26 Aralık 2007 Çarşamba
Hasta mıyım Neyim???
Özetle bu geçtiğimiz bayramdan bana kalanların özeti; yorgunluk, gribal enfeksiyon, uykusuzluk, ve de bol bol et tüketmekten dolayı oluşan gaz sancısı..Mümkünse altı ay boyunca falan kebap görmek istemiyorum arkadaslar...
Hee bunun yanında Adana'da İzmit'te bir de trafik kazası geçirdik. Fren kayınca sağa dönmekte olan bir arabaya çarpıp kendi çevremizde 180 derece dönmek sureti ile durduk. Çok şükür hiç kimsede bir çizik bile yok,sadece arkadasın arabasında ciddi bir maddi hasar oluştu.
Bunun dışında,yılbaşı için henüz bir plan yapmış olmamakla beraber açıkçası gidip bir yerlerde hop bidi hop bidi eğlenesim de yok. BElki teyzemlerde falan aile boyu toplanıp bi atraksiyonlar yaparız,tombala mombala..
Benden şimdilik bu kadar,elimdeki işleri bitirince yine gelirim yazarım...Öpüldünüz canlar...
18 Aralık 2007 Salı
BAYRAM


HEPİNİZE SAĞLIKLI,NEŞELİ HUZURLU BAYRAMLAR DİLİYORUM..BAYRAM SÜRESİNCE ADANA'DA OLACAĞIM İÇİN YAZAMAM DÖNÜŞTE GÖRÜŞÜRÜZ.
17 Aralık 2007 Pazartesi
Benim için Hayat...
Dün..bugün.. yarin..
Umut eder bir yanım.
Bu son degil, baslangıç biliyorum.
Yagmurun sesi anlatıyor bize herseyi..
Yüzünde bir tebessüm, dinliyorum..
Bu acılar elbet biter
Hayat yine devam eder, bekliyorum…
Neler neler gelir gecer
Hersey unutulur
Bir ümitle yeni bir gün baslar..
Gelse de son bahar
Hayat gülümsüyor akip gidiyorken zaman
Ahhh yine bir gün baslar, yepyeni umutla…
Gelse de son bahar…
Geçenlerde bir arkadasım mail atmıştı bütün arkadaslarına sizce HAYAT NEDİR diye... O zaman kızdım ona; neden böyle boş işlerle uğraşıyor diye tutup da böyle şeylerle uğraşacak zamanımız mı var diye...Cevaplamadım da...Ama kafama takıldı o günden beri; kızdığım şeyleri kafaya takmak oldum olası alışkanlığımdır zaten...
Şimdilerde bunu sorguluyorum;hayat nedir diye... Bunu sorgularken de yine çocukluktan bu yana yaşadıklarım gözümün önüne geliyor;bütün eski kayıtları gözden geçiriyorum birer birer... Kendimle hesaplaşmam kısa zamanda biter mi bilmiyorum ama sanmıyorum da..Bitmesin de zaten...Çünkü bence insan ara ara böyle kendiyle hesaplaşmazsa kendine kattıklarını ya da hayatın kendisinden götürdüklerinin hesabını yapmazsa kısaca bir kitap gibi düşünürsek hayatımızı;arada geriye dönüp okuduğu sayfaları anımsamazsa insan, hayatının sonuna geldiğinde hiç anlamadan okuduğundan ders çıkarmadan koskaca kalın bir kitabı bitirmiş olmakla kalır. Bu kitaptan ne öğrendin diye sorulduğunda ise cevap koskoca bir hiç olur.....
Bana göre hayat öncelikle budur,bize bahşedilenleri acısıyla tatlısıyla yaşamak,yeri geldiğinde sorgulamak kendimizi.. Bütün hesapları ortaya koymak elimize ne kaldığını görmek,eğer bizden giden çoksa kazancımızı arttırmak için biraz daha çaba göstermek belki de...Zaman zaman iyi biri mi kötü biri mi olduğumuz konusunda dürüst olmak kendimize...
Bana göre hayat içimizdeki ışığı hiç kaybetmemektir,o ışığı kaybetmemek için çaba harcamaktır...Oldu ki sönüverdi zifiri karanlık oldu her yer,o zaman dahi yüreğimiz onu aydınlatacak ufacık bir ışığa dahi izin vermek... O ışık o yüreğe bir kere sızdı mı hiç tükenmeyecek gibi yanar ve hayatın en büyük anlamı haline geliverir...Ve ben inanırım ki yüreğinde ışık olmayan insanların gözlerinde de o pırıltıyı göremezsiniz...
Bir de hayat yaşadığın hiç birşeyden pişman olmamaktır bence... Çünkü insanın hayatında olan herşeyin bir sebebi vardır... Hani bazen çok istediğimiz birşeye sahip olamadığımızda ya da çok sevdiğimiz bişeyi kaybettiğimizde çok üzülürüz ya..Üzülmemek lazım..Eğer o bizden alınıyorsa mutlaka ama mutlaka bir sebebi vardır... Ya biz sahip olduğumuza yeterince sahip çıkamamışızdır ya da onun hayatımızda olmaması belki de daha iyidir bizim için...
Kısaca Hayat içinden geldiği gibi yaşamaktır.Kimseye esir olmadan, başkalarının ne düşündüğüne gerektiğinden fazla önem vermeden, hep daha iyi şeylerin olacağından umudunu kesmeden, sevdiklerinden asla vazgeçmeden,senin değerlerine kimsenin el sürmesine müsade etmeden ama başkalarının değerlerine de saygı duymayı ihmal etmeden....
Benim için hayatı güzel yaşamak ise; içimdeki kıvırcık saçlı, neşeli, kahkahalar atan, gözlerinden ışıklar saçan,vurdumduymaz,inatçı ve cin fikirli küçük kızı;benliğimde yeni bir yer etmeye başlamış olan o olgun, kararlı yeri geldiğinde ciddi, hakkını arayan, herkesin karşısında kendini yüreklilikle savunabilecek o genç kadına değişmeden ikisini bir arada yaşatabilmek... Küçük kızın kırılmasına izin vermeden karanlıklarda kaybolmasına göz yummadan....
14 Aralık 2007 Cuma
KüL KeDiSi
Bari onu cevaplayayım da kafam dağılsın birazcık...
Gece benim için hüzündür ama aynı zamanda da huzurdur.Ne kadar zıt değil mi? :) Ben eğer kendimi kötü hissettiğim bir günde isem o günün sonundaki gecede ışıkları karartıp hüzünlü bir müzik açıp oturur kendimle hesaplaşırım, bazen saatlerce ağlarım,sonunda yorgun düşüp ağlamaktan sızar uyurum...Gece aynı zamanda benim için hayat demektir.Üniversitede iken2. Öğretim olduğum için derslerimiz akşam saat 17.00 da başlar ve 21.30 gibi falan biterdi. Dolayısıyla akşamüstü saat 4 ten sonra başlardı bizim için hayat.Üniversitenin ilk yılında evde arkadaslarla akşam takılırken ben en fazla saat ikiye kadar oturabilirdim ve onlar muhabbet ederken ben yatağın kenarında sızıp kalırdım.Sonraları ortama adapte olup Gece Kuşu olmuştum :) Ama okul hayatı bitip çalışma hayatına başladığımdan beri,gece geç vakite kadar oturduğumuzda ya da Kemo hadi sabahlıycaz dediği zaman ben paniğe kapılıyorum;niye çünkü ben yine eski tavuk modunda en fazla 2-2 buçuğa kadar dayanabiliyorum :) Aslında ben geceyi çok severim;tek başıma müzik dinlemeyi,birşeyler yazmayı ya da dostlarımla bitmek tükenmek bilmeyen sohbetlere girmeyi... Şimdilerde gece demek huzur demek; çünkü evime gidiyorum ayaklarımı uzatıp keyfine bakıyorum.Günün en keyifli saati ise huzur içinde yatağıma girmek.Eğer huzursuz uyursam ertesi günüm kabus olur zaten bana...
Karanlık nedir in cevabına gelince...Çok umutsuz olduğum zamanlarda içimde hissettiğim o çok dipsiz uçurum karanlıktır. Ben gecenin karanlığından o karanlıkta yalnız kalmaktan çok korkarım ama bundan daha çok kendi içimdeki yalnızlık yüzünden oluşan karanlıktan korkarım. Çünkü bence bir insanın hayatında olabilecek en koyu karanlık yüreğindeki karanlıktır...
Bu sobe konusu tam bana göre olmuş bugün :) Ben de Biyo'yu ve Fikrimin İnce Gülü'nü sobeliyorum.
Hepinizi çok çok öpüyorum,iyi haftasonları...
13 Aralık 2007 Perşembe
1 Günde 3. Post
Ben yine işimin başına geri döneyim :) :) :)
TAKVİM
Ne çabuk geçiyor upuzun günler geceler
Daha dün gibi derler ya hani
Meğer herkes kurarmış böyle cümleler...
Vakit geçmek bilmezdi oysa
Hangi ara koptu yaprak yaprak takvimler?
Akarken biriktir derler ya
Kasam boş, kalbim kırık, elde yine hüzünler...
Pişman çok pişmanım esasen
Ama çok korkuyorum ya reddersen
Gururdan mı nedendir artık
E sen gel kendini alt edersen
Evimi ocağımı, yuvamın sıcağınıYarimin kucağını bıraktım
Her günahın tadına, dünyanın batağına
Batacağım kadar battım...
Meğer herkes tanışıyormuş birgün
Mutlaka gerçeğin ta kendisiyle
İnsan buna da alışıyormuş
İnsan dayanıyormuş bütün gücüyle
Pişman çok pişmanım esasen
Ama çok korkuyorum ya reddedersen
Gururdan mı nedendir artıkSen gel kendini alt edersen
Evimi ocağımı yuvamın sıcağınıYarimin kucağını bıraktım
Her günahın tadına dünyanın batağınaBatacağım kadar battım
noT: Bu şarkı Ferhat Göçer'in albümünde var; düğünümüz de dans şarkımız da Cennet olduğu için cd sini almıştık ve albümü dinledik.Diloşumun ve benim çok hoşumuza gitmişti bu şarkı...Zaten Sezen Aksu bestlemişse ben orda bir dururum :) Dün akşam da tv de duydum ve yine çok hoşuma gitti.Dinleyin derim ben....
Düzeltme : Bu şarkı sanırım o albümde değildi; ben başka bir tanesiyle karıştırmış olabilirim sanırım ben takvimi başka bi yerde dinleyip beğenmiştim :) )
TuBiK TüKenMez KaLeM...

Ben Avrupa Yakası ve Hatırla Sevgiliyi seçtim. Kobacan da Elveda Rumeli ile Kurtlar Vadisi'ni (Niye şaşırmadım acaba :? :) ) Ben Kemocanımın Eldeva Rumeliyi seçeceğini bildiğim için biraz hile yaptım hehehehe ...Gerçi o da Avrupa Yakası için aynısını düşünmüştür kesin. Yani sonuç itibarı ile yine haftanın 4 günü doldu ama en azından 20:00-24:00 değil sadece 2şer saat,kalan saatlerde ise başka şeylerle uğraşıcaz. Tavla oynarız,yürürüz dışarı çıkarız buluruz biz bişeyler :)
10 Aralık 2007 Pazartesi
EBE SOBE,HAFTASONU,DENETİM,CUMA,ÖFF PÖÖFFF ANLATACAK ÇOK ŞEY VAR....

Aşk Bence; birine tutulduğunda ondan vazgeçemeyecek kadar gözünü karartmak ve onun için hayatın önüne çıkaracağı bütün zorlukları göze almaktır..Onun gözlerine baktığında derinliklerinde kaybolmaktır..Aşk onunla arana hiç birşeyin hiç kimsenin giremeyeceğini bilmek ama ya öyle bişey olursa diye de bir yandan için içini yemektir. O yanında olmayınca ona sarılıp uyumayınca delirecek gibi olmaktır... KISACASI; Benim için AŞk Kobacan'dır.. (Hayır yani bunu bildiğiniz halde niye soruyosunuz anlamıyorum ki burda aşkı açıklayacam diye bizim Ağır Abi'yi yine soktuk havalara :D halbuki ben bi iltifat duyacam diye ne maskaralıklar yapıyorum yaww )
5 Aralık 2007 Çarşamba
DENETİME İKİ KALA
Biraz da canım sıkkın, Kobacanım bugün Samsun'a gidiyor perşembe dönecekmiş :( Dün akşam teyzemde otururken haber aldık, hiç de hoşuma gitmediğini söylemek zorundayım. ) Sevgilim gidiyo ve ben bu gece evimde değil annemlerde kalıcam (Annem bu duruma çok sevindi ama ben evimden başka yerde uyuyamam,he orası da senin evin değil miydi diyeceksiniz ama bu başka,sevgilim yok yanımda huzursuzum :( )
Bunun dışında Cuma günü Kuziciğimin doğum günü şimdiden kutluyorum yeni yaşını...
Dışarda şakır şakır yağmur yağıyor, benim hayattan büyük beklentilerim var olmasını umut ettiklerim ve olacağına inandıklarım... Hayatımızı daha güzel bir hale getirmek istiyorum,daha sıkıntısız daha eğlenceli ve daha bereketli.... Bir de deliksiz doya doya uyumak...
İnanıyorum herşey iyi olacak. Hayatımda ilk kez böyle birşeye bütün kalbimle inanıyorum.
Cuma gününü atlattıktan sonra geri dönücem güzel maceralarla;benim için dua edin de şu denetimi kazasız belasız atlatayım...
Öpüldünüz canlar...
28 Kasım 2007 Çarşamba
Geç Olsun da Güç Olmasın :)



Bu resimde deeee Ağır Abi Kobacan ve ben çiftimizin en yakın yol arkadaşları olaraktan görüntülenmekteyiz... Çift uyumlu olmuş ama lütfen kocimle benim uyumuma bakar mısınız benim gömlekle onun kravatı pır örnek....
23 Kasım 2007 Cuma
Ben Çocuktum Bir Zamanlar...


22 Kasım 2007 Perşembe
HEPİMİZ BİYO'YUZ HEPİMİZ MANYAĞIZ!!! :) :) :)
Bu deli mikrop biyo gacisi iyice sapıtmadan bu gidişe bir dur demek için dayanışma içinde bütün kadın blog yazarları el eleee :!!!!!! (Galeyana gelmeden sakin sakin :D )
Önemli Not : Anacım bu Biyo iyice sapıttı şizofren diyodu kendine ama beter bişey olmuş gelin de sevabına aramızda para toplayıp bunu Japonya'ya gönderelim de bi revize etsinler.BElki çiplerini falan değiştirmek gerekebilir. :D :P :P
Bakmayın Öyle!!!!
19 Kasım 2007 Pazartesi
Aman Adanalı,Canım Adanalı Ben Sana Yandım Güzel Delikanlı...
Hee bu arada Cumartesi günü bilogum karartma altına alınmıştır.Kocam olacak Kobacan sen tut benim blogumu hackle (kızmış bana sen misin kocayla dalga geçersin böyle yanlış anlaşma olur işte) Ben girdim bakıyorum maillerime bi baktım mail baksımda HACKED BY MKA ...Anam dedim bu ne şeek şakası mı ? (Töbe haşa asla sana eşek demem kocacım bunu deyim olarak kullanıyorum.) Sonra yazdım adresimi simsiyaaahhh bi sayfa...Bir de anayasa metni (MKA Anayasası bu ) Anaaammm bu ne...Okudum okudum.Koca sinirlenmiş kızmış. (Siz bakmayın benim kobacanın öyle sakin,sessiz,mülayim bi adam tavrı hali içinde durduğuna aslında gayet ADANALı dır kendisi.Zaten bundan sonra ağır abi diye de bahsedicem kendinden...
Neyse efenim ne diyordum. Ben bi gördüm hemen koşa koşa oturma odasına.Gerçi bir ara arka odaya gelip kapıdan yan ağız napıyosun diye gülüşünden anlamalıydım olayı.O sıra daha elektronik postalarımı açmamıştım. Dedim Kobacan sen naptın ver şifrelerimi.Verirsin vermezsin derken vermedi tabi.Zar zor ikna ettim valla...Ama bundan sonra akıllı olacam kocamı kızdırmıycam....
Ya ben aslında size nişanı yazacaktım,nasıl horon çektiğimi, tepsi tutuşumu çeyiz sandığı konusundaki atraksiyonlarımı...Ama araya bu olay girince yazamadım tabi.Çünküüüü nedeeeennnn kafa kalmadı bendeee..Zaten uykum da var...Heh ne diyodum;yarım saat önce içmeye karar verdiğim ama hala başaramadığım kahveyi almaya gidiyorum mutfaktan.
Bu arada böbreğim soldan soldan yine dürtüklüyo beni;ağrıma bak fena bozuşuruz.Bu belimdeki korse tutsun mümkünse seni sıcak sıcak.Uğraşamıycam şimdi iki büklüm sürünmekle oldu mu anacım?Hadi canım zora sokma beni....
16 Kasım 2007 Cuma
NeDeNLeR SiLSiLeSi
-->
--> Telefonla hat almayı bilmediği halde şirket telefonlarını neden bilmezkişiler açar? Hemen örnekle açıklayalım :
X kişisi: .... şirketi buyrun
Ben:- Kemal Bey'le görüşecektim...
X kişisi :- Bir saniye lütfen sanırım dışarda kendisi..
Ben: -Tamam bekliyorum..
X kisişi: -Dışarda değilmiş sanırım laboratuarda bi saniye...
Ben: - Tama beklerim sorun değl (hala anlayışlıyım ve kibar bi ses tonuyla konuşuyorum)
X kişisi: Bağlıyorum .... dıt...alo olmadı mı pardon bi saniye
Ben: Tabi tabi (dişlerimi sıkmay başladım artık ama!!!)
X kişisi: Dıt....(Ardından bir sessizlik ben telefonun bağlanmasını sabırla beklerken karşı çapraz masada oturan arkadas çantasından magnum çikolatasının kutusunu çıkarır ve gözümün dönmesine sebep olur ve o esnada telefondan dıt dıt dıt dıııııııtt dıt dıt dıt dııııııııt sesi gelmeye başlar ve ben amaaaaaannn kapatıyorum çikolata yemem lazım :D )
--> İnsan vücudu neden su toplar? bir nevi sünger mekanizması gibi bişeye mi sahibiz ki suyun fazlası vücutta tutuluyo bir süre??? Acaba evrimin bir kısmındaTerliksi hayvan süngersi hayvan gibi varlıklarla akrabalık ilişkilerine girdik de ondan mı böyle oldu. Hani ilk organizma suda üremiş ya belki de onla ilgisi var....
--> Sabah programlarına çıkarken tuvaaaletler giyinip çıkmanın ne mantığı vardır? Gözünü açmadan o kadar makyaj yapılacak enerji nerden bulunur?Adı üstünde sabah programı olduğu için pijamayla çıkmak dah mantıklı değil midir?
--> Av.rupa Yakasındaki Şahika kişiliğini bu kadar iyi taklit edebillmeyi nasıl başarıyorum? Çünkü yaptığım anda ohhaaaaa aynısını yapıyor tepkileri karşılaşıyorum.Acaba içimde biraz Şahikalık mı var gizli gizli? Ya da hepimiz biraz Şahika mıyız neyiz?
--> Ekolojik çevremizde yaşayan bütün yakın akraba ve arkadas furyası neden kilo aldığını gözden kaçırmaz da inceldiğinde herkesin kör olacağı tutar? Ve neden hepsi sözleşmiş gibi sürekli olarak çok kilo almışın niye böyle oldu ay şunu gördüm geçenlerde Tubikko biraz zayıflasın gibi gereksiz yorumlarla canımızı sıkar? Hayır sanki biz bilmemekte miyizdir? Ayna denen şey icat olmamış mıdır ya da biz aynada gördüğümüz kişiyi red mi etmekteyizdir? Yok canıııımmmm bu aynadaki ben değilim benim paralel dünyadaki ikizim benden biraz farklı sadece (Heroes'daki Jessica misali) Aslında ben fıstık gibiyim (ki öyleyim hiç bakmayın hıh )....
Bana kilo almışsın diyenler önce kendi arka tamponlarına baksınlar lütfen...Benimki geçici bi durum hepinizi fiziğimle,güzelliğimle döverim tamam mı bebeğimm???? Beni mühendis hanım çizgimden çıkartmayın !!!!
-->
Evet soruları not aldıysanız süreniz başladı. 50 dakika süreniz var fazladan süre istemeyin sakın aslaaa vermem çok cimriyim bu aralar. Ama hadi siz bi kıyak yapayım 3 yanlış bi doğruyu götürmüyo...Eee hadi eller işlesin cevapalrı bekliyorummm...
ÖNEMLİ NOT : MKA ÜST DENETLEME KURULU GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE BU YAZININ İLK MADDESİNİ BEĞENMEMİŞ SON MADDESİNİ DE ÜSTÜNE ALINMIŞ BULUNMAKTADIR ( BU ŞAHİKANIN SONUNDA BAŞIMA BİŞEY AÇACAĞI BELLİYDİ ZATEN !!! ) ASLINDA BİR ART NİYET YOKTUR FAKAT AİLE HUZURUMUZUN DEVAMI BAKIMINDAN BEN İLK VE SON MADDELERİ ÇIKARMIŞ BULUNMAKTAYIM. ZATEN GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE KAFAMI BOZMA BEĞENMEZSEM BÖYLE HACKLERİM ADAMI ŞEKLİNDE BİR GÖZDAĞI DA VERİLMİŞ DURUMDADIR.
SON OLARAK İKİ SORUYU ÇIKARDIĞIM İÇİN SINAV SÜRESİ 30 DAKİKAYA DÜŞMÜŞTÜR..KOLAY GELSİN....
14 Kasım 2007 Çarşamba
TuBiKKo GeRi DöNDü....
Aslında teorik olarak çok uykusuzum;pratikte de gözlerimin yanlarındaki ağrılardan ve göz kapaklarıma oturmuş küçük filler varmış gibi hissettiğimi de söyleyebilirim. Yine de yavaş yavaş kendimi toparlamaya başladım. Sanırım dert edip kendimi sıkıntıya soktuğum şeyleri sorun gibi algılamayıp sadece çözülmesi ve bitirilmesi gereken olaylar gibi algılarsam daha çabuk ve kolay yoldan neticeye varacağımı öğrendim (Çekim Yasası bende ciddi değişikliker yaratmaya devam edecek :) )
Neyseee.... Gelelim son zamanların havadislerine..Ben bildiğiniz gibi hala denetleme için hazırlanmaya uğraşıyorum.Ve bizim şirkete gelecek denetçi eğer bir okuyucumsa buradan kendisine sesleniyorum;ha ha ha hiç bir hatamı bulmanıza izin vermeyeceğimi SAyın Denetçi neden derseniz ben sizden daha zekiyim :D Ayrıca sistemde değişiklikler bilem yaptım yani o derece...
Bunun yanında dün akşam kız istemeye gittik. Hani demiştim ya size daha önce Candostumla Canım Kuzum Kuzim evlenmeye karar verdi diye. Heh işte biz dün akşam gittik;Diloşumu istedik;çok şükür verdiler de bir rahat ettik.Zaten bize vermeyeceklerde kime verecekler di mi yani?
Kısa bir özetle dün geceyi anlatayım.
1) Sevgili Kuzicim heyecandan stresten saat 19:00-19:20 arası beni 3 defa arayarak bütün hazırlanma aşamalarıma tanıklık etti ve bu sayede 20 dakikada hazırlanma rekoru kırmama sebep oldu.
2) Diloşlarımın oraya gittiğimizde kuzen yolu karıştırdı ve mahallede bir tur attıktan sonra ancak bulabildik.Bu arada şunu da belirtmek isterim bizim Kuzu ilk defa gitmiyor oraya;paniklemekten bildiği yolu unuttu ihihihi :)
3) İndik kapının önünde hadi hadi beklemeyin hemen çıkalım diye bizim üzerimizde psikolocik baskı yaptı sakin ol demekten dilimde tüy bitti...
4) Çiçeği sağdıç rolünü üstlenen kobacanımın eline tutuşturdular :)
5) Kemocan yine gecenin odak noktası olmayı başardı maşallah yine Stand-up modundaydı. Diloşumun teyzesine sormuş beni hatırladınız mı diye teyzedeki tepki aynen aktarıyorum''Seni unutmak mümkün mü? '' (Açıklama: Diloşum ameliyat olduğunda hastaneye ziyarete gitmiştik Kuzi,ben ve Kemo.Tezsei ve kuzenleri de oradaydı;Kemo yine yaptığı bomba esprilerle milleti kırıp geçirmişti :D )
6) Diloşumun kahvelerini ben yaptım;ama ellerim titredi heyecandan ay ne garip bir durum sanki beni isemeye gelmişler gibi. Bu arada tabi son kahveyi tepsiye koyarken telaşeden cezvenin içini olduğu gibi boşalttım tepsiyi de biraz batırdım :D Ama Allah'tan çok değil...
7) Fehmi Eniştem isteme işini son anda babama paslamış sen iste diye Diloşumu o istedi. :) Dedesi de verdi sağolsun....
8) Fırsatı kaçırır mıyım hemen Diloşumun nişan elbisesini gittim gördüm odada.Zaten ben görmeden ilk kez giyse bi tarafıma bişey olurdu kesin;en yakın arkadasımın nişan kıyafetini görmeden olur mu yaaa :D
9) Gecenin sonunda evimize dönerken Kuzi merdivenlerden hoplaya zıplaya iniyordu. Merdivenleri çıkarken ki kasılan gergin adamdan eser kalmamıştı.
10) Geceye damgasını eve dönerken babama verdiği cevapla ananecim vurdu..'' Aslında ben hız seviyorum ama yollar boş olduğu zaman !!! '' Bu sözün üzerine biz koptuk tabi...
11) Saat 01.30 sularında evimizde ve yatağımızdaydık ve dün geceyi bitirdik.Cuma günü yani 16.11.2007 tarihinde de nişanımızı yapacağız.
Aslında resimler çektim ama eve geç gelince bilgisayara atma fırsatım olmadı.Zaten bir sebepten ötürü telefonumun ayarları sapıtmış çektiğim resimleri de beğenmedim.O sebeple ben size Cuma günü nişandan sonra resimleri koyarım o zaman görürsünüz. Hem daha bi kokoş olcam o daha iyi beni bakımlı görürsünüz....:D
Herkese iyi haftalar dilerimmmmm.....
8 Kasım 2007 Perşembe
SIRRA KADEM BASMAK

30 Ekim 2007 Salı
İçimden Geçenleri Bu Başlıkta Yazarsam Ayıp Olacak...

22 Ekim 2007 Pazartesi
19 Ekim 2007 Cuma
Bunu Bulan Adamı Alnından Öpmek Lazım :D
Mesela şimdi 3 Kasım için ÜFL 3-E Toplanıyor diye bir buluşma düzenledik.Sınıfımızdaki arkadaşların katılımıyla bir buluşma ayarlıyoruz :) Nerden baksak 7 sene olmuş görüşmeyeli :) Bunun haricinde ilkokuldaki en yakın arkadaşımı buldum ve yaşadığımız yerler arasında sadece 10 dakikalık bir yürüme mesafesi olduğunu görünce de ciddi şekilde şok oldum ve çok çok sevindim :) Şimdi Cumartesi sabahı arkadasım bana sabah kahvaltısına gelecek :) O kadar merak ediyorum ki acaba yıllar onu nasıl değiştirdi.Çünkü en son 11 yaşımda görmüştüm onu ve 14 sene gibi bir zaman geçmiş üzerinden...
Yeni resimlere bakınca gözlemlediğim; erkeklerin çok değişmediği ama kızların bazılarının tanıyamayacağım hale geldiği :) Ama bişey var ki hiç değişmiyor;bakışlar... 8 yaşında ne ise 25 yaşında da aynı oluyor bakışlar :) Herşey değişse bile gözlerden tanıyor insan :)
Bu arada bilgisayarım bozuldu :( Şimdi başka arkadasımın bilgisayarından yazıyorum.Benimki tamire gitti.Daha 3 aylık bilgisayar nasıl bozuldu anlamıyorum ben ama gıcık oldum :) Masa masa geziyorum halim çok komik :)
Son olarak da bugün Cumaaaa... Yarın sabah kahvaltıya ve akşam da çaya mifasirlerim geliyo.Yani güzel ve değişik bişeyler yapmalıyım düşnmeye başlasam iyi olacak :) Herkese iyi haftasonları dilerim...Görüşürüzzzzz....
16 Ekim 2007 Salı
Reklam Tadında Bir Ohhh Beee....
Gelelim görüşmeyeli neler yaptığımıza...Valla bayram telaşesi malum..Bu bayram İstanbul'da idik. Adana'ya gidemedik. Aile büyüklerini gezdik,el öptük Kemocanım bol bol tatlı yedi hatta az kalsın şeker komasına falan gircek diye korktum. İşin komik yanı o kadar yiyip yiyip buna rağmen çok aşırı kilo almayışı kendisinin..Ama gıdığı çıkmış hihihih ( Bak ben bunu söylemiycektim kızacak şimdi bana kocamcım, ama napim tombalak koca göbekli bi adam olmasını engellemem lazım) İlk günü böyle geçti gitti...
İkinci gün sabahı korkunç bir gökgürültüsü sesiyle uyandım...( BEn biraz tırsarım da gök gürültüsünden; tamam biraz değil bir hayli.. ) Ama baktım şakır şakır yağmur yağıyor ohh dedim...Yağsın yağsın...Sonra sabah kahvaltısının ardından (ki bizim annemlerden çıkmamız 2 yi geçti sanıyorum ) dedeme gittik...Sonra evimize döndük;evde film keyfi yaptık. Testere diye bir film vardı ya hani;ben onu böyle ruhlu kanlı bir film sanıyordum ama aslında direk psikolojik bir filmmiş.Hele filmin sonunun bağlanışı çok güzeldi şahsen biz çok etkilendik...Hatta uyumaya yatıp bir süre daha bayağı bir yorum yaptık film konusu üzerinde....(Tamam kabul film yine biraz şiddet içerikli bir filmdi yan, kanlar manlar vardı ama konu güzeldi yani benden tam puan aldı şahsen )
Bayramın son günü akşamı kardeşim İzmir'e döneceği için annemlerde toplandık.Babam balık almış onları yapacaktık...Bize hamis buğulama ve mezgit tava yaptı...Ben de bol salata yaptım süper oldu..Ben normalde pek hazetmem hamsiyi buğulama şeklinde yemekten ama bu sefer yedim güzel olmuştu. :) Sonra kuzenim aradı babamlara ziyarete geleceklermiş bayram için Mert bebeği de getirdiler...BEn kuzen halası oluyorum kendisinin :) Bizim ailede bu sene çok bebek oldu maşallah bol bol mıncıklıyoruz kendilerini...
Pazar akşamının ardından yattık uyuduk kalktık işimize geldik. Başladık yine çalışmaya.Yani kürkçü dükkanına dönüş yaşadık.Ama olsun 2-3 gün iyice dinlendik..Sonra dün Kemocan aradı;
iş yerinden arkadaşı bizi monopoly oynamaya davet etmiş. Gittik pizza ve patates kızartması yapıp yemeğimizi yedikten sonra monopoli oynadık ve saat 12.00 gibi ordan kalktık. Çok uykum olmasına rağmen saat 01.00 buldu uyumamız ama bu sabah yine de dinç uyandım.Nedeeeennnn çünkü sabah gelince sıcacık çay içme şansım vaarrr :)
He bu arada son gelişmelerden haberdar edeyim sizi bari...Şimdi bizim şirkette bugün yeni bir teyze çalışmaya başladı. Hamiyet Hanım.(Daha doğrusu bayağı bayağı Hamiyet Teyze kendisi) Bundan sonra şirketin çay,kahve servisi ve temizlik işlerinden kendisi sorumlu olacak..ohh be en azından ofis boyluk yapmaktan kurtuldum (Seçil bu aralar izinde olduğundan dolayı onun yerine telefonlara ben bakıyorum..Yani şu aralar kendimi bir nevi Mühendis-Ofisboy-Sekreter karışımı bişey gibi hissediyorum ama neyse ki yarın dönüyor. :) SAnırım bu Hamiyet teyze işine de en çok o sevinecek daha haberi yok çünkü )
Bunun haricinde ciddi şekilde FACEBOOK olayına sarmış durumdayım. Kimleri buldum kimleriiii....Tabi soyadımın değiştiğini görenler önce bir dumur oluyorlar ondan sonra kendilerine geliyorlar...
işe böyle...Son hal ve vaziyetlerim bu durumdadır sevgili kardeşlerim....Bir daha ki yazımda görüşmek üzere esen kalın.... :)
11 Ekim 2007 Perşembe
Bu da Benim Bayram Şekerim... :)
TUBİKKO'DAN KUCAK DOLUSU SEVGİLER...
BAYRAM DÖNÜŞÜ GÖRÜŞÜRÜZZZ...
10 Ekim 2007 Çarşamba
Bana Mutluluğun Resmini Çizebilir misin?
2 ) Yakınınızdaki bir kitabın 187. sayfasında ne yazıyor?
2.Sorunun Yanıtı...
Bakın görün ki şu anda başka bir kitap okuyor olsam da en yakınımda işyerimdeki kitap yine Mustafa Necati Sepetçioğlu... Ama gerçekten çok seviyorum yazım tarzını...Eğer tarihle ilgili kitapları (özellikle de Türk Tarihi ) okumayı seviyorsanız şiddetle tavsiye ederim.. Lafı fazla uzatmadan 187. sayfayı aktarıyorum. Bugünlerde yaşananların anlam ve önemini anlatmak açısından da denk geldiğini düşünüyorum :)
'' Ucu kızıl tuğlu Gökbayrak elden ele ve Bozkurtun türküleri dilden dile ulaştı. Yiğit ellerde Gökbayrak, tatlı dillerde Bozkurt, gözlere ve gönüllere dola döküle yedi iklim ve dört köşeye yayıldı. Işığından yeryüzü; haykırışıyla ululuğuyla dolu koca bir kainat ve gökyüzü aydınlandı, nurlandı ve umutlandı. Sonunda bir gün geldi,şafakların en güzeli bir şafakta; tan yerinin en hoş kızıllığında, ala çalan bir kızıllıkta Gökbayrak, bunca zaman uğruna dökülen kanların rengiyle kızardı; Bozkurt, son defa, bütün bir milleti ve milletin geçmiş ve gelecekteki günlerini bir arada uyarmak için, Gökbayrak ala çalan kırmızılıkla kızarırken,son defa, haykırdı.
Bu Bozkurdun son görünüşüydü; son haykırışıydı. Bir daha görünmedi.Adı dillerde, kendi gönüllerde kaldı.
Ve Ay Yıldızlı al bayrak, genç... bir daha yorulmayacak ellerde!...''
M.Necati Sepetçioğlu Yaratılış ve Türeyiş
Ben de Bora'nın annesi Didocum u ebeliyorum.... Hadi bakalım sıra sende...:)
Yarın muhtemelen yazamam. O yüzden şimdiden hepinizin Bayramını Kutluyorum canlarımmm...Herkese sağlıklı,huzurlu,sevdikleriyle mutlu bir bayram diliyorum... büyüklerimin ellerinden küüçüklerimin gözlerinden yaşıtlarımın da yanaklarından öpmeyi ihmal etmiyorum tabi :P
Herkese çocukluğumuzdaki gibi neşeli bayramlarrrrrrr.....
8 Ekim 2007 Pazartesi
Bu Yazımın Başlığı Küçük Bir Mola Olsun mu?

2 Ekim 2007 Salı
SIKINTILI TAZE....
Ee hani resimler diyosunu di mi? Haklısınız tabi;Tubikko mutfağa girer de marifetlerinin fotoğrafını çekmez mi? Çeker çekeeeer ama öte yandan da bilirsiniz ki Tubik biraz tembeldir;fotoğrafları bilgisayara atmamıştır o yüzden buraya koyamaz resimleri..Ama akşam aklıma gelirse koyucam....Söz bak valla...
Bugün ise canım abuk subuk şeyler çekerken ananemi aradım.( BEn böyle yemek olmadı mı ya da çok üşendiğimde ananeme yamanmayı pek severim de :P SAğolsun o zaten hiç geri çevirmez aç bırakmaz bizi oyy tontoşum) Meğersem akşama iftara davetliymişiz ananeme... Kardeşlerini iftara alıyomuş;teyzemler falan da orda olcakmış;sizi de bekliyoruz dedi...Zaten bir menü saydı off dedim zaten benim Kemocan ananemin yemeklerine hayır diyemez... Yarın akşam da arkadasıma davetliyiz iftara... Bu sene Ramazan Ramazan gibi geçiyo ohh yahu :)
Neyse işleri bitireyim de geçe kalmayayım..Hadi kolay gelsiiinnnn....
27 Eylül 2007 Perşembe
Tubik Uyku Gezegeninden Bildiriyor...

25 Eylül 2007 Salı
6. Ay Dönümü,Vapur,Gülhane Parkı,Sultanahmet....
Pazar günü (23.09.2007 ) bizim evliliğimizin altıncı ay dönümüydü..Kobacan Cumadan bana seni gezmeye götüreyim Kadıköy'e demişti.Nostalji yapacaktık ama sabah kalkınca fikir değiştirip Sultanahmet'e gitmeye karar verdik. Hani hazır Ramazan ayı da mevcudiyetini korurken bakalım nasıl oluyormuş diye...Bindik trene indik Haydarpaşa'ya koştuk hemen motora atladık :)
Gülhane Parkı'nda minyatür bir Galata Kulesi vardı. Kemocanım beni Galata Kulesi yerine bununla kandırdı gel resmini çekeyim diye....Ben de onunkini çektim tabi :)
Ordan çıktık Sultanahmet Meydanı'na gittik.CAminin ordaki sıra sıra banklarda oturup dinlendik.Yoldan geçen turistler hakkında yorum yaptıkk (Ay ne ayıp cık cık cık ) :)
Sonra Osmanlı macunlarımızı aldık..Kemo yiyemedi çok geldi ona ben de kendiminkini bitirdim onunkinden de azıcık yedim ama yemesem iyimiş.Fazlaca yoğun bişey midem bulandı Kobacan bana güldü :) SonraTramvaya bindik,Eminönü'nden vapura...Vapurda dışarda oturduk;dona dona çayımızı içtik....(Nihayet bu keyfi yaşadım ) Manzarayı seyrede seyrede Kadıköy'e geçtik.Sonra evimize ulaştık...
21 Eylül 2007 Cuma
Haftanın Sonu Yazısı....
Benim günüm canım günüm...Bu akşam eve gidicem,iftardan sonra elime çayımı alıp keyfimi çatıcam...Hatırla Sevgili'yi izleyeceğim...Geç yatıp geç kalkıcam kendime bir jest yapıcam...Sonra kalkınca kuaföre gidp saçlarımı kesitiricem çok kırıldılar..Sonra kocacım beni Pazar günü gesmeye götürücek;Kadıköy'e gidicez, birlikteliğimizin ilk zamanlarındaki gibi...Sahi biz ilk buluştuğumda da Ramazandı :) ... Sonra belki sinemaya gideriz.. Modada yürürüz,hava güzel olursa belki akşam da oralarda oluruz...Yani biraz nostalji yaparız.Elimi ilk tuttuğu sokaktan geçer;sahil boyuna uzanırız...
Bütün Hafta boyunca bunalım takıldığımın farkındayım;ama bu haftasonunu iyi bir şekilde geçirip kendime gelmiş olarak dönmeyi umuyorum...Pazartesi neşeli Tubikko olarak dönmek umuduyla şimdilik hoşçakalın...Hepinize iyi haftasonları dilerim canlarım....
20 Eylül 2007 Perşembe
SIKILMAK ÜSTÜNE....

19 Eylül 2007 Çarşamba
CANIM NE İSTİYOR....
