu....Bugüne dek söyleyemediği her cümle gibi bunu da içine gömüp gidecekti...İşin komik yanı biriktirdiklerini de birgün söylemek için bekletmişti hep..Ama artık bütün herşeyi denize dökebilirdi...

Bunu düşünürken aklına çocukken kumsalda oyun bitince bütün oyun kumlarını denizin kıyısına döküşü geldi...Biriktirdiklerini kum gibi denize döktüğünü hayal etti....

Evin önüne geldiler;arabadan indi...Son bir kez baktı gözlerinin içine....Dolu dolu mu olmuştu onun da gözleri ne....Yukarı çıktı...Pencereyi açtı...

Hala aşağıdaydı...Yukarı çıkmasını beklemişti demek...Arabanın motorunu çalıştırdı..Sanki motoru çalıştırmadan önce de derin bir nefes aldı güç toplayabilmek adına..Ya da öyle düşünmek istedi genç kadın....

Arabanın ön camı açıldı..Heyecanlandı kuş gibi çırpan yüreği..Çünkü o esnada içinden yalvarıyordu..

Gitme;lütfen gitme biliyorum gidersen bir daha asla göremeyeceğim seni....


Kafasını çıkardı arabanın camından...Son bir elveda bakışı atıldı...Sondu artık bitmişti.... Bugüne kadar bir kez bile kavga etmemişlerdi...Onun için biliyordu bittiğini... Keşke kavga etmeyi becerebilseydik keşke konuşmayı başarsaydık....

O'nu hayatta en iyi tanıyan kişinin kendisi olduğunu çok iyi biliyordu... Hatta bunu yıllar sonra O'nun annesi de söyleyecekti..

''Kızım sen oğlumuzu bizden daha iyi tanımışsın...Biz senin kadar çözemedik onu ne yazık ki...
Af diler gibi konuşmuştu kadın....Sebep oldukları herşey için....

Affedebilecek miydi peki? Belki bir gün... Ama yakın ama uzak...Şimdi öylesine kırık döküktü ki içi;hiç bilmiyordu... Belki bir gün yeniden başlamayı başarırsa onu da affedebilirdi....

....

Bir gün onun çok hasta olduğu haberini aldı...Son bir kez görmek istiyordu...Vedalaşmayı diliyordu....

Hastane odasının kapısından girerken; ayrıldıkları günü pencerenin kenarında arabanın uzaklaşmasını izlerken kendine verdiği sözü hatırladı...

''Bir daha asla senin şehrine ayak basmayacağım....Seni hiç affetmeyeceğim;asla....''

Şimdi çok uzun yıllar sonra sırf bu adamı affedebilmek adına kendine verdiği sözü çiğnemiş ve gelmeyeceğine yemin ettiği bu şehre ayak basmıştı..Aradan geçen onca yıla rağmen o aynı acıyı hissediyordu içinde....

Yatağın başucuna yaklaştı...Solunum cihazına bağlı adam gözlerini açtı...Yavaşça başını çevirdi....

-Geldin demek...

-Evet....

-Gelmezsin sanıyordum halbuki...




*****************************************************************
Affetmek....Bu kelime hep içimi acıtır....

Her duyduğumda yaptıkları onca hataya rağmen affettiğim insanları düşünürüm...

Sonra bana yaptıklarının ruhumda bıraktığı izleri....

Gerçekten hakettiler mi acaba benim bağışlamamı?

Bazen affedilmemesi gereken şeyleri bile affederim... Bunu yapmadığım zaman sanki o insanların ruhu sıkılır da etrafımda dolanır gibi gelir bana...

Sırf ruhumu arındırmak onların karanlık hayallerini yok etmek adına yaparım bunu...

Affetmek;biriktirdiğin bütün kötü hatıraları bir şarap şişesine koyup denize atmak gibidir... Bir gün biri bulur ve okur ya da denizlerin dibine batıp gider geçmiteki yerini alır....

Herkes hata yapabilir...İstemeyerek ve genelde hata olduğunu bile bilmeden..
Ve nedense kendi doğrularımızda ilerlerken zaman zaman başkalarında affedilmesi zor izler bırakırız..
Bazen bir başkasının doğrusu diğerinin kabuk tutmayan yarası olur....

Ben bugüne dek beni üzen herkesi affettim ve azad ettim yüreğimin kafesinden...
Bendeki izleri sadece insan oldukları için bıraktığıklarına inandığımdan...
Bilmeden yaptıklarına inandığımdan....
Sanırım bundan sonra da değişmeyecek bende bu...Hep böyle davranacağım,kin tutmanın ağırlığını yüreğimde taşıyamam çünkü....


NOT: Bu yazıyı 2008 nisan ayında yani neredeyse bir sene önce Öykü Atölyesi için yazmıştım ama sonra Affetmek için başka bir yazı yazdığımdan bunu yayınlamamıştım.Taslakları incelerken farkettim.Buyrun okuyun... Print this post

2 yorum:

Belgin dedi ki...

Tubisim, cok güzel demissin, onlari icimizde tutarsak, tek yanan biz oluyoruz zaten, affedelim, azad edelim, gecmisteki yerlerini alsinlar:)
Sevgilerimle

Aylin dedi ki...

tubişim şafak kaç:)

o kadar işim varki bu yazını okumaya vakit bulamadım şuan ama alttaki yazın için evt haklısın millet kesin msn de yazıosun sanar anacım boşcer arada kısaca yaz iiyim de bize yeter